AGATHA CHRISTIE
Hercule Poirot #33
After The Funeral
Çevirmen Çiğdem Öztekin
Altın Kitap
301 Syf
4/5
Herkese merhaba. Daha önce de Ecelin Çağrısı adıyla basılan Cenazeden Sonra ile geldim.
Victoria sitilinde, gotik tarzda yapılmış büyük bir malikane olan Enderby'nin sahibi Richard Abernethie ani ölümü ailenin tüm bireylerini bir araya getirir.
Kardeşleri, yeğenleri cenazeden sonra evde toplanır ve Bay Enstwhistle tarafından Richard'ın vasiyeti okunur. Richard'ın oğlu kısa bir süre önce vefat etmesinden dolayı miras eşit bir şekilde aileye dağıtılacaktır. Vasiyetin okunacağı sırada Richard'ın kardeşi Cora aniden "Ama o öldürüldü, değil mi?" sözleriyle herkes kısa bir şok yaşar.
Cora, dengesiz ve biraz aptal biri. Ama istenmeyen gerçekleri açığa çıkarmada üstüne yoktur. Bunu bilen Bay Enstwhistle, Londra'ya dönerken bu sözler üzerine içine bir huzursuzluk kaplar. Cora ile görüşmeye karar verir. Daha onunla görüşemeden Cora, evinde baltayla vahşice öldürülür. Cinayeti polisler araştırmaya başlar.
Bay Enstwhistle'in şüphesi artar. Bu olayı çözmeye karar verir ve eski dostu Hercule Poirot'un kapısını çalar.
Christie kitaplarında -bu kitapta da olduğu gibi- şüpheli görünen epeyce karakter var. Christie'nin böyle eğlenceli karakterler eklemesini, yol boyunca yanıltıcı küçük ipuçları serpiştirmesini ve bununla birlikte farklı kişilerden şüphelenmemizi sağlamasını seviyorum. Cenazeden Sonra'da da aynı şeyler oldu. Hiç aklıma gelmeyen biri çıktı ve beklemediğim bir sonla karşılaştım. Kitap bittiğinde farkına vardım. O küçük ipuçlarını gözden kaçırmışım.
Kitap hakkında çok fazla bir şey söylemeye gerek yok bence. Agatha Chtistie ilgi çekici karakterlerle ve Hercule Poirot'la zekice bir kurgu yazmış.
Son olarak bir Christie gizemini çözmek her zaman güzel bir meydan okuma. Ya da benim durumumda çözememek! 🤭😂
(02.11.2026)
ALINTI
"Ama o öldürüldü, değil mi?"
Çevresindeki tüm yüzler panik içinde ona yönelmişti. Bu yüzlerde en farklı ifadeler belirginleşmiş olmalıydı...
O sahnenin gözlerinde canlanmasıyla birlikte Helen alnını kırıştırdı. İrkildi... Bu sahnede uyumsuz olan bir şey vardı...
Bir şey mi?...
Biri mi?...
Bu birinin yüz ifadesi olabilir miydi? Neydi bu? Bir şey... Nasıl tanımlayacağını bilemiyordu?... Orada olmaması gereken bir şey?...
Bilemiyordu... Yerine koyamıyordu... Ama bir şey vardı... Bir yerde... yanlış bir şey.
"Cora aptalın tekiydi. Her zaman da böyle olmuştu. Aklıevvel, deli bozuğun biriydi o... Gelişigüzel konuşuyor, tatsız gerçekleri ortaya döküyordu...
Gerçekler!...
Yine aynı lanet sözcük..."
"Deneylerime dayanarak söyleyebilirim ki birçok suçlu gereğinden fazla konuştukları için kendi elleriyle kendi mezarlarını kazar."
"Mösyö Poirot, sizce bir tek insan var mıdır ki yaşamı derinlemesine bir incelemeden kusursuz çıksın? İnsanların gerekli olmadığı sürece kurcalamak doğru mu, özellikle de konuyla doğrudan ilgili değilse..."
"Sır saklamayı bilirim ve bulduklarım beni ilgilendirmez, ama bilmeliyim. Ve bu olayda konu deliller ve kanıtlardan çok insanlar üzerinde yoğunlaştığına göre... ben de insanlarla ilgilenmek zorundayım."
"İnsan yalnızca bilmek ister," dedi Rosamund. "Bir şey yapacağı için değil, yalnızca meraktan bile bilmek ister insanoğlu."
“Hercule Poirot dedektif olarak geçirdiği uzun yılların deneyimine dayanarak, resim sanatı ile yakından ilgilenen birinin bir resme bakınca ressamını söyleyebildiği gibi, eğer koşullar bunu gerektiriyorsa... cinayet işleyebilecek amatör bir katili tipinden tanıyacağı kanısındaydı.
Ancak bu kez durum hiç de bu kadar basit değildi.”
"İnsanlar bilgisizliklerini kabul etmekten ne denli çekiniyordu."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder