MERAL KIR
Sancaktarlar Serisi #4
Olimpos Yayınları
4/5
Herkese merhaba.
Sancaktarlar Serisi'nin dördüncü kitabı Aşkın Kokusunu aldım ile geldim.
"Aşktan kaçan bir kadın...
Aşktan yanarak vazgeçmiş bir adam...
Yaralarını saramalarına engel olan yalanlar ve geçmişten gelen büyük sırlar...
Yanlış bir adamla yanlış bir kadın... Bir doğru olmayı başarabilecekler mi? Yoksa iki yanlış, tek doğru olan aşkı bitirecek mi?
Başka şansları yok; ya birbirlerinin kaderi ya da birbirlerinin kederi olacaltır. Ancak hiçbir aşk bu kadar imkânsız olmamıştı.
Ve hiç kimse aşkı bu kadar çok istememişti."
Şimdi sıra aşktan kalan, güçlü, başarılı, etrafına ördüğü duvarların arasında yaşayan ve ailenin sivri dilli kardeşi Serra Sancaktar'da. Serra'nın kendinden yaşça küçük bir arkadaşlığı ve bu arkadaşlıktan sonra gelen büyük bir skandal. Bu skandalın üstüne birde Serra'yı ailesi için bir tehdit olarak gören Dağlı Barış vardır. Onun hayatını kabusa çevirmeye kararlı bir Barış Dağlı. Onun puslu gözleri gördükten sonra Serra, eskisi gibi olmayacaktır.
Aşktan yanarak aşktan vazgeçmiş, geçmişim yaralarını sarmaya çalışan ve geçmişten gelen büyük bir sırrı olan Barış Dağlı... Futbolun zirvesindeyken bir kaza sonucu futbol hayatı biter. Bir süre sonra futboldaki başarısını antrenörlüğene taşır. Barış Dağlı'nın hayatındaki tek önemli kişi ve tek ailesi olan Fırat'ı korumak için her şeyi yapabilir. Karşısındaki kelimeleriyle çileden çıkaran Serra Sancaktar olsa bile. Barış'ın hesaba katmadığı ise onun menekşe kokusu.
Sera ile Barış'ın mücadelesi dışında, takımdan bir futbolcu öldürülür. Ve olaylar tamamen karma karışık bir hal olur.
Barış Dağlı ile sonunda ben de tanıştım. Serra da merak ettiğim bir karakterdi. Zaman zaman kızsam da Barış'a bayıldım. Geçmişteki yaşadıkları çok üzücüydü ve onunla ilgili sır ise beklenmedikti.
Serra ise; ilk dört kitap için söylüyorum en sevdiğim kadın karakter oldu. Hem güçlü, hem zeki hem de aşkı için mücadeleyi bırakmayan bir kadın.
Genel olarak beğendiğim bir kitap oldu. Biraz aşk biraz polisiye biraz gizem ve sırlar... Güzel harmanlanmış. Bunların dışında bence hızlı bir son olmuş. Aşk ve Diğerleri'nde ikilinin hikâyesini görüyormuşuz galiba. Bir de birazcık uzun buldum.
Şimdi sıra ailenin en büyüğünde. Hemen başlamak gibi bir planım var ama etkinliğe yetiştirirmiyim emin değilim.
Sancaktarlar Serisi
1) Aylardan Aşk
2) Aşkı Seçtim
4) Aşkın Kokusunu Aldım
5) Sana Aşkı Getirdim
ALINTI
"Kadınlar, akıllı yaratıklardı. Bir erkeğin hayatını sonlandırmak için ille de onu öldürmeleri gerekmiyordu."
"Aşkın, sevdiğinin dudağından içtiğin zehre razı gelmek olmadığını; onun için yanmayı göze almak olduğunu da şu anda anladım. Yarım kalmış tüm hikâyelerimi geride bırakırken, nihayet ait olduğum kalbi bulmuştum. Ama amacım yanmak değil, son anıma kadar sevmekti.
Ve öğrendim ki sevmek için neden aramaya gerek yoktu. Kalp istedikten sonra tek bir bakış, tek bir gülüş ve manasız bir kokuya yüklediğin anlamlar bahane oluyordu. Ve aşk, sen ondan kaçsan da o senden vazgeçmedikçe uzaklaşamıyor, dönüp yine onun kollarına sığınıyordu. Ve ben, nihayet içinde olmak istediğim kalbi de, ait olduğum yeri de bulmuştum."
"Aşkı risk olarak görmen ne kadar kötü. Fakat evet, acı veren tarafı da var," dedi. "Ama bence aşka hüzün yakışıyor, onun doğasında var bu."
"Ağlıyor musun?"
"Bunun için bir sebep var mı?"
"Bence yok, ama kadınları hele ki en gelişmiş türü olan seni anlamam mümkün olmadığı için emin olamıyorum."
"Nasıl bakıyorum ki sana?"
"Ateşin kendisi senmişsin gibi..."
"Ölüm gelip oyun bitince, şah da piyon da aynı kutuya konuyordu. Ve hiç kimse bu dünyadan canlı çıkmıyor, geride bıraktıklarının içlerine düşürdükleri acı hep aynı oluyordu."
"Bazı cümleler vardır ki söyleyenine göre kelimelerin anlamı değişir, ağırlığı artar ve daha ağızdan çıktığı an muhatabının yüreğinde onarılmaz yaralar açardı."
"İnsanın canını en çok ne acıtır sorusunun bir tek cevabı vardı; insan neyi çok severse canını da en çok acıtırdı."
"Aşktan kaçmaya çalışmak yağmurun altında koşmak gibiydi. Aslında hızlandıkça daha çok ıslanırsın ama sen bunu ancak sırılsıklam olduğunda fark edersin."
"Konuşmayı da susmak kadar iyi bilmek lazım, susmazsan sessizliğin içindeki feryadı duyamazsın."