AGATHA CHRISTIE
Hercule Poirot #27
Take At The Flood
Altın Kitap
280 Syf
4/5
Herkese merhaba.
Bu ayki Agatha Christie kitabım Ölüm Dalgaları.
Her kulüpte olduğu gibi Coronation Kulüp'ünde de sıkıcı biri vardır. Binbaşı Porter. Times'daki Gordon Cloade'in ölüm ilanı üzerine bir sürü şey anlatmaktadır. Cloade, devletin bir işi için Amerika'ya gider ve oradan genç, güzel bir dulla evlenerek geri döner. Kısa bir süre sonra Cloade, evine denk gelen bir bombanın sonucunda hayatını kaybeder. Bombardımandan sadece eşi ve eşinin ağabeyi kurtulmuştur.
Binbaşı Porter'ın anlattığına göre büyük bir miras kalan eşinin adı Bayan Underhay. İlk kocasıyla Nijerya'da tanışmış. Porter, kadının ölen ilk kocasını tanıdığı söyler.
Porter'ı pek dinleyen yoktur. Sadece biri dikkatini vermiştir. Hercule Poirot.
Olaydan iki sene sonra Poirot'un kapısını bir kadın çalar. Gordon Cloade'un yengesi yardım istemeye gelmiştir. Bayan Cloade ruhlarla ilgilendiğini ruhlara göre de Rosaleen'ın ilk eşi hayattadır. Onu bulmasını ve mirasın kendilerine pay edilmesini sağlamasını istemektedir. Poirot kabul etmiyor. Ama kısa bir süre sonra gazetede Cloade ailesinin yaşadığı Warmsley Vale köyünde Enoch Arden adında bir adamın öldürüldüğünü okur. Köyde neler olduğunu merak eder ve oraya gider.
Cloade ailesinden kısaca bahsedecek olursak hepsinin iyi kötü bir mesleği var. Avukatı, doktoru, çiftçisi... Meslekleri olmasına rağmen Gordon Cloade'un desteği ile hayatlarına devam ediyorlar. Sırtlarını ona dayamış durumdalar. Önce evlenmesi, sonra da ölmesi onları zorlu bir sürece sokmuştur.
Agatha Christie kitapları içerisinde biraz farklıydı. Poirot'un, cinayeti gazeteden okumasından sonra cinayetin işlendiği ana kadar sayfalarca Cloade ailesini okuyoruz. Alışılmışın dışında olması bazı okuyucular için sıkıcı olabilir ama benim hoşuma gitti. Sadece Poirot'un sahneye geç girmesi beni üzdü.
Katile biraz yaklaştım gibi oldu ama o da yeterli olmadı. Yeni yine yeniden tam olarak sonu tahmin edemedim.
Ölüm Dalgaları benim için keyifli bir okuma oldu.
(12.09.2026)
Dipnot: Ölüm Dalgaları, 44. kitabım oldu)
ALINTI
Poirot iç çekti. Başını sallayarak, "Kadere karşı çıkmak boş," dedi. "Eğer Mısır boncukları takmış orta yaşlı bir kadın, ünlü Hercule Poirot'yu görmeye karar vermiş ve bunun için köyden kalkıp şehre gelmişse, hiçbir şeyin onu fikrinden vazgeçiremeyeceği kesin."
"Eve geldiğinden beri hep aynı şeyi hissediyordu. Bu savaşın sonucu, bir tür yan etki. Husumet. Hoşnutsuzluk. Hep aynı şey. Her yerde, herkeste aynı duygu. Trenlerde, otobüslerde, dükkanlarda, çalışanlarda, hatta tarım işçilerinde bile var bu duygu. Bence fabrikalarda ve madenlerde çok daha şiddetli olabilir. Kin, garez. Ama burada her yerdekinden de kuvvetli sanki. Çok özel. Apaçık ortada!"
"İnsan yaşamında sular bazen yükselebilir, ama sular insanı açık denizlere de sürükleyebilir."
"Herkes suç işleyebilir mi, özellikle de bazı suçları? Başından beri kendime hep aynı şeyi sorup duruyorum; insanlar kendilerini hayatın vahşetinden ve yıkıcı etkilerinden -kısaca gerçek yaşamdan- koruyan şeylerden yoksun bırakılırlarsa ne olur?"
"Karakter, mom cher, asla aynı kalmaz. Ya kuvvetlenir ya da zayıflar. Bir insanın ne olduğu ancak sınanırsa anlaşılır, bu ayaklarımızın üstünde durmayı başardığınız ya da düştüğünüz andır."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder