29 Eylül 2026 Salı

Ömür Boyu Benimsin (Yakışıklı Dükler Cemiyeti #1)



JENNIFER ROYCE

Yakışıklı Dükler Cemiyeti Serisi #1
Lolla Yayınları
512 Syf
4/5


Herkese merhaba. 
Bu ayki historical romans kitabım Yakışıklı Dükler Cemiyeti Serisi'nin ilk kitabı Ömür Boyu Benimsim. 

Arkadaşları arasında Kurt lakabıyla anılan Lancester Dükü Alexander Stephan Ethelwolf, arkadaşı Anju Dükü Brendan Marlborough ile hem şehirden uzaklaşmak hem de biraz kafa dağıtmak amacıyla küçük bir kasabaya giderler. Alex avdayken kızıl saçlı bir atlı tarafından ezilme tehlikesi yaşar. Daha sonra geceyi geçirmek için gittikleri handa o kızıl saçlıyı odasını temizlerken bulur. Bu seferde Alex, onun tarafıdan hançerlenir. 
Alyssa, namıdiğer Lanetli Alys. 13 yaşında f***** olan annesi tarafından evden atılır. Alys'a Mary ve Alfred adında bir çift sahip çıkar, onlarla ormandaki küçük bir kulübede yaşamını sürdürmektedir. Onu tek işe alan Joseph’in hanında çalışmaktadır. Kasabanın erkekleri Alys'ı rahat bırakmazlar. Ondan beklenen annesi gibi olması. 
Alex, handa kısa süre konaklamayı düşünürken Alys dikkatini çeker. Onu tanıdıkça da hayatının ne kadar zor olduğunu öğrenir. Onu bu kasabadan kurtarmak için Alys'a evlenme teklifi eder. 
Alys ilk reddeder. Çünkü onlar çok farklıdır. O bir düktür. Kendisi ise fakir, f***** kızı. 
Alex inat, Alys inat. Alys sonunda kabul etmeye karar verir. Çünkü kasabada kalırsa sevdiklerine daha çok zarar gelecektir. 

Öncelikle Jennifer Royce'un kalemini o kadar çok özlemişim ki kitap bitsin istemedim. 
Güçlü kadın karakter okumayı çok severim. Kim sevmez ki? Alys onlardan biriydi. Bu arada sevgili yazarım güçlü kadın karakter yazmakta usta. Alys'ın inadı ilk başlarda biraz kızdırsa da sonradan bu inat çok işe yaradı. Onunla ilgili aklımda bir düşünce vardı onun gerçekleşmesi çok hoşuma. 
Alys'ın sınavı Londra'da da devam eder. Ama bu sınav iki tatlı cadı ile 😂 Alex'in kontes kuzenleri Liberty ve Fanny. Onlara tek kelimeyle ba-yıl-dım. 
Alex'e gelecek olursam onu da sevdim. Zorlu bir geçmişi var. Alys'ı geçemedi ama 🤭 
Brendan ve David'i merak ettim. Brendan'ın umursamaz tavrı, David'in gizemli hallerinin altında acaba bizi neler bekliyor? 
Ben severek okudum. Sadece biraz daha aksiyon beklerdim. Umarım serinin diğer kitaplarını daha fazla beklemeyiz.
(17.09.2026) 


ALINTI
"Ha­yatında hiçlikle sarılmış kimsesizliğini ve yalnızlığını paylaşan sı­cakkanlı biri vardı. Belki de kader düşündüğü kadar zalim değildi. 
Onun da kendince planlarının olduğunu çok küçük yaşlarda öğren­memiş miydi zaten?"

“Ben kan kaybından ölmeden önce yaramla ilgilen!”
“Ama ben sadece kesik atarım, tedavi edemem ki...”

"Ne­ler oluyor, Alex?”
“Odaya girdiğimde...” Eliyle şömineyi işaret etti. “Orada bir şömine faresi vardı.”
“Üzerine mi saldırdı?” Arkadaşının bakışı şömineye kaydı. “Fa­relerin bu mevsimde odalara kadar sokulması görülmemiş şey değil. Hancıyı uyarmak lazım! Fare ısırığı tehlikelidir, biliyorsun. Bir dok­tora görünmen gerek. Ne yaptın peki?”
Genç adam, susmak bilmeyen arkadaşına sırıttı. “Aslında o sal­dırmadan önce ben ona saldırdım!”
“Aferin, adamım! Şömine demiriyle öldürseydin.”
"Öldüremeyeceğim kadar güzel görünüyordu. Ben de onu öptüm."

“Kanatlarını acımasızca kırmaya çalışan bu avcıların ortasında hayatta kalmaya ve kaçmaya çalışan küçük bir serçe gibi görünü­yor."

"Suçlu olmadığı durumlarda en kötüsüyle itham edilmekten bık­mıştı. İnsanların ön yargıları karşısında bunalmıştı. Sonuç olarak kendini korumak için asabi ve vahşi davranmak zorunda kalıyordu. 
Neden insanlar bu kadar acımasız ve anlayışsızdı? Kocaman dünya­ da ayakta kalmaya çalışan kimsesiz bir kızdı işte...
Varlığı insanların gözüne neden batıyordu?"

“'Alyssa, üzgünüm...' Seni böyle incittikleri için, yalnız başına verdiğin bu mücadele için, sana karşı gaddar olan bu insanların karşısında hırpalandığın için üzgünüm..."

“Her kötülüğün sebe­bini anlasaydık o zaman bu sebepleri ortadan kaldırır ve kötülüğün kökünü kazırdık. Kötülüğün sebebi yoktur, sadece amacı vardır. 
Kötü dediğimiz insanların bile neden kötü davrandıkları hakkında bir bilgilerinin olduğunu sanmıyorum.”

“Arkadaşınız Ekselansları, sizi bir sivrisineğe benzetti. Daha taze ve sıcak bir kan bulduğunuzda dikkatinizin dağıldığını ve bu yeni ava doğru uçmaktan hiç çekinmediğinizi, bundan da büyük bir zevk aldığınızı söyledi. Ben de benimle zaman kaybetmemesini, sizin peşinizden uçmasını öğütle­dim.”

Daha asıl kıyafete gelmemişti bile... Arkasından korsenin iplerini çekiştiren Maria’ya küfretti. Kız da cevap olarak daha fazla çekiştirdi.
“Nefesimi kesmek için bu kadar dolaylı yollardan uğraşmanıza gerek yok. Gırtlağımı sıkın gitsin.”

"Gözleri onun mavi derinliklerine saplanıp kalmıştı ve bu gözler kararlı bakıyordu. Dürüstçe hiçbir sır olmadan... Bir şekilde genç kızı kendine bağlamayı başarmıştı." 

"Duyguların rengi var mıdır?” diye mırıldandı gözleri dışarıda­ki manzaradayken. “Mutluluğun, huzurun, sevmenin, aşkın ya da hüznün ve acının... Çocuklar bu nedenle mi gökkuşağını kovalar? Bütün renkleri avucunda toplayabilmek için..."

"Bu bilgiyle karnına veya kalbine yumruk yemiş gibi iki büklüm oldu. Duvara yaslanmasa dizlerinin üzerine düşebilirdi. Hissettiği acının en çok neresini acıttığını bilmiyordu. Kalbi mi? Kadınlık gu­ruru mu? Kemiklerine kadar işleyen acıyla bedeni hassas cam bir biblo gibi kırılmaya hazırdı. Şiddeti o kadar fazlaydı ki gururu, kal­bi, mantığı yere düşüp parçalanmamış görünse bile kırıkları bütün iç organlarına batıyordu."

“Korktum!” diye fısıldadı. “Senin olmadığın bir dünyada yaşa­maktan ve kaybolmaktan korktum. Bütün bu şatafat gerçekten de gözlerimin korkuyla kocaman olmasına ve kalbimin de yerinden çıkacakmış gibi çarpmasına neden oldu.”

“Aptal çocuk! Onu yatağa atmayı bile başaramamış. Ne bekliyor anlamıyorum!”
“Sence... Yani... Onun...” Mahcup bir şekilde kekeledi Fanny.
“Kapa çeneni, Fanny! Alexander’imizin öyle bir sorunu yok! Sa­dece kıza alışması için zaman vermiştir.”
“Öyle mi diyorsun?”
“Evet, öyle diyorum. Şimdi düşünmemiz gereken şey bu evlili­ğin gerçek hâle dönüştürülmesi... Bir plan yapmalıyız.”
“Kızı kolundan tutup onun yatağına sokamayız, öyle değil mi?”
“Elbette yapamayız. Daha etkili bir çözüm yolu bulmalıyız.”

"Senden bıktığımda söyleyeceğim mi demişti o cadı? Kızın ken­disinden bıktığı düşüncesi çok şeydi... Hırsla yüzünü ovuşturdu. 
Evet, bu çok gurur kırıcıydı! Bir erkek olarak öyle bir durumda hiç kalmamıştı.
Yaşadığı iç karartıcı duygular bir anda genç kızın hislerini an­lamasını sağlamıştı. Şömine Faresi, okuma yazma bilmiyordu ama çok güzel ders verebiliyordu."

“Benden neden korkuyorsun, Alyssa?”
Genç kız başını çevirip uzun uzun ona baktı. “Senden korkmu­yorum. Bana hissettirdiklerinden korkuyorum.”
“Sana neler hissettiriyorum?”
“Seninle istememem gereken şeyleri istiyorum!”
“Ne gibi?”
“Sevmek, âşık olmak, mutlu olmak, kahkaha atmak, endişeler­den ve korkulardan uzaklaşmak, yarını düşünmeden anı yaşamak...” 
“Bunlar neden kötü olsun, neden istemiyorsun? Bütün insanlar bu duyguları yaşamak ister. Senin de en doğal hakkın." 
“Anlamıyorsun! ” 
“Anlat bana o zaman!”
“Bu hislere teslim olursam korunmasız kalırım. Zayıflarım. Mü­cadele edecek gücü kendimde bulamam. Seni sevmeye kendime izin verirsem ve daha sonra sen beni hayal kırıklığına uğratırsan düşerim ve bir daha ayağa kalkamam.”
“Sen güçlü bir kadınsın.”

“Bütün korkularından kurtul, düşersen ben seni tutmak için da­ima orada olacağım. Asla yalnız kalmayacaksın. Kızılım, sana âşık oldum!”

"Düşersem beni tutacak mısın? Oysa benim kanatlarım da sendin. Onları kopardıktan sonra düşmememi nasıl beklersin? Üstelik beni tutmak için orada değilsin! Sen de bana seni sevmek için pek çok sebep verdin! O zaman neden beni itiyorsun? Neden seni sevmeme izin vermiyorsun?”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Eylül Ayında Okuduklarım

Herkese merhaba.  Eylül ayında okuduğum kitaplar ile geldim. 9 kitap okudum. (Aslında 10 nedenini aşağıda açıklarım) Öğretmen ha...