22 Temmuz 2026 Çarşamba

Kuzgun Yemini


KAMURAN ELAGÖZ

Edebiyatist Yayınevi
308 Syf
4/5

Herkese merhaba. 
Bir solukta okuduğum kitap Kuzgun Yemini ile geldim. 

Olaylar bir genç kızın evde ölü bulunmasıyla başlar. Katil bulunur ve hapse atılır. Ama yinede Başkomiser Efsun'un içi rahat değildir. 
Kısa bir süre sonra bir cinayet daha işlenir. Vahşice öldürülmüş, kuralları altüst eden bir ceset. İnsanlar korku içerisinde. Emniyetin önünde protestoculardan geçilmiyor. Tüm emniyet ekibi sıkışmış durumda. 
Cinayet masasında başkomiser olan Cenk bir olaydan dolayı haksızlığa uğrar ve Hakkari Suçlar Şubesi'ne sürülür. Bunu kendine hakaret sayıp istifa eder. 
Efsun, Cenk'in kapısına çalar. Bu cinayette danışman olarak çalışmasına ister. 
Cinayetler devam eder. Kusursuz ve simetrik kesikler... İstanbul'un karanlık sokaklarında Gölge gibi hareket eden bir katil... Semboller, ipuçları... Da Vinci fırçasından çıkmış resimler... Osmanlı ve Bizans'ın içiçe girdiği tarih. Korkunç İvan'dan Anemas Zindanları'na... Ve en önemlisi yıllar önce yaşanan korkunç olay. 

Kitabı ilk okumaya başladığımda betimlemelerden dolayı biraz hayal kırıklığı oldu. Ben hemen konuya girmeyi olayları çözmeyi seviyorum 🤭 Ama sonra yazar beni hikâyeye öyle bir çekti ki bir bakmışım son 70 sayfa. Başta da belirttiğim gibi bir solukta okudum. Elinden bırakamadım. 
Başta Cenk ve Efsun olmak üzere ekibi çok sevdim. Ayrıca Cenk'in annesine bayıldım. 
Sembollerin ve tarihin yer alması ayrı bir hoşuma gitti. 
Katil beni şaşırtmadı. İlk tahmin ettiğim kişiydi. Ama kitap boyunca o böyleydi diyerek okudum. Biraz anlamsız bir cümle oldu spoiler olmaması için 🤭 Yazar beni o söyleymeyediğim durumdan çok şaşırttı. 

Ben çok beğendim Kuzgun Yemini'ni. Serinin diğer kitaplarını da merakla ve heyecanla bekliyorum. 
19.07.2026


ALINTI
"Kendinin bile duymadığı bir fısıltıyla; 'Bu daha başlangıç.' Parçalanmış beden sadece bir mesajdı, biri imzasını tüm şehre göstermek üzereydi."

"İnsanın zaman kavramını törpüleyen, bir aydı aralık. Günler birbirinin kopyası gibi peş peşe diziliyor, sabah ve akşam arasındaki çizgi giderek inceliyordu. Işık bile sanki soluklaşıyor, her şey daha ağır, daha yavaş işliyordu. Saatler geçiyor ama ilerlemiyordu. Zaman yalnızca akmıyor, insanın üstüne çörekleniyordu."

"Burası, çok gerçek bir yer."
Cenk ona baktı. "Gerçek derken?"
"Bizim hayatımız gibi değil. Koşarak, kovalamaca içinde, sürekli bir sonraki felaketin peşinde değil, burada zaman daha yavaş."
Cenk hemen cevap vermedi. Ateşin içinden yükselen kıvılcımı izledi. "Bazen, yavaşlık daha çok acıtıyor."

"Bazı insanlar," dedi Sabahat Hanım birden, "kötülüğü seçmez oğlum, kötülüğün içine doğar."

"İnsan bazen karanlıkta kalır, herkes güneşe çıkmaz."

"Tarihçi geçmişi anlatmaz, geçmişin neyi sakladığını bilir."

"Adalet herkese eşit davranmıyordu, davranmadığı için de başka bir şey devreye giriyordu. 
Adaletin gölgesi."

"İnsanın insana yaptığı eziyetler aklına geldi, küçük çıkarlar için harcanan hayatlar; makam, koltuk, unvan uğruna çiğnenen onurlar... ve herkesin bunu normalmiş gibi kabullenmesi."

"Altı kanatlı bir sırdır serafim: iki kanadıyla hakikate bakmaktan ürken yüzünü örter, iki kanadıyla kusurunu saklar, iki kanadıyla da yükselir. Işığın yakıcı tarafıdır, yakmadan temizlenmeyen ruhlar için sessiz bir kıyamet... Yüzleri zamanında sıvanmış, sonra yeniden ortaya çıkarılmıştı. Kimlikleri gizlenmiş, sonra hatırlanmıştı. Ayasofya'da hiçbir şey tamamen yok olmazdı, sadece beklerdi."



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Topraktan Dönenler

RAY BRADBURY From The Dust Returned İthaki Yayınları 144 Syf 4/5 Herkese merhaba.  Konusundan nasıl bahsedeceğimi bilemediğim ki...