9 Ocak 2026 Cuma

Mahkûm


FREIDA McFADDEN

The Inmate
Olimpos Yayınları
288 Syf
4,5



Herkese merhaba. 
Ardı ardına iki güzel kitap okumak kadar keyifli bir şey yoktur herhalde. 
2025 yılına damga vuran yazar Freida McFadden'in kalemiyle sonunda ben de tanıştım. Tanışma kitabım ise Mahkûm oldu. Neden bu kitap oldu hiçbir fikrim yok açıkçası. Daha fazla gevezelik yapmadan konusuna geçsem iyi olacak. 

Brooke Sullivan, yıllar sonra yaşadığı kasabaya, evine geri döner. Yüksek güvenlikli bir cezaevinde pratisyen hemşire olarak işe başlar. 
Cezaevinin bazı kuralları vardır: Gülümseme, topuklu ayakkabı giyme, mahkumlarla samimi olma, kişisel bilgilerini verme... Ve asla arkadaş olma. Brooke'un kurallarla ilgili küçük bir sorunu vardır. En azılı mahkûmlardan biri olan Shane Nelson, Brooke'ın lisedeki aşkıdır. 10 yıl önce okulun yıldızı olan oyun kurucusu Shane, bir dizi korkunç cinayetten müebbet hapiste yatıyor. Ve Shane, Brooke'ın ifadesi yüzünden içeride. Brooke'un, Shane tanıdığını kimse bilmemektedir. 

Kitabın ilk sayfalarında olayı çözdüğümü düşündüm. Hatta bu durum son bölümlere kadar devam etti. Bu kitap bu şekilde bitmemeli çünkü yazarın kitapları çok seviliyor, vardır beni bekleyen güzel sürprizler düşünceleri kafamda dönüp durdu sürekli. Veee McFadden yaptı güzel sürprizlerini. İlk darbeyi savuşturdum derken son darbe ile beni nakavt etti. Kitabın sonunu okurken ağzım açık kaldı. 

Mahkûm'u tek oturuşta okudum diyebilirim. Kitabı (düşüncelerime rağmen) bir an elimden bırakmak istemedim. Bu kitapla ilgili tek sorunum kadın karakterimiz Brooke. Aşırı iyiydi. Onun dışında çok beğendim. Okumanızı tavsiye ederim. Çünkü olay örgüsü iyiydi. Hızlı bir temposu vardı. Yer yer gerilim... Bazı güzel sürprizler ve beklenmedik olaylar vardı. 

ALINTI
"Artık evlendiğimizde arka bahçeye iki katlı dev bir köpek kulübesi yapmayı düşünmüyordu. İyi olmuştu. O kadar büyük bir köpek kulübesi pek kullanışlı olmazdı zaten..."



14. Yıl


EMEL SAKALLI

Hasrem Yayınları
340 Syf
4,5


Herkese merhaba. 
2026 yılının ilk kitabı 14. Yıl ile geldim. 

18 yaşındaki Selin evde yalnız olduğu sırada vahşice katledilir. Aradan 14 yıl geçmesine rağmen hâlâ katil ya da katilleri bulunamıyor. 
Nisan, başarılı bir program sunucusu. Programında katilleri, kayıpları buluyor. Şuanki duruma tırnakları ile kazıyarak gelen Nisan işini, kariyerini kaybeder. 
Bu arda Nisa'nın hayatında hep bir terk edilme var. Önce babası, sonra ilk aşkı. Şimdi ise kocası. Programın yapımcısı da olan kocası, genç bir kadın için terk eder. Terk etmekle kalmayıp Nisan'ın program sunuculuğundan atar. 
Nisan'ın hep aklında olan bir cinayet dosyası vardır. Kocası istemediği için programda işlemediği bir dosya. Nisan hem kendini toparlamak, hem de kendini kanıtlamak için Selin'in cinayeti çözmek için doğup büyüdüğü İzmir'e gider. 
Nisan yalnız değildir. İlk, sunculuğunu yaptığı programın yönetmeni olan Gamze katılır. Nisan, işler karmaşık hale gelmeye başlayınca da onu terk eden ilk aşkı Mert Timur Soydemir'den yardım istemek zorunda kalır. Mert, eski bir komiser şimdiler de ise güvenlik ve dedektiflik üzerine bir şirketin ortağı. 
Nisan, eski defterleri açtıktan sonra o da hedef olur. Katil şimdi Nisan'ın peşinde. 
Ayrıca Mert, Selin'in katilinin izini sürerken, Nisan ile yarım kalan hikâyelerini de tamamlamak ister. 

İlk kitaba başladığım direkt aklıma 2000 yılında katledilen Çağla geldi. 26 yıldır henüz katili bulunamamış Çağla. İkisi arasında benzerlikler var. Tek farkı Selin'in kanının yerde kalmaması. 
Bu durum beni rahatsız etmedi. Aksine kitaba bayıldım. Kitapta her şey o kadar yerindeydi ki elimden bırakamadığım bir okuma oldu. Her şey dozundaydı. Aşk, gizem, polisiye ve sonlara doğru aksiyon. 
Katili bulamadım. Çok fazla üzerinde durmadığım çıktı. 
Başta Nisan ve Mert olmak üzere tüm karakterleri sevdim. Bence bu karakterlerden güzel bir seri olur. Nisan ve ekibi yeni olayları çözmeye devam etmeli.
Son olarak 14. Yıl'ın kadın cinayetlerine ithaf edilmesi çok anlamlıydı. 
2026 yılına güzel bir kitapla başlamaktan çok mutluyum. Yazar Emel Sakallı'nın da kalemine, yüreğine sağlık. Türk bir yazardan özellikle de bir kadın yazardan böyle bir kitap okumak çok hoşuma gitti. 

ALINTI
"Nisan konusunda da... Buz bir kere çatladı, dostum, buz gibi suya düşüp donmamak için çok dikkatli olmak zorundasın."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Bir kez cinayetin mağduru olunduğunda artık nefes alınamadığı için insanlar belki kendinden bile sakladığı düşüncelerini, duygularını, anılarını görme hakkına sahip düşünüyorlardı. En son ne yedi, iç çamaşırı ne renkti, sevgilisi var mıydı, bir tane miydi yoksa daha mı fazlaydı, ölümü ile birlikte her şeyi öğrenmek istiyorlardı. Ne kadar mahrem o kadar iyi."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Ölüm acımadızdı, her yönülye merhametsizdi. İnsanın sahip olduğu tüm saygınlığı, hak ettiği tüm mahremiyetini alıp götürüyordu."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Kalbimin bir yanı asla iyileşmeyecek. Orası köreldi, Mert. Affetmek dediğin yola devam etmekse o senindir. Ama o günlere dönmekse, o kız o zamanda kaldı. Ben artık başka biriyim. Bir daha hiç kimseye kayıtsız şartsız güvenmedim. Ne eskisi gibi gözüm kapalı güvenirim sana ne de bunu isterim. O yüzden zamana bırakalım. Ya küllerimiz savrulur ya da kümlerimizden doğarız."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Yıllar geçmiş ve yine dönüp aynı yere varmıştı."
Bir zamanlar, mağrur ve kendinden emin olarak çıktığı kapıdan aforoz edilmiş bir halde ama yine aynı azimle giriş yapıyordu."

Mahkûm

FREIDA McFADDEN The Inmate Olimpos Yayınları 288 Syf 4,5 Herkese merhaba.  Ardı ardına iki güzel kitap okumak kadar keyifli bir ...