3 Ekim 2026 Cumartesi

Kitaplığıma Yeni Eklenen Kitaplar





Herkese merhaba. 
Uzun zamandır yeni kitaplar serisine ekleme yapmıyordum. Son zamanlarda yayınevinden ve yazarlardan gelen kitaplar aşağıda olacak. Bazılarının yorumları mevcut. Hatta bir çoğunun 🤭 Linkleri de ekleyeceğim. 
Söyleyeceklerim bu kadar. Kitapla kalın. 







3) 2A Numaralı Koltuktaki Kız



4) Balkondaki Kız



















29 Eylül 2026 Salı

Eylül Ayında Okuduklarım



Herkese merhaba. 
Eylül ayında okuduğum kitaplar ile geldim. 9 kitap okudum. (Aslında 10 nedenini aşağıda açıklarım)

Öğretmen haricinde genel olarak keyifli bir okuma oldu. En çok Tarihi Hoşça Kal Lokantası'nı beğendim. Bu ayda Agatha Christie okumaya devam ettim. Kalemiyle yeni tanıştığım yazarlar oldu.

Şimdi sıra okuduğum kitaplarda:





Dipnot: Her gün 3 sayfa okuduğum bir kitap daha bitti. Yorum yapmak haddime olmadığı için kitap hakkında bir şey yazmadım.

Macbeth



WILLIAM SHAKESPEARE

The Tragedie of Macbeth
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
150 Syf
4/5


Herkese merhaba. 
Bu sefer Shakespeare'den Macbeth ile geldim. 

Macbeth İskoçyalı bir soylu. Ayrıca başarılı bir asker. Norveçler ile yapılan savaştan zaferle döner. Döndüğünde cadılar Macbeth'in kulağına bazı kehanetler fısıldar. Başarılarından dolayı İskoç Kralı Duncan'ın Macbeth'e Cawdor beyliğini vermesi ile ilk kehanet gerçekleşir. 
Leydi Macbeth'in kışkırtmaları ve cadıların sözleri Macbeth'in iktidar hırsına düşmesine neden olur. Yükselme arzusu o kadar çoktur ki İskoç Kralını öldürür ve kendisi tahta çıkar. Cinayetler devam eder. Macbeth'in zulmü İskoçya'yı bir virüs gibi sarar. Son ise beklenildiği gibi Macbeth'in hezimetiyle biter. 

Shakespeare'in diğer eserlerinde olduğu gibi Macbeth'te de ana karakterin psikolojik iniş çıkışları muhteşem aktarılmış. Macbeth için üzülmedim desem yalan olur. 
Aslında çok fazla bir şey söylemeye gerek yok. Sadece bir bilgi vermek istiyorum. Bu oyunun ilk temsili sarayda Kral I. James ile konuğu Danimarka Kralı IV. Christian'ın huzurunda yapıldığı sanılıyor. I. James ayrıca İskoçya Kralıydı. Shakespeare, oyununda onun atalarının tarihinden bir kesiti canlandırır. 
Son olarak Macbeth V perdelik bir oyundur. 
Okunması gereken eserlerden bir tanesi daha. 
(25.09.2026) 

ALINTI
"Kurtar onu bunlardan. Hekimsin madem, 
Kafanın derdine de deva bulamaz mısın? 
İçimize kök salmış bir kara düşünceyi
Söküp atamaz mısın aklımızdan? 
Beynimize işlemiş kuşkuları silemez misin? 
Her şeyi unutturan tatlı bir ilaç verip bize, 
Atamaz mısın göğsümüzü darlatan zehiri, 
Yüreğimize çöken o baskıyı içimizden?"

"Bu zenginlik tutkusu, daha derin, daha zararlı
Kökler salar dünyaya, şehvet gelir geçer bahar gibi. 
Nice krallarımızın başına yiyen kılıçtır tutku."

"Acı üstüne acı, kan üstüne kan,
kayna kazanım kayna, yan ateşim yan."

"Kendini boşuna harcamış olur insan, 
Dilediğine erer de sevinç duymazsa.
Yıktığın hayat kendininki olsun daha iyi, 
Yıkmakla kazandığın şey kuşkulu bir mutluluksa."

"Sen de görüyorsun ya, baba:
Gökler kızmış insanoğlunun ettiklerine, 
Yıkacaklar nerdeyse kanlı dünyasını. 
Saate bakarsan gündüz şimdi:
Ama karanlığa boğulmuş göğün lambası. 
Ya gecenin zaferi bu, 
Ya da gün utanıyor doğmaktan. 
Karanlıklar sarmış dünyamızın yüzünü
Diri aydınlıklar öpecekken."

"Bundan bir saat önce ölüp gitseydim, 
Mutlu bir ömür sürmüş olurdum. 
Çünkü bundan sonra benim için
Her şey boş artık bu yalan dünyada. 
Her şey bir oyuncak artık sadece:
Büyüklük, insanlık öldü. 
Hayatın şarabı alındı gitti, 
Tortusu kaldı yalnız bu karanlık mahzende."

"Kimseler uyumasın artık! Macbeth uykuyu öldürdü!"
Evet, masum uykuyu, 
Kaygılar yumağını çözen uykuyu, 
Her günkü hayatın ölümünü, 
Yorgunlukları yıkayan suyu, 
Yaralı canların merhemini. 
Yüce tabiatın baş yemeği, 
Hayat sofrasının cana can katan ziyafeti.

"Kalleş bir yüreği kalleş bir yüz gizlesin, 
Yalancı bir yüreğin içindekini."

Beni mahmuzlayan tek şey, kendi yükselme hırsım;
O da bir atlayış atlıyor ki atın üstüne
Öbür tarafına düşüyor, eğerde duracak yerde."

"Verdiğimiz kanlı dersi alan
Gelip bize veriyor aldığı dersi."

"İnsanın içinden geçenler yüzünden okunabilseydi!
Nerde! Öyle bir sanatımız yok."

"Bahtımda kral olmak varsa var, 
Ben elimi bile oynatmasam da korlar tacı başıma."

Büyülü Nisan


ELIZABETH VON ARNIM

The Enchanted April
İş Bankası Kültür Yayınları
275 Syf
4/5

Herkese merhaba. 
Ne yazar ne de kitap hakkında hiçbir bir bilgim yoktu. Büyülü Nisan'ı kapağı hoşuma gittiği için okumaya karar verdim. 

Her şey  Londra'daki bir Kadınlar Kulübü'nde Bayan Wilkins'in The Times'daki ilanı okumasıyla başlıyor. İlanda, Akdeniz kıyısında ortaçağdan kalma küçük İtalyan şatosu nisan ayı için mobilyalı olarak kiraya verileceği yazmaktadır. Bayan Wilkins sadece bir avukatın eşi. Kenarda kara günler için ayrdığı parası var. Ama bu para yeterli olmaz. O anda aklına bir fikir gelir. Yan masada oturan (sadece kilisede gördüğü) Bayan Arbuthnot'a tatile birlikte gitmeyi teklif eder. Bayan Arbuthnot ilk başlarda karşı çıksada ikna olur. Gazetede yazan adrese mektup yazıp şartları öğrenirler. Küçük bir sıkıntı vardır. İkisinin de parası masraflara yetmez. Hemen bir plan yapıp gazeteye ilan verirler. Kirayı ve masrafları paylaşabilecekleri iki kişi daha. Güzeller güzeli genç Leydi Caroline ile otoriter Bayan Fisher ikiliye dahil olur. 

Birbirini tanımayan, farklı kişilikleri olan ve farklı beklentileri olan bu dört kadın tatile gitme nedenleri günlük hayatlarının yüklerinden kaçmaktır. Ama oraya gittikten sonra kendilerini yeniden keşfetmeye ve hayattan beklentilerini dönüştürmenin eşiğine gelirler. 

O dönemin toplumdaki kadının yerini, özellikle de kocaları tarafından baskılanan bir kalıba sokulmuş kadınların iç dünyası ve karakterlerin gelişimi çok güzel aktarılmış. 

Hepsi nevi şahsına münhasır. İçlerinde en çok Bayan Wilkins'i sevdim. 

Yazarın anlatımını sevdim. Son hızlı olmuş sadece. Devamı olsa sıkılmadan okurdum. 

Bence Büyülü Nisan'a bir şans vermelisiniz. (23.09.2026) 

ALINTI
"... bunun bir sonu yok. Bir sonu olmayacak. Bu yüzden bir mola olmalı, kısa bir ara olmalı... herkesin iyiliği için. Yani uzaklaşmak ve azıcık mutlu olmak aslında bencillik olmaz, çünkü çok daha iyi bir halde geri döneriz. Yani, bir yerden sonra herkesin tatile ihtiyacı vardır."

"Hayatın tatlı saçmalıklarının içinde bak kavanozuna düşmüş bir arı gibi öfkeyle çabalıyordu. Kanatlarını kurtarmak için tam da öyle ümitsizce uğraşıyordu."

"Bu kadar çok dolu insanla dolu bir dünyada yalnızca bir tanesine sahip olmayı istemek, milyonlarcasının içinde yalnızca birini kendine istemek pek de büyük bir şey gibi gelmiyordu. Ona ihtiyacı olan, onu düşünen, onun yanına gelmeye hevesli olan biri... ah, ah, insan nasıl da fena halde istiyordu değerli olmayı!"

"Bu tatile hiç gelmemiş olmayı diliyordu. Tatille ne işi vardı ki? Çalışmak onun kurtuluşuydu; insanı koruyan, insanın istikrarlı olmasını sağlayan ve insana gerçek değerini veren tek şey çalışmaktı."

"Wilkins," dedi. 
"Wilkins mi?"
"Evet."
"Sizinki gibi mi?"
"Ve onunki."
"Akraba mı?"
"Kan bağı yok."
"Bir yakınlığınız?"
"Bir koca."

Bozkır (Bir Yolculuk Hikâyesi)


ANTON ÇEHOV

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
120 Syf
4/5


Herkese merhaba. 
Büyük Rus tiyatro yazarı ve modern öykünün en önemli ustalarından biri olan Çehov'un Bozkır (Bir Yolcuğun Hikâyesi) ile geldim. 

Dokuz yaşındaki Yegoruşka, eğitim için annesinden ayrılıp dayısıyla birlikte bir yolculuğa çıkar. Bu yolculukta Rus toplumunun farklı sınıflardan insanlarla tanışır. Köylüsü, işçisi, arabacısı, din adamı, tüccarı... 
Bozkırdaki doğal yaşam çocuğun duyguları üzerine etki bırakır. Ayrıca Çehov'un usta kalemiyle bozkır ana karakterlerinden biri haline gelir. Renkleri, sesleri ve korkuların tasviri şiirsel anlatımıyla bütünleşmiş durumda. 

Genelde tiyatro eserlerini okuduğum Çehov'un bu öyküsü bana ayrı bir keyif verdi. Tavsiye ederim. 
(20.09.2026) 

ALINTI
"Bilim aydınlıktır, cahillik ise karanlık."

"Bilim kimine fayda sağlar, kiminin de aklı karışır. Kız kardeşim, anlayışı kıt bir kadın, her işi aristokrat gibi yapmaya kalkıyor, Yegorka'dan bir bilgin çıkarmak istiyor, benim yanımda çalışsa Yergorka'yı ilelebet mutlu kılabileceğimi ise hiç anlamıyor. Bunu size şöyle açıklayayım: Herkes bilgin ve soylu olacak olsa, ticaret yapacak, ekin ekecek kimse kalmaz. Herkes açlıktan ölür."
"Ama herkes ticaret yapacak ve Ekim ekecek olursa da bilim öğrenecek kimse kalmaz."



Öğretmen


FREIDA MCFADDEN

The Teacher
Olimpos Yayınları
344 Syf
2,5



Herkese merhaba. 
Beni hayal kırıklığına uğratan bir kitap olan Öğretmen ile geldim. 

Eve, dışarıdan bakıldığında çok güzel bir hayatı var. Lisede matematik öğretmenidir. Çok güzel, pahalı ayakkabılara ve herkesin hayran olduğu yakışıklı bir kocaya sahip. Tabii buzdağının görünen tarafı. 
Addie, bir sene önce kötü bir yıl geçirmiştir. Babası ölmüş ve Caseham Lisesi'nde bir öğretmenle adı anılmıştır. Hatta o öğretmen okuldan ayrılmak zorunda kalmıştır. 
Addie ne kadar güvenilir bilinmiyor. Tüm okul onu dışlamış durumda. 
Ayrıca Addie'nin matematik öğretmeni bu sene Eve'dir. 
Eve şok edici bir gerçeği öğreniyor. Addie bu durumun karşısında nasıl davranacak? 

Kitaptan o kadar rahatsız oldum ki konusu bile bahsetmek zor geldi. Rahatsız olduğum kısımları aşağıda spoiler olarak bahsedeceğim. 
Freida McFadden, son zamanlarda sevilen bir yazar. Ben de kalemiyle Mahkûm ile tanışmış ve sevmiştim. Hızlı okunan, akıcı bir anlatımı olan bir yazar. Aralara serpiştirdiği ters köşelerle de okuma keyfine tad katıyor. 
Öğretmen'e gelecek olursam, bu kitap da akıcı, gizemli ve ters köşeleri olan klasik McFadden kitabı. Gibi görünüyor. Bir ters köşesi (sondaki) hariç diğerleri beklenilen bir şeydir. Beni hiç mi hiç şaşırtmadı. Hatta biraz basit ve zorlama buldum. Sadece o ters köşedeki hazırlık aşaması hoşuma gitti. 

Hızlı okunması ve Jay'in kimliği dışında kitabı sevmedim. 

Asıl rahatsız olduğum kısıma geçmek istiyorum. Bu SPOILER demem gerektiğini düşünüyorum. Kitabı okumayanlar bu kısımı geçebilirler. 
16 yaşındaki bir kız öğrenci ile 40 yaşındaki bir öğretmen ilişkisi ne demek oluyor? Bana göre hatta bence çoğu okura göre bu durum pedofiliye girer. Bir öğrenci öğretmen ilişkisi yazacaksan eğer (bence bu da olası değil. Öğretmenin bir otoritesi olmalı) üniversitede olsun. 
(20.09.2026) 

ALINTI
"Çukur derin değilken içine girmek zorunda kalmadan kazabiliyordum. Fakat şimdi ancak mezara girersem kazmaya devam edebilirdim. Mezara girmek uğursuzluk gibi geliyordu. 
Hepimiz eninde sonunda kendimizi bu çukurlardan birinde bulacaktık ama kaderi kışkırtmanın âlemi yoktu. Gelgelelim başka çarem kalmamıştı."

"Bazı günler çocuklara nefret ettikleri ve — şimdi eğri oturup doğru konuşalım— büyük ihtimalle bir daha asla kullanmayacakları bir ders öğretiyormuş gibi hissediyordum. Nihayetinde sinüs ve kosinüsün gündelik hayatta işlerine yarayacağını savunmak hayli zordu."

"Her nedense doğru bir ayakkabının her şeyi düzelteceğini düşünüyordum."

“Eşim çok kesindir,” dedi Bay Bennett. “Yalnızca antık ve akılla ilgilenir. Bizim gibi hayalci değildir. Onun için kelimeler, yalnızca fayda sağladıkları sürece değerlidir.”


Ömür Boyu Benimsin (Yakışıklı Dükler Cemiyeti #1)



JENNIFER ROYCE

Yakışıklı Dükler Cemiyeti Serisi #1
Lolla Yayınları
512 Syf
4/5


Herkese merhaba. 
Bu ayki historical romans kitabım Yakışıklı Dükler Cemiyeti Serisi'nin ilk kitabı Ömür Boyu Benimsim. 

Arkadaşları arasında Kurt lakabıyla anılan Lancester Dükü Alexander Stephan Ethelwolf, arkadaşı Anju Dükü Brendan Marlborough ile hem şehirden uzaklaşmak hem de biraz kafa dağıtmak amacıyla küçük bir kasabaya giderler. Alex avdayken kızıl saçlı bir atlı tarafından ezilme tehlikesi yaşar. Daha sonra geceyi geçirmek için gittikleri handa o kızıl saçlıyı odasını temizlerken bulur. Bu seferde Alex, onun tarafıdan hançerlenir. 
Alyssa, namıdiğer Lanetli Alys. 13 yaşında f***** olan annesi tarafından evden atılır. Alys'a Mary ve Alfred adında bir çift sahip çıkar, onlarla ormandaki küçük bir kulübede yaşamını sürdürmektedir. Onu tek işe alan Joseph’in hanında çalışmaktadır. Kasabanın erkekleri Alys'ı rahat bırakmazlar. Ondan beklenen annesi gibi olması. 
Alex, handa kısa süre konaklamayı düşünürken Alys dikkatini çeker. Onu tanıdıkça da hayatının ne kadar zor olduğunu öğrenir. Onu bu kasabadan kurtarmak için Alys'a evlenme teklifi eder. 
Alys ilk reddeder. Çünkü onlar çok farklıdır. O bir düktür. Kendisi ise fakir, f***** kızı. 
Alex inat, Alys inat. Alys sonunda kabul etmeye karar verir. Çünkü kasabada kalırsa sevdiklerine daha çok zarar gelecektir. 

Öncelikle Jennifer Royce'un kalemini o kadar çok özlemişim ki kitap bitsin istemedim. 
Güçlü kadın karakter okumayı çok severim. Kim sevmez ki? Alys onlardan biriydi. Bu arada sevgili yazarım güçlü kadın karakter yazmakta usta. Alys'ın inadı ilk başlarda biraz kızdırsa da sonradan bu inat çok işe yaradı. Onunla ilgili aklımda bir düşünce vardı onun gerçekleşmesi çok hoşuma. 
Alys'ın sınavı Londra'da da devam eder. Ama bu sınav iki tatlı cadı ile 😂 Alex'in kontes kuzenleri Liberty ve Fanny. Onlara tek kelimeyle ba-yıl-dım. 
Alex'e gelecek olursam onu da sevdim. Zorlu bir geçmişi var. Alys'ı geçemedi ama 🤭 
Brendan ve David'i merak ettim. Brendan'ın umursamaz tavrı, David'in gizemli hallerinin altında acaba bizi neler bekliyor? 
Ben severek okudum. Sadece biraz daha aksiyon beklerdim. Umarım serinin diğer kitaplarını daha fazla beklemeyiz.
(17.09.2026) 


ALINTI
"Ha­yatında hiçlikle sarılmış kimsesizliğini ve yalnızlığını paylaşan sı­cakkanlı biri vardı. Belki de kader düşündüğü kadar zalim değildi. 
Onun da kendince planlarının olduğunu çok küçük yaşlarda öğren­memiş miydi zaten?"

“Ben kan kaybından ölmeden önce yaramla ilgilen!”
“Ama ben sadece kesik atarım, tedavi edemem ki...”

"Ne­ler oluyor, Alex?”
“Odaya girdiğimde...” Eliyle şömineyi işaret etti. “Orada bir şömine faresi vardı.”
“Üzerine mi saldırdı?” Arkadaşının bakışı şömineye kaydı. “Fa­relerin bu mevsimde odalara kadar sokulması görülmemiş şey değil. Hancıyı uyarmak lazım! Fare ısırığı tehlikelidir, biliyorsun. Bir dok­tora görünmen gerek. Ne yaptın peki?”
Genç adam, susmak bilmeyen arkadaşına sırıttı. “Aslında o sal­dırmadan önce ben ona saldırdım!”
“Aferin, adamım! Şömine demiriyle öldürseydin.”
"Öldüremeyeceğim kadar güzel görünüyordu. Ben de onu öptüm."

“Kanatlarını acımasızca kırmaya çalışan bu avcıların ortasında hayatta kalmaya ve kaçmaya çalışan küçük bir serçe gibi görünü­yor."

"Suçlu olmadığı durumlarda en kötüsüyle itham edilmekten bık­mıştı. İnsanların ön yargıları karşısında bunalmıştı. Sonuç olarak kendini korumak için asabi ve vahşi davranmak zorunda kalıyordu. 
Neden insanlar bu kadar acımasız ve anlayışsızdı? Kocaman dünya­ da ayakta kalmaya çalışan kimsesiz bir kızdı işte...
Varlığı insanların gözüne neden batıyordu?"

“'Alyssa, üzgünüm...' Seni böyle incittikleri için, yalnız başına verdiğin bu mücadele için, sana karşı gaddar olan bu insanların karşısında hırpalandığın için üzgünüm..."

“Her kötülüğün sebe­bini anlasaydık o zaman bu sebepleri ortadan kaldırır ve kötülüğün kökünü kazırdık. Kötülüğün sebebi yoktur, sadece amacı vardır. 
Kötü dediğimiz insanların bile neden kötü davrandıkları hakkında bir bilgilerinin olduğunu sanmıyorum.”

“Arkadaşınız Ekselansları, sizi bir sivrisineğe benzetti. Daha taze ve sıcak bir kan bulduğunuzda dikkatinizin dağıldığını ve bu yeni ava doğru uçmaktan hiç çekinmediğinizi, bundan da büyük bir zevk aldığınızı söyledi. Ben de benimle zaman kaybetmemesini, sizin peşinizden uçmasını öğütle­dim.”

Daha asıl kıyafete gelmemişti bile... Arkasından korsenin iplerini çekiştiren Maria’ya küfretti. Kız da cevap olarak daha fazla çekiştirdi.
“Nefesimi kesmek için bu kadar dolaylı yollardan uğraşmanıza gerek yok. Gırtlağımı sıkın gitsin.”

"Gözleri onun mavi derinliklerine saplanıp kalmıştı ve bu gözler kararlı bakıyordu. Dürüstçe hiçbir sır olmadan... Bir şekilde genç kızı kendine bağlamayı başarmıştı." 

"Duyguların rengi var mıdır?” diye mırıldandı gözleri dışarıda­ki manzaradayken. “Mutluluğun, huzurun, sevmenin, aşkın ya da hüznün ve acının... Çocuklar bu nedenle mi gökkuşağını kovalar? Bütün renkleri avucunda toplayabilmek için..."

"Bu bilgiyle karnına veya kalbine yumruk yemiş gibi iki büklüm oldu. Duvara yaslanmasa dizlerinin üzerine düşebilirdi. Hissettiği acının en çok neresini acıttığını bilmiyordu. Kalbi mi? Kadınlık gu­ruru mu? Kemiklerine kadar işleyen acıyla bedeni hassas cam bir biblo gibi kırılmaya hazırdı. Şiddeti o kadar fazlaydı ki gururu, kal­bi, mantığı yere düşüp parçalanmamış görünse bile kırıkları bütün iç organlarına batıyordu."

“Korktum!” diye fısıldadı. “Senin olmadığın bir dünyada yaşa­maktan ve kaybolmaktan korktum. Bütün bu şatafat gerçekten de gözlerimin korkuyla kocaman olmasına ve kalbimin de yerinden çıkacakmış gibi çarpmasına neden oldu.”

“Aptal çocuk! Onu yatağa atmayı bile başaramamış. Ne bekliyor anlamıyorum!”
“Sence... Yani... Onun...” Mahcup bir şekilde kekeledi Fanny.
“Kapa çeneni, Fanny! Alexander’imizin öyle bir sorunu yok! Sa­dece kıza alışması için zaman vermiştir.”
“Öyle mi diyorsun?”
“Evet, öyle diyorum. Şimdi düşünmemiz gereken şey bu evlili­ğin gerçek hâle dönüştürülmesi... Bir plan yapmalıyız.”
“Kızı kolundan tutup onun yatağına sokamayız, öyle değil mi?”
“Elbette yapamayız. Daha etkili bir çözüm yolu bulmalıyız.”

"Senden bıktığımda söyleyeceğim mi demişti o cadı? Kızın ken­disinden bıktığı düşüncesi çok şeydi... Hırsla yüzünü ovuşturdu. 
Evet, bu çok gurur kırıcıydı! Bir erkek olarak öyle bir durumda hiç kalmamıştı.
Yaşadığı iç karartıcı duygular bir anda genç kızın hislerini an­lamasını sağlamıştı. Şömine Faresi, okuma yazma bilmiyordu ama çok güzel ders verebiliyordu."

“Benden neden korkuyorsun, Alyssa?”
Genç kız başını çevirip uzun uzun ona baktı. “Senden korkmu­yorum. Bana hissettirdiklerinden korkuyorum.”
“Sana neler hissettiriyorum?”
“Seninle istememem gereken şeyleri istiyorum!”
“Ne gibi?”
“Sevmek, âşık olmak, mutlu olmak, kahkaha atmak, endişeler­den ve korkulardan uzaklaşmak, yarını düşünmeden anı yaşamak...” 
“Bunlar neden kötü olsun, neden istemiyorsun? Bütün insanlar bu duyguları yaşamak ister. Senin de en doğal hakkın." 
“Anlamıyorsun! ” 
“Anlat bana o zaman!”
“Bu hislere teslim olursam korunmasız kalırım. Zayıflarım. Mü­cadele edecek gücü kendimde bulamam. Seni sevmeye kendime izin verirsem ve daha sonra sen beni hayal kırıklığına uğratırsan düşerim ve bir daha ayağa kalkamam.”
“Sen güçlü bir kadınsın.”

“Bütün korkularından kurtul, düşersen ben seni tutmak için da­ima orada olacağım. Asla yalnız kalmayacaksın. Kızılım, sana âşık oldum!”

"Düşersem beni tutacak mısın? Oysa benim kanatlarım da sendin. Onları kopardıktan sonra düşmememi nasıl beklersin? Üstelik beni tutmak için orada değilsin! Sen de bana seni sevmek için pek çok sebep verdin! O zaman neden beni itiyorsun? Neden seni sevmeme izin vermiyorsun?”


Kitaplığıma Yeni Eklenen Kitaplar

Herkese merhaba.  Uzun zamandır yeni kitaplar serisine ekleme yapmıyordum. Son zamanlarda yayınevinden ve yazarlardan gelen kita...