3 Eylül 2026 Perşembe

Yarını Hatırla


TUĞBA SARIÜNAL

Elma (Ortapia) Yayınevi
312
4/5



Herkese merhaba. 
Fil Saati kitabını severek okuduğum yazarın, son  kitabı Yarını Hatırla ile geldim. 

Apollo Otel'inin içerisinde ve dışarısında büyük bir hazırlık vardır. Tüm güvenlik önlemleri alınmış olan otelde Transhümanizm konulu (ölümsüzlük) çokuluslu kongre başlamıştır. Kongrede konuşmacı olan Cüneyt Kalender silahla öldürülür. Yanına ilk gıden oradaki polislerden Ali'dir.
Ali, aslında bir kimyager. Üniversitede okurken aşık olur ve evlenir. Okul bittiğinde de baba olmuştur. Eşi, oğlu bebekten evi terk eder. Maddi zorluklardan dolayı Ali polis olmaya karar verir. Aslında kişiliğine uygun olmayan bir meslektir. Oğlu için polisliğe devam etmek zorundadır. 
Kongreye dönecek olursak, Ali'ye otelin içinde bir garson çarpar. Kısa bir süre sonra Ali silahının olmadığı farkeder. Silahını öldürülen Cüneyt Kalender'in yanında bulur. 
Cinayet masası hemen soruşturmaya başlar. Ali de bu ekibin içindedir. 
Güvenliğin had safhada olduğu bir mekanda böyle bir cinayet nasıl işlenir? Cinayet nedeni Cüneyt Kalender'in araştırmaları mı? 

Araştırmalar devam ederken geçmişin sırları da ortaya çıkar. 

Yarını Hatırla, bildiğimiz polisiye kitaplarına benzemiyor. Evet bir cinayet işleniyor. Hatta cinayet bir taneyle kalmıyor. Cinayetin altında yatanlar çok derin. Bilim, felsefe, ölüm ve yaşam... 
Hikâyeyi Ali'nin gözünden okuyoruz. Katili ararken Ali ile içsel bir yolculuğa çıkıyoruz. 
Kitabın yarısında ufak bir sürpriz bizi bekliyor. Sonlara doğra heyecan ve gerilim artıyor. Katil tahmin ettiğim kişi çıktı ama bu durum beni rahatsız etmedi. Son sayfalarda da karşımıza başka sürprizler çıkıyor. Bunlar beni şaşırttı açıkçası. 
Ben kitabı çok sevdim. Daha da olsa okurdum. Yaşananlardan sonra Ali'nin hayatı nasıl olurdu merak ediyorum. Belli mi olur? Belkide kitabın devamı gelir. 
(20.08.2026) 

ALINTI
"Yalnızlık, insanın içinde kurduğu mahkemede bazen bir gün önceye bazen de elli sene geriye giderek diğerlerini yargılatır ama her seferinde insana kendi kendine tutuklatırdı. Zihin dehlizlerindeki karanlık odaların hepsi müsaitken ve insanın kendi içinde var ettiği celladı kendi canını nasıl yakacağını çok iyi biliyorken, işkencenin dozu artıp azalır, gönüllü girilen hapishanenin kapıları dış dünyaya teker teker kapanırdı."

"Ölüm aslında bir son değilken, anlam yükleme takıntımız yüzünden bir yıkıma, kopuşa ve felakete çevrilmiştir. Oysa evrende hiçbir şey 'son' değildi; yalnızca biçimler değişirdi. Ölümün asıl sarsıcı yanı da burasıydı. Çünkü insan ölümü kabul ettiği anda evrenin merkezinde olmadığını da kabul etmek zorunda kalacaktı. Korktuğumuz şey, yok olmak değil sandığımız kadar özel olmadığımızı fark etmektir."

"Sürekli 'Ben!' diyorsun. Kimsin sen?"

"Bu kandil ilişkiniz için değil. Kadının o ilişkide yalnız kalmaması içindir."

"Hayallerine sahip çıkmayan her insan, ait hissetmediği yerlerle sınanır."

"İnsanlık ölümden kaçmak için teknolojiye sarılıyor, teknoloji geliştikçe de ölüm başka formlarda geri dönüyor. Antibiyotiği hatırlayın. Milyonların hayatını kurtardı. Ama diğer bakteriler direnç kazandı. Tarım ilaçları, mahsulu çoğaltıp açlığı azalttı ama pestisit kalıntılarını soframıza taşıdı. Plastik, hayatlarımızı kolaylaştırırken damarlarımızın içine kadar sızmayı başardı. Yani her kolaylık yeni zorluklarla, her tedavi kendi yan etkileriyle geldi."

"İnsan nereye bakarsa baksın, kendine bakıyordu."

"Ölüm ansızın gelmez, insan beklemeyi unutur." [Mevlana]

"Geçmişine sıkıca tutunan insan, geleceğini kendi elleriyle yok eder."

"Yarını hatırlayabiliyor olsaydınız, bugünü nasıl yaşardınız?"


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Duygu Ormanı

Herkese merhaba İki üç aydır kızımı kütüphaneye götürüyorum. Kütüphanede keşfettiğimiz, severek okuduğumuz bir seriyi tanıtmak ...