14 Ağustos 2026 Cuma

Hollow Malikanesi Cinayeti


AGATHA CHRISTIE

Hercule Poirot #25
The Hollow
Altın Kitap 
312 Syf
3/5


Herkese merhaba. Bu ayki Agatha Christie kitabım Hollow Malikanesi Cinayeti. Daha önce Ceset Katilini Arıyor ismiyle basılmış. 

Lucy Angkatell, taşradaki evinde haftasonu için davet verir. Kuzenler ve yakın dostlar... Hatta öğle yemeği için yeni komşusu Hercule Poirot'u da davet eder. 
Eşiyle birlikte başarılı bir doktor olan John Christow, Hollow Malikanesi'ne gelen davetliler arasındadır. Dr Christow öğle yemeği vaktinde havuzun başında vurularak öldürülür. Silah sesini duyup gelenler, doktorun başında silahla bekleyen eşini bulurlar. O arada malikaneye gelen Poirot da olaya şahit olur. Hemen müfettişler, polisler olayı araştırmaya başlar. Hayatın olağan akışına göre de Poirot'tan yardım istenir. 

Okuduğum Agatha Christie kitapları içerisinde en yavaş ilerleyen hikaye oldu. Çok fazla betimleme vardı. Doktorun aşk hayatı, evliliği, eşi uzun uzun anlatılmış. Sıkılmadım dersem yalan olur. 
Ayrıca Hercule Poirot kitabı olmasına rağmen sanki dedektifimiz figuran gibiydi. Onun gri hücrelerinin çalıştırdığı, analitik zekasını ortaya koyduğu kitaplar gibi değildi. 
Herşey anbean ortadaydı. O yüzden son pek şaşırtmadı. 
Hollow Malikanesi Cinayeti, daha çok psikolojik analizlerin yer aldığı bir kitap gibiydi. 
Agatha Christie'nin daha iyi kitaplarını okudum 🥺
Agatha Christie'nin okuduğum 43. kitabı. 
13.08.2026

ALINTI
"Başından beri bu cinayet bana hem çok basit hem de çok karmaşık görünüyordu," dedi ve devam etti. "O kadar basitti ki, insan bunun basitliğine inanamıyordu. Basitlik matmazel, bazen çok yanıltıcı olabilir ya da entrika ve dahice buluşları olan, keskin zekâlı biriyle karşı karşıyaydık. Ne zaman gerçeğe biraz olsun yaklaşsak, karşımıza bizi gerçekten uzaklaştıran bir ipucu çıkarılıyor. Bu da bizi hiçe, boşluğa sürüklüyor. Her hamlede ellerimiz boş çıkıyoruz."

"Hercule Poirot için insanları çözümlemeye çalışmaktan çok daha çekici bir tek şey vardı: gerçeğin peşinde koşmak."




10 Ağustos 2026 Pazartesi

Topraktan Dönenler


RAY BRADBURY

From The Dust Returned
İthaki Yayınları
144 Syf
4/5


Herkese merhaba. 
Konusundan nasıl bahsedeceğimi bilemediğim kitap olan Topraktan Dönenler ile geldim. 

Büyük Hadise gerçekleşmek üzere. Bununla birlikte Eve Dönüş kapının eşiğinde. Ve bu olayı bekleyen  bir aile vardır. Bu aile Elliott Ailesi. Elliott, sıradan bir aile değildi. Evet, her ailenin olması gerektiği gibi sadık, sevgi dolu, kocaman yürekli ve merhametlilerdi. Fakat ABD'nin Orta Batı bölgesinde, Illinois'de yaşayan; hayaletlerden ve adı konmamış doğaüstü yaratıklardan oluşan tuhaf mı tuhaf bir aileydiler.
Bu aile efsane ve gizem dolu bir evde asırlardır yaşıyorlar. Hemen hemen hepsi garip ve doğaüstü yaratıklar. Biri hariç. Sepetin içinde bulunan aileye alınan ve en dokunaklı karakter olan Timothy. O insandır. Aileye göre eşsizdir. Çünkü onların aksine, bir gün yaşlanmak ve ölmek zorundadır.
Bin Kere Büyük Anneanne; Nefertiti'nin annesidir. Mumyalanmış sargılarının derinliklerinden lirik ifadeler ve kehanetler dökülür. Kadim olanlardan ve geçip giden bin yıllardan bahseder. Bir çok canlının içinde, zihninde yolculuğa çıkan, aşık olmayı isteyen ve sevgiye özlem duyan Cecy ve Uçma yeteneğini kaybeden eğlenceyi seven, gururlu kanatlara sahip bir vampir Amca Einar. En akılda kalan aile bireyleri. 

Öyküler boyunca, ev biçim değiştirici, telepat, uyurgezər veya vampir gibi ailenin dört bir yana dağılmış kollarını bir araya getirecek olan görkemli eve dönüş kutlamasına hazırlanırken, tırmanan bir gerilim hissedilir. Ancak bu heyecanlı bekleyişin ortasında bir felaket hissi vardır. Çünkü dünya değişmektedir. Ve durumu çözmenin bir yolunu bulması gereken kişi de Timothy'dir. Sonu… pekala, sonu beklenmediktir. Sonrasında okuyucu büyük bir kayıp duygusunun yanı sıra bunun kaçınılmaz olduğuna dair bir his de yaşar.

Yazar kitabı 1946 başlamış yazmaya. 2000 yılında da son bulmuş. Korku olarak geçen kitap pek bunu içerdiği söylenemez. Daha çok fantastik hatta mizahi gotik içermektedir. Hatta ve hatta anı diyebiliriz. Bradbury, aile büyüklerinden dinlediği hikayelerden etkilenmiştir. 
Hikayeler farklı dönemlerde yazılmış olsa da akıcı bir şekilde okunuyor. Yazar Fahrenheit 451'i severek okumuştum. Topraktan Dönenler de benim için farklı bir deneyim oldu.


ALINTI
"Neşelen, yeğenim. Senin hayatın çok daha zengin. Bizimki ölülerin dünyası. Hep mezar taşları- her yer gri. Hayatın en iyi davrandığı kişiler aslında en az yaşayanlardır, verdiğinin karşılığını misliyle alırsın!" (47. syf) 
"İnanılmaz da olsa, her çıkışın bir düşüşü vardır." (64. syf)
"Sizden biri miyim yoksa sizinle beraber miyim?" diye yanıtladı beti benzi atmış yolcu. "Sen nesin, ya da biz neyiz ki? Bir ismi var mı? Bir şekli var mı? Hangi ortama ait? Güz yağmurlarından mıyız? Sulak arazilerden buharlaşarak yükseliyor muyuz? Alacakaranlık sislerine benziyor muyuz? Sinsice sürünüyor muyuz yoksa uzun adımlarla koşuyor muyuz? Yıkık bir duvardaki gölgeler miyiz? Mezar taşlarının üzerindeki, kırık kanatlı melekler hapşırdığında çıkan tozlar mıyız? Ekim ektoplazmalarının içinde süzülüyor veya uçuyor veya akıyor muyuz? Kafalarımızı ve tabut tabut kapaklarımızı çivileyeceğini duyarak uyandığımız adım seslerinin ta kendisi miyiz? Pençelerin veya ellerin veya dişlerin arasındaki yarasaların kalp atışları mıyız?" (81 syf)
"Sıkıntı şu ki," diye araya girdi beti benzi atmış yolcu, "insanların bize sadece bir noktaya kadar inanmasını sağlamalıyız! Eğer bize haddinden fazla inanırlarsa; çekiçlerini dövemeye, kazıklarını bilemeye, çarmıhlarını kurmaya ve aynalarını asmaya başlarlar. İki ucu boklu değnek. Savaştığımızı belli etmeden nasıl savaşacağız? Fazla net olmadan nasıl aşikâr olacağız? Gereğince gömüldüğümüzü fakat ölü olmadığımızı mı söyleyeceğiz?" (86 syf) 
"Yalnızca ölüm dünyayı yeniden doğacak kadar özgür kılabilir." (127 syf) 

Gecenin Kutsal Karanlığı (Renee Ballard #2)


MICHAEL CONNELLY

Renée Ballard Serisi #2
Dark Sacred Night
Nemesis Kitap
405 Syf 
4/5



Herkese merhaba. 
Ayın ilk kitabı Renee Ballard Serisi'nin ikinci kitabı olan Gecenin Kutsal Karanlığı ile geldim. 

Bu kitapta Harry Bosch ile Renée Ballard güçlerini birleştiriyor. 
Ballard, bir gece raporunu yazmak için merkeze döndüğünde eski dosyaları karıştıran bir yabancıyla karşılaşır. Bu yabancı emekliye ayrılmış, San Fernando Vadisi' nde yedek dedektif olarak çalışan ve daha önce de Hollywood Şube'de görev alan Harry Bosch'tur. 
Bosch, yıllardır içini kemiren faili meçhul bir dosyayı tekrardan araştırmaya başlar. Daisy Clayton, 15 yaşında Hollywood sokaklarında vahşice öldürülüp çöp kutusuna atılmıştır. 
Ballard, çözülmemiş bu dosya için Bosch'a yardım etmek ister. Ve ikili cinayeti araştırmaya başlar. 

Yazarın kalemini daha çok sevmeye başladım. Ustaca bir anlatım var. Henüz Harry Bosch ile yakından tanışmasam da iki özel dedektifin bir araya gelmesi çok güzel olmuş. Yazarın serinin son iki kitabında da ikili ile devam etmesi ayrı bir güzel.
 
Connelly, polis prosedürlerine gösterdiği özen ve araştırmalarının ne kadar etkileyici olduğunu bir kez daha kanıtlamış. 
Ayrıca sadece Daisy cinayetini okumuyoruz. Hem Renée'nin hem de Bosch'un ilgilendiği başka olaylar da yer alıyor. 

Daha fazla ne diyebilirim ki? Severek okudum. Bu seri bittikten sonra hemen Harry Bosch'a başlayacağım.07.08.2026

1) Gece Vardiyası
2) Gecenin Kutsal Karanlığı
3) Yangın Gecesi
4) Karanlık Saatler 

ALINTI
"Çoğu zaman, gözden geçirdiği ve üzerinde çalıştığı vakalar son derece vahşiydi. Çoğu zaman katil erkekti. Bunda insanı derinden etkileyen bir şey vardı. Bir başkası tarafından öldürülmenin genel haksızlığının ötesine geçen adaletsiz bir şey. Yaşamlarının her anında, cüsselerinin ve yaradılışarının onları karşı cinse karşı savunmasız kıldığını bilseler erkekler nasıl yaşarlardı acaba? (355 Syf) 



Temmuz Ayında Okuduklarım



Herkese merhaba. 
Temmuz ayında okuduğum kitaplar ile geldim. Sekiz kitap okudum. Bu benim için gayet iyi. 
İki tane yeni seriye başladım. Renee Ballard ve Campus Diaries. Yeni yazarla tanıştım. İlk kitabı olmasına rağmen gayet güzeldi. 
Graham Etkisi en sevdiğim kitap oldu. Öteki Bayan Bridgerton' u hiç sevmedim. Tam bir hayal kırıklığı. 

Neler mi okudum?




Bu ayki motiflerim.

Müfettiş


NİKOLAY VASİLYEVİÇ
GOGOL

İşbankası Kültür Yayınları
129 Syf
4/5

Herkese merhaba. 
Okumaktan keyif aldığım yazarlardan olan Gogol'un bir tiyatro eseri olan Müfettiş ile geldim. 

Küçük bir Rus kentine müfettiş geleceği duyulur. Başta kaymakam olmak üzere tüm memurların etekleri tutuşur. Hiçbiri görevini layıkıyla yerine getiremediği gibi rüşvet, yolsuzluğu normal bir durum haline getirmişlerdir. 
Kaymakama müfettişin kim olduğuna dair bilgi gelir. Yanlış anlaşılmalar, kaymakam ve memurların düştüğü durumlar, sonunda da yine halkın mağdur olduğu anlatılan beş perdelik bir tiyatro eseri. 

Gogol bu eserle yine hicivini konuşturmuş. Bürokrasinin düştü durumu trajikomik bir dille bizlere aktarmış. Çok fazla bir şey söylemeye gerek yok bence. Muhteşem bir eser. 

Son olarak Gogol, Puşkin ile yakın arkadaşmış. Onun isminin bir bölümde geçmesi hoştu. "Edebiyatçılarla aram iyidir. Puşkin'le çok iyi dostuz. Ona sık sık 'Ne haber Puşkin kardeş?' diye sorarım; o da 'Bildiğin gibi kardeş, geçinip gidiyoruz işte...' diye yanıt verir. Çok ilginç bir adamdır."

Mutlaka Müfettiş'i okumalısınız. 21.07.2026

ALINTI
"Ah, biz Hristian İvanoviç ile birlikte tedavi konusundaki önlemlerimizi aldık zaten: Hastayı ne kadar kendi haline bırakırsanız o kadar iyi olur. Hiç pahalı ilaç kullanmayız. İnsan basit bir varlıktır zaten: Ölecekse ölür, iyileşecekse iyileşir."

"Yalan söylerken adamın kılı bile kıpırdamıyor! Böylelerine karşı gözünü dört açacaksın."

"Yüzün çarpıksa aynayı suçlama."

“Ben de senin gibi edebiyatla uğraşmak istiyorum artık. Yaşamak öyle sıkıcı oldu ki kardeş, insan biraz da ruhunu beslemek istiyor.”

"Bazen insanın canı bir fincan çay içmek ister."

"İyi de kimi zaman çok zeki olmak, aptal olmaktan beterdir."


Eylül Ayında Okuduklarım

Herkese merhaba.  Eylül ayında okuduğum kitaplar ile geldim. 9 kitap okudum. (Aslında 10 nedenini aşağıda açıklarım) Öğretmen ha...