29 Eylül 2026 Salı

Büyülü Nisan


ELIZABETH VON ARNIM

The Enchanted April
İş Bankası Kültür Yayınları
275 Syf
4/5

Herkese merhaba. 
Ne yazar ne de kitap hakkında hiçbir bir bilgim yoktu. Büyülü Nisan'ı kapağı hoşuma gittiği için okumaya karar verdim. 

Her şey  Londra'daki bir Kadınlar Kulübü'nde Bayan Wilkins'in The Times'daki ilanı okumasıyla başlıyor. İlanda, Akdeniz kıyısında ortaçağdan kalma küçük İtalyan şatosu nisan ayı için mobilyalı olarak kiraya verileceği yazmaktadır. Bayan Wilkins sadece bir avukatın eşi. Kenarda kara günler için ayrdığı parası var. Ama bu para yeterli olmaz. O anda aklına bir fikir gelir. Yan masada oturan (sadece kilisede gördüğü) Bayan Arbuthnot'a tatile birlikte gitmeyi teklif eder. Bayan Arbuthnot ilk başlarda karşı çıksada ikna olur. Gazetede yazan adrese mektup yazıp şartları öğrenirler. Küçük bir sıkıntı vardır. İkisinin de parası masraflara yetmez. Hemen bir plan yapıp gazeteye ilan verirler. Kirayı ve masrafları paylaşabilecekleri iki kişi daha. Güzeller güzeli genç Leydi Caroline ile otoriter Bayan Fisher ikiliye dahil olur. 

Birbirini tanımayan, farklı kişilikleri olan ve farklı beklentileri olan bu dört kadın tatile gitme nedenleri günlük hayatlarının yüklerinden kaçmaktır. Ama oraya gittikten sonra kendilerini yeniden keşfetmeye ve hayattan beklentilerini dönüştürmenin eşiğine gelirler. 

O dönemin toplumdaki kadının yerini, özellikle de kocaları tarafından baskılanan bir kalıba sokulmuş kadınların iç dünyası ve karakterlerin gelişimi çok güzel aktarılmış. 

Hepsi nevi şahsına münhasır. İçlerinde en çok Bayan Wilkins'i sevdim. 

Yazarın anlatımını sevdim. Son hızlı olmuş sadece. Devamı olsa sıkılmadan okurdum. 

Bence Büyülü Nisan'a bir şans vermelisiniz. (23.09.2026) 

ALINTI
"... bunun bir sonu yok. Bir sonu olmayacak. Bu yüzden bir mola olmalı, kısa bir ara olmalı... herkesin iyiliği için. Yani uzaklaşmak ve azıcık mutlu olmak aslında bencillik olmaz, çünkü çok daha iyi bir halde geri döneriz. Yani, bir yerden sonra herkesin tatile ihtiyacı vardır."

"Hayatın tatlı saçmalıklarının içinde bak kavanozuna düşmüş bir arı gibi öfkeyle çabalıyordu. Kanatlarını kurtarmak için tam da öyle ümitsizce uğraşıyordu."

"Bu kadar çok dolu insanla dolu bir dünyada yalnızca bir tanesine sahip olmayı istemek, milyonlarcasının içinde yalnızca birini kendine istemek pek de büyük bir şey gibi gelmiyordu. Ona ihtiyacı olan, onu düşünen, onun yanına gelmeye hevesli olan biri... ah, ah, insan nasıl da fena halde istiyordu değerli olmayı!"

"Bu tatile hiç gelmemiş olmayı diliyordu. Tatille ne işi vardı ki? Çalışmak onun kurtuluşuydu; insanı koruyan, insanın istikrarlı olmasını sağlayan ve insana gerçek değerini veren tek şey çalışmaktı."

"Wilkins," dedi. 
"Wilkins mi?"
"Evet."
"Sizinki gibi mi?"
"Ve onunki."
"Akraba mı?"
"Kan bağı yok."
"Bir yakınlığınız?"
"Bir koca."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Eylül Ayında Okuduklarım

Herkese merhaba.  Eylül ayında okuduğum kitaplar ile geldim. 9 kitap okudum. (Aslında 10 nedenini aşağıda açıklarım) Öğretmen ha...