RAY BRADBURY
From The Dust Returned
İthaki Yayınları
144 Syf
4/5
Herkese merhaba.
Konusundan nasıl bahsedeceğimi bilemediğim kitap olan Topraktan Dönenler ile geldim.
Büyük Hadise gerçekleşmek üzere. Bununla birlikte Eve Dönüş kapının eşiğinde. Ve bu olayı bekleyen bir aile vardır. Bu aile Elliott Ailesi. Elliott, sıradan bir aile değildi. Evet, her ailenin olması gerektiği gibi sadık, sevgi dolu, kocaman yürekli ve merhametlilerdi. Fakat ABD'nin Orta Batı bölgesinde, Illinois'de yaşayan; hayaletlerden ve adı konmamış doğaüstü yaratıklardan oluşan tuhaf mı tuhaf bir aileydiler.
Bu aile efsane ve gizem dolu bir evde asırlardır yaşıyorlar. Hemen hemen hepsi garip ve doğaüstü yaratıklar. Biri hariç. Sepetin içinde bulunan aileye alınan ve en dokunaklı karakter olan Timothy. O insandır. Aileye göre eşsizdir. Çünkü onların aksine, bir gün yaşlanmak ve ölmek zorundadır.
Bin Kere Büyük Anneanne; Nefertiti'nin annesidir. Mumyalanmış sargılarının derinliklerinden lirik ifadeler ve kehanetler dökülür. Kadim olanlardan ve geçip giden bin yıllardan bahseder. Bir çok canlının içinde, zihninde yolculuğa çıkan, aşık olmayı isteyen ve sevgiye özlem duyan Cecy ve Uçma yeteneğini kaybeden eğlenceyi seven, gururlu kanatlara sahip bir vampir Amca Einar. En akılda kalan aile bireyleri.
Öyküler boyunca, ev biçim değiştirici, telepat, uyurgezər veya vampir gibi ailenin dört bir yana dağılmış kollarını bir araya getirecek olan görkemli eve dönüş kutlamasına hazırlanırken, tırmanan bir gerilim hissedilir. Ancak bu heyecanlı bekleyişin ortasında bir felaket hissi vardır. Çünkü dünya değişmektedir. Ve durumu çözmenin bir yolunu bulması gereken kişi de Timothy'dir. Sonu… pekala, sonu beklenmediktir. Sonrasında okuyucu büyük bir kayıp duygusunun yanı sıra bunun kaçınılmaz olduğuna dair bir his de yaşar.
Yazar kitabı 1946 başlamış yazmaya. 2000 yılında da son bulmuş. Korku olarak geçen kitap pek bunu içerdiği söylenemez. Daha çok fantastik hatta mizahi gotik içermektedir. Hatta ve hatta anı diyebiliriz. Bradbury, aile büyüklerinden dinlediği hikayelerden etkilenmiştir.
Hikayeler farklı dönemlerde yazılmış olsa da akıcı bir şekilde okunuyor. Yazar Fahrenheit 451'i severek okumuştum. Topraktan Dönenler de benim için farklı bir deneyim oldu.
ALINTI
"Neşelen, yeğenim. Senin hayatın çok daha zengin. Bizimki ölülerin dünyası. Hep mezar taşları- her yer gri. Hayatın en iyi davrandığı kişiler aslında en az yaşayanlardır, verdiğinin karşılığını misliyle alırsın!" (47. syf)
"İnanılmaz da olsa, her çıkışın bir düşüşü vardır." (64. syf)
"Sizden biri miyim yoksa sizinle beraber miyim?" diye yanıtladı beti benzi atmış yolcu. "Sen nesin, ya da biz neyiz ki? Bir ismi var mı? Bir şekli var mı? Hangi ortama ait? Güz yağmurlarından mıyız? Sulak arazilerden buharlaşarak yükseliyor muyuz? Alacakaranlık sislerine benziyor muyuz? Sinsice sürünüyor muyuz yoksa uzun adımlarla koşuyor muyuz? Yıkık bir duvardaki gölgeler miyiz? Mezar taşlarının üzerindeki, kırık kanatlı melekler hapşırdığında çıkan tozlar mıyız? Ekim ektoplazmalarının içinde süzülüyor veya uçuyor veya akıyor muyuz? Kafalarımızı ve tabut tabut kapaklarımızı çivileyeceğini duyarak uyandığımız adım seslerinin ta kendisi miyiz? Pençelerin veya ellerin veya dişlerin arasındaki yarasaların kalp atışları mıyız?" (81 syf)
"Sıkıntı şu ki," diye araya girdi beti benzi atmış yolcu, "insanların bize sadece bir noktaya kadar inanmasını sağlamalıyız! Eğer bize haddinden fazla inanırlarsa; çekiçlerini dövemeye, kazıklarını bilemeye, çarmıhlarını kurmaya ve aynalarını asmaya başlarlar. İki ucu boklu değnek. Savaştığımızı belli etmeden nasıl savaşacağız? Fazla net olmadan nasıl aşikâr olacağız? Gereğince gömüldüğümüzü fakat ölü olmadığımızı mı söyleyeceğiz?" (86 syf)
"Yalnızca ölüm dünyayı yeniden doğacak kadar özgür kılabilir." (127 syf)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder