27 Şubat 2026 Cuma

Şubat Ayında Okuduklarım



Herkese merhaba.
Şubat ayında okuduğum kitaplarla geldim. Altı kitap okudum. Bu ay iki Türk yazarın kalemiyle tanıştım. Ali Serkan Cesur ve Neslihan Uca. Neslihan Uca'nın Burası Güvenli kitabı beğendiklerimin arasında yerini aldı. En sevdiğim kitaplar, sırayla: Yazlıkçılar, My Ruthless Prince, Aşkın Kokusunu Aldım.

Şimdi sıra yorumların yer aldığı linkleri bırakmada:

Bırası Güvenli

NESLİHAN UCA

Oğlak Yayınları
316 Syf
4/5


Herkese merhaba. Ayın son kitabı Burası Güvenli ile geldim. 

Sinem, zorlu bir süreçten sonra anne olmuş ve bu süreçten dolayı kendini sadece kızına adamış fazlaca kaygılı bir anne. Evliliği de monoton devam etmekte. Kendine güvenini de kaybetmiş olan Sinem, birazcık deşarj olmak biraz vakit geçirmek biraz da kendisini daha iyi hissetmek için yaptığı yemek tariflerini açtığı sosyal medyada paylaşmaya başlar. 
Eşinin işi nedeniyle Frankfurt'a taşınmak zorunda kalırlar. 
Sinem bu haberi sosyal medya sayfasında paylaşır ve takipçilerinden yardım ister. Belki içlerinde oraları bilen biri vardır. Bu paylaşımına yanıt gelir ve ona her konuda yardım eden Özlem ile tanışır. 
Sinem ve ailesi Frankfurt'a taşınmasıyla hayatı kabusa döner. Oysaki bu taşınma onun için umutların kapısıydı. Yeni bir başlangıç yapacaktı. Hem kendisi için hem de evliliği için. 

Burası Güvenli, ilk sayfasında içine çeken bir hikâyesi var. Gizem unsuru ön planda. Merak içerisinde sayfaları hızlı hızlı çeviyorsunuz. Özlem kim? Sinem'in yeni hayatı nasıl olacak? Geçmişte neler yaşandı? Ve kim onun hayatını kabusa çeviriyor? 

Kim olduğunu açıkçası bulamadım. Çok fazla üstünde durmadığım biri çıktı. Yazar o kadar güzel yönlendiriyor ki o kişi olmaz diyorsunuz. Nedenler ise çok şaşırtıcıydı. Hiç böyle bir şey beklemiyordum. 

Bazı yerlerde gerçekten gerildim. Bazı yerlerde de gözyaşlarıma hakim olamadım. Beni derinden etkileyen bölümler vardı. Bundan dolayı da yatağında mışıl mışıl uyuyan kızıma gidip bakma ihtiyacı hissettim. 

Burası Güvenli, yazarın ikinci kitabıymış. Keyifle okudum ve ilk kitabını, ileride yazacağı kitapları okumak istiyorum. Kalemi yalın, anlatımı hiç sıkmıyor. Yazarın kalemine, yüreğine sağlık. 

ALINTI
"İnsanın iç dünyasında olup bitenler mucize. Kendi kendine tamir ediyor."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Evlilikleri uzun zamandır altı kısık ateşte pişiyordu. Tadı tuzu olmayan yavan bir yemekti. Ateşi bir harlansa, içinde değişik baharatlar eklense lezzeti mutlaka artardı."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"İnsan kendindeki ya da ilişkisindeki boşlukları farklı biçimde doldurabileceğini sanıyor. Başka biriyle olarak, başka bir ülkeye taşınarak."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Vedalaşmak, gidenin ardından yas tutmak bir ihtiyaçtır. Her ilişki vedayı hak eder, vedalaşmak yola onsuz devam edileceğini kabul etmek anlamına gelir. Vedalaşılamayan kişiler yanımızdan ayrılmayan hayaletlere dönüşür."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

"Evlilikte yıllar geçtikçe güven ve umursamazlık birbirine karışıyordu. Sevginin ve aşkın alışkanlıkla birbirine karışması gibi."


26 Şubat 2026 Perşembe

My Ruthless Prince (Inferno Club #4)


GAELEN FOLEY

Inferno Club Serisi #4
383 Syf
4,5

Herkese merhaba. Sonunda en merak ettiğim karakter olan Drake'in hikâyesini okudum. 
My Ruthless Prince, Inferno Club Serisi'nin dördüncü kitabı. 

Bilindiği üzere Cehennem Kulübü, Londra aristokratlar arasında kötü şöhrete sahip. Tabii bu onların görünen yüzü. Aslında kulüp kralı ve ülkesi için canlarını feda edebilecek ajanlardan oluşuyor. Westwood Kontu Drake de onlardan biri. 
Tarikat ajanları tarafından öldüğü düşünülen Drake, Max'in düğün zamanı ortaya çıkar ve tekrardan ortadan kaybolur. Drake, ezeli düşmanları Promethean (Özgürlükçüler) tarafından ele geçirilmiş, hafızasını kaybetmiştir. Tarikat üyeleri Drake'i kurtarır ve hafızası kaybının düzelmesi için büyüdüğü yere Westwood Malikanesi'ne getirilir. Çocukluk arkadaşı, ormancının kızı Emily, onun herşeyi hatırlaması için elinden geleni yapmaya kararlıdır. 
Drake, Westwood Malikanesi'nden kaçıp tekrardan Promethean'a katılır. 
Buraya kadar olan kısmı ilk üç kitapta okuduk. Drake'i tanımak için bu şekilde bir giriş yapmam gerektiğini düşündüm. 
My Ruthless Prince'e gelecek olursam; Drake, James'e sadık görünüyor ve onunla Münih'e Waldfort Kalesi'ne gider. Tabii Emily'de rahat durmaz. Drake'i kurtarmak için peşinden gider. Drake, Emily korumak için bazı yalanlar söyler. Emily ise onu eve dönmeleri için ikna etmeye çalışır. Bu arada Emily, Max'e haber gönderir. 

Yazar, Drake karakterini ilk üç kitapta ince ince işlemeye başlamıştı. Ve bizi de merak içerisinde bırakmıştı. Merakımıza değdiğini düşünüyorum. Tek kelimeyle bayıldık. 

Drake, muhteşem bir karakter. Emily'de ona yakışan bir karakter olmuş. Aralarındaki ilişki ve birbirleri için ne kadar özel oldukları çok güzel işlenmiş. 

Bu kitap beni sürekli tetikte tuttu. Hız trenindeydim sanki. Bir an tırnaklarımı yiyecek kadar endişeliyken, bir başka an gözlerimden kalpler çıkarak aşktan ölüp gözlerim dolu dolu oldu. Hiçbir sayfadan sıkılmadım. Romantizmiyle, aksiyonuyla, gerilimiyle... Dolu dolu bir kitaptı. 
Son ise tek kelimeyle muhteşemdi. Soluksuz okudum. 

Üçüncü kitaptan dolayı seriye ara vermeyi düşünmüştüm. Ama bu kitapla fikrim değişti. Beau ve Clarissa'nın hikâyesini merak ediyorum. 


The Inferno Club Serisi

5) My Ruthless Prince
6) My Scandalous Viscount
7) My Notorious Gentleman
8) The Secrets of a Scoundrel



ALINTI

"Başarısız olmuştu. Savaşçısı yaşam ve aşk yerine ölümü ve zaferi seçmişti. Onu kurtarmayı başaramamıştı. Tamamen başarısız oldu."

"Yapamam. Bunların hepsi imkânsız. Ama Drake'le olan tüm hayatı imkânsızdı... güzel bir rüyaydı. Kontun oğlu ve ormancının kızı."

"Eğer bir şekilde iki savaşçı kardeşin, iki tarafın arasında kaldıysa, gerçek kaderinin ne olabileceğini kimse bilemezdi. "

"En karanlık olduğunda mutlu ol, çünkü bu sadece yakın olduğun anlamına gelir. "

"Ve Emily ilk kez, aşkının onu kurtarmaya yeteceğine aptalca inandığı için kendisiyle alay eden, tüm cehennemi öfkesiyle kalbiyle yüzleşmek için karşısına çıkan kara, uğursuz şüphelerle yüzleşti."

"Kan her zaman sudan daha kalındır."

"Pes etmemelisin. Nefreti ve acıyı çok az insanın bildiği gibi biliyorsun ama sevgi ve iyilik de var."


İyi Kız Kardeş


SALLY HEPWORTH

The Good Sister
Yabancı Yayınları
288
4/5

Herkese merhaba. 
Goodreads'in 2021'in En Çok Beklenen ve En İyi Gizem ve Gerilim kitaplarından olan İyi Kız Kardeş ile geldim. 

"İki kız kardeş, bir gerçek. Hangisi gerçeği söylüyor?"

Fern Castle, duyu bütünleme bozukluğu olan genç bir kadın. Son derece de zeki. Kütüphanede çalışıyor. Tüm hayatı hastalığından dolayı bir rutin üzerine kurulu. Rutinine çıkması durumda dengesi bozuluyor. Seslere, kalabalığa, ışığa duyarlı ve rahatsızlık veriyor. 
Fern'in rutinini içinde haftada bir aşırı dozda beyin hasarı almış, bir bakım evinde olan annesini ziyaret etmek ve ikizi Rose ile haftanın üç günü akşam yemeği yemek. 
Fern her zamanki rutininin içerisinde yine bir akşam yemeği için Rose'dayken, bazı vitamin ilaçlarını görür. Rose, şeker hastası olduğu için hamile kalamamaktadır. Ve bir bebek çok istemektedir. Fern bir karar verir. Onun içi  her şeyi yapan kardeşi için dünyaya bir bebek getirebilirdi. Yapması gereken tek şey uygun bir baba adayı bulmaktı. Başlangıçta her şey bu kadar kolay görünüyordu. Ama Fern'in bu planı, kendini rutininin temelinden sarsacaktı. Ayrıca geçmişine musallat olan karanlık sırlar gün yüzüne çıkacaktır. 

İyi Kız Kardeş, sadece kız kardeşi için hamile kalmak isteyen Fern'in hikâyesi değildir. Travmatik bir çocukluk geçirmiş ve yıkıcı bir sırrı paylaşan ikiz kız kardeşin hikâyesi. Hikâye Fern ve Rose'un günlüğü aracılığıyla anlatılıyor. 
Fern'in bölümlerine bayıldım. Ve tabii ona da bayıldım. Kardeşi için yapmak istediği şey için çabası çok tatlıydı. Onun hastalıktan dolayı yüzücü gözlüğü ve kulak tıkayıcısı takması hem üzücü hem de sevimliydi. 
Rose'un günlüğüne gelecek olursak, daha çok kardeşlerin geçmişte yaşadıkları anlatılmakta. Uyuşturucu bağımlısı bir anneyle yaşamanın güçlükleri. Genelde evsiz oldukları için gündüzleri kütüphanede geçirmeleri. Fern'in kütüphane bağımlılığı oradan geliyor biraz da. Ayrıca Rose'un bazı yaşadığı durumlar çok üzücü. 
Kitap ilk sayfalardan sarıyor. Acaba Rose ve Fern neler yaşayacak ve geçmişteki yaşananları merak içerisinde okudum. 
Bir şeylerden şüphelenmedim. Şüphelerim doğru da çıktı. Ama yinede bu kadarını beklemiyordum. Özellikle de böyle bir son. Yarım puanı sondan kırdım. Nedeni spoiler kısmında olacak. 

Gerilim azdı. Bu durum benim severek okumama engel olmadı. 

SPOILER
Ucu açık sonların şaşırtıcı olması hoşuma gidiyor. Ama sonrasında neler olacağını okuyamamak beni deli ediyor. 
Kitap boyunca kim doğruyu söylüyor kim yalan söylüyor durumunda hep Fern'in yanındayım. Onun doğru çıkması çok mutlu etti. Fern ile Wally'nin ilişkisi muhteşemdi. Harika bir ikili olmuşlar. Wally'nin de Fern gibi deniz gözlüğü takması çok tatlıydı. 


Sana Aşk Getirdim (Sancaktarlar #5)


MERAL KIR

Sancaktarlar Serisi #5
Olimpos Yayınları 
520 Syf
4/5


Herkese merhaba. 
Seriye güçlü Sancaktar ailesinin ağabeyi Mehmet Sancaktar'ın aşka giden hikâyesi ile veda ettim 🥺 Birazcık zor oldu açıkçası. 

Veliaht olarak yetiştirilmiş, hatta bu yolda aşktan vazgeçmiş, kurallarından ödün vermeyen kararlı ve tüm yöneticilik vasıflarına sahip Mehmet Sancaktar. Tüm hayatı bir düzen üzerine kurulu olan Mehmet, hayatına Komiser Esmer'in girmesi ile tüm bildiklerini unutur. 
Huysuz, rahat, inatçı ve dağınık olan Esmer'in hayattaki tek amacı kendisi gibi polis olan babasının intihara sürükleyen nedeni bulup intikam almaktır. Bu intikam yolu çetrefillidir. Kendi canını tehlikeye sokan, her bir bilgide ortaya çıkan sırların olduğu ve ihanetlerin gün yüzüne çıktığı bir yoldur. Bu yolda sığınacak kimsesi yoktur. Ağabeyleri de dahil. Ve bu yolda ilerlerken karşısına her düştüğünde her vazgeçtiğinde onun sığınağı olan ve onu ayağa kaldırıp koruyup kollayan Mehmet Sancaktar çıkar. 
Esmer, Mehmet'e önce hayatını emanet eder sonra kalbini. Mehmet ise sadece Esmer'i korumak ve yardım etmek isterken kalbini tekrardan aşka açar. 

Mehmet Sancaktar'ın sert görünüşünün ardındakilerini seri boyunca hep merak ettmiştim nasıl bir aşk adamı olacak acaba diye. Yazar bu konuda beni hayal kırıklığına uğratmadı. Mehmet zaten ailesi için yaptıkları ile taktirimi toplarken azıcık aksilikler yapsa da aşk adamı olarak da taktirimi topladı. 
Esmer ise, güçlü karakteri ile ön plandaydı. O da ailesine sıkı sıkı bağlı. Sevdiğim karakterler arasında yerini aldı. 
 
Hikayeye gelecek olursam ilk bölümler biraz durağandı. Ama sonrası su gibi akıp gitti. Geçmişteki sırlar, gerçekler ve ikilinin ilişkisi derken kitap nasıl bitti anlamadım. 

Başta da dediğim gibi aileye veda etmek zor oldu. Tekrardan hepsini görmek çok güzeldi. Özellikle de Miras Serisi'ndeki Güçer ve Sinan'ı. (Ben yazarın kalemiyle Hedef Sensin ile tanıştım. Ondan dolayı onları tekrardan görmek beni mutlu etti. Güçer ve Sinan'ın yeri ayrı benim için) 

Bu kitapta da prologlara bayıldım. Bu sefer renklerdi. 

Sana Aşk Getirdim, zaman zaman gözlerimin dolduğu zaman zaman heyecanlandığım zaman zaman gülümsediğim aile bağlarının, aşkın, tutkunun ve gizemin yer aldığı güzel bir kitaptı. 

Sancaktarlar Serisi


ALINTI

"Maalesef ki aşk her kalpte aynı durmuyordu ve çoğu zaman da sanıldığı gibi güzel sonuçlar vermiyordu. Aşkın illaki bir bedeli oluyordu."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"İnsan hafızasının acıları unutması çok kolay olduğu kadar hatırlaması da aynı süre içerisinde gerçekleşiyordu. Çünkü insan asla unutmuyor, sadece hayatına devam edebilmek için onunla yaşamayı öğreniyordu."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Fazla soru sormaması gerektiğini anlayan Esmer, "Eh, zaten kravatınla çok uyumlu olmazdınız," dedi. 
"Senin benim kravatımla nasıl bir derdin var?"
"Benim bir derdim yok, senin onunla nasıl bir bağın var onu anlamaya çalışıyorum."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Aşk sana bir nefes kadar yakın olan adamın gözlerinin içinde kaybolmaya hazırken yitip gitmemek için yine ona tutunmaktı."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Aşk yabana atılmayacak kadar güçlü bir duyguydu, insana yapmam dediği şeyleri yaptırırdı. Ve aşk kısa zamanda Esmer'in DNA'sının bir parçası haline gelmiş ve onu uysallaştırmıştı. Adama duyduğu aşk ve güven sayesinde bir süre yok olmuş ve yaşamıyormuş gibi davranabilirdi, nasılsa Mehmet sonunda ona hayatını geri verecekti."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Aşk bir savaş değildi, çünkü aşkta iki taraf da birlikte kazanıp birlikte kaybediyordu. İşte bu yüzden ona 'aşk' deniyordu."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
KIRMIZI
Cesur, enerjik, tutkulu kırmızı, aşkın, öfkenin, arzunun ve tehlikenin rengidir.
Aşkı kelimelere dökmeden anlatmanın şeklidir kırmızı. 
Yalnızlığı özgürlük sanmaktansa aşka esir olmaktır. Hissetmek, hissettiğinin peşinden gitmek, savaşmak ve asla vazgeçmemek. 
Bazen de kendin için değil, onun için vazgeçersin her şeyden. O da aşkın öteki yüzüdür. Acıtır, hatta kanatır ama asla aşk bitmez."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Beyaz, sağlığı ve temizliği olduğu kadar yalnızlığı da simgeler. Duru ve parlak kalabilmesi zordur beyazın, çabuk lekelenir ve asla yaralarını gizlemez. 
Huzurdur ama koruması zordur. 
Tıpkı kalbin gibi, sevmek için çırpınıp durur. Ne var ki onu başkasına verdikten sonra kırılıp dökülmesini engelleyemezsin. Ama aşk da bu değil midir zaten, yanacağını bile bile ateşe dokunmak, her gülüşlerin ardından bile bile ateşe dokunmak, her gülüşlerin ardından gözyaşı dökeceğini bilmek."



11 Şubat 2026 Çarşamba

Kalaycı


ALİM SERKAN CESUR

İkinci Adam Yayınları
152 Syf
3/5



Herkese merhaba. Ayın ilk kitabı Kalaycı ile geldim. 

"Herkes kendi hikâyesini yazar. Ama bazıları hikâyenin içinde doğar." Ne kadar doğru söylemiş yazar. Öyle değil midir? Herkesin bir hikâyesi vardır. Kalaycı, 21 hikâyeden oluşuyor. Kıyıda köşede kalmış, içimizde yaşayan, bazen de fark etmediğimiz insan hikâyeleri... Kalaycıdan çarıkçıya, külcüden kapıcıya, biletçiden falcıya, hurdacıdan postacıya... Hepsinin içimize dokunan kendi hikâyeleri. 

Yazar, Boyacı, Öğrenci-1 ve Öğrenci-2 hikâyelerinde yaşanmış olayları kaleme dökmüş. Ayrıca en sevdiğim hikâyelerden olan Öğrenci 1 ve 2 yazarın emekli öğretmen annesinin anlattıklarından. Diğer sevdiğim hikâyeler ise; mübadele yüzünden ayır düşen sevdalıların anlatıldığı Kalaycı, Çanakkale Savaşı için çıkan seferberliğin anlatıldığı Çarıkçı, Coğrafyanın kader olduğunu ve savaştan kaçan Yusuf ile babasının yaşadıkları anlatıldığı Yolcu ve yeni atanan bir postacının ilk iş gününde yaşadığı acı olayın anlatıldığı Postacı. 

Kalaycı'yı severek okudum. Öykü severlere tavsiyemdir.

ALINTI
"Sevgili okuyucular, hayat böyledir işte, güzel şeylerin neşesi biter, elemi kalır. Çileli işlerin elemi gider, neşeli hatırası kalır..."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Her ölüm erkendir. Ama bazı ölümler daha erkendir. Çok erken aile kayıpları acı bir iz bırakır yüreklerde, toprakta, mezarda. Acıyı bal eylemek kolay değildir..."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Hayallerle gerçekler birbirine temas etmiyorlardı. İkiz ama bir o kadar da yabancı kardeş gibiydiler."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Yol üzerinde rastlanılan yolcular da kitaplar gibiydi. Bazısı fazlaca hayali, bazısı hayvanca hakikiydi. Bazısı da o kadar sönüktü ki okuduktan sonra hatırda hiçbir iz bırakmaksızın kapanıp gidiyordu."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Herkes ona 'Külcü' diyordu. Hani sobadan ya da ateşten geriye kalan külün atılması gibi toplumun içinde gibi görünen ama dışında yaşayan bir insandı."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

8 Şubat 2026 Pazar

Yazlıkçılar (The Martini Club #2)


TESS GERRITSEN

The Martini Club Serisi #2
The Summer Guests
Doğan Kitap
312 Syf
4,5




Herkese merhaba. 
En en en sevdiğim yazarın son serisi The Martini Club'ın ikinci kitabı Yazlıkçılar ile geldim. 

Emekli casus Maggie, arkadaşları sayesinde sağ kurtulduğu hedaplaşmadan sonra Purity'de normal yaşantısında devam eder. Çiftlik işleri ve CIA'den eski arkadaşları ile kitap kulübü bahanesiyle martinilerini yudumlayıp emekliliğin tadını çıkarır. 
Prutiy, Maiden Gölü'nün etrafında huzurlu, sakin bir sahil kasabası. Göründüğü kadar sakin bir yer olmadığı, yazlıkçılardan olan genç bir kızın kaybolmasıyla kasabanın sırlarla dolu olduğu ortaya çıkar.
Polis genç kızın kaybolmasının sorumlusu olarak Maggie'nin komşusu Luther'i görür. Maggie ve arkadaşları (Declan, Ben, Irene ve Lyod) Luther'in masumiyetini kanıtlamak olmak için araştırmaya başlarlar. 
Bu arada kayıp kızı bulmak için gölette yapılan aramada bir iskelete rastlanması işleri iyice karıştırır. Polis Şerif Vekili Jo'nun itirazlarına rağmen emekli casuslarımız kendilerini bu sırlardan uzak tutamaz. 

Öncelikle başta Maggie olmak üzere emekli casusları seviyorum. Aralarındaki dostlukları ve birbirleriyle olan iletişimleri çok güzel. Bunlara bir de Jo eklendi. Bu kitapta daha yakından tanımaya başlıyoruz. Bu da bana keyif verdi. 
Yazlıkçılar, 1972'de yaşanan bir olayla başlıyor. Daha sonra olayları Maggie, Jo, kasaba sakinlerinden Reuben ve kayıp genç kızın annesi Susan'ın bakış açısından okuyoruz. Bu durum hikâyeye derinlik katarken, temposunda biraz yavaşlatma olmuş. Bu beni rahatsız etmedi açıkçası. 
Hikâye ilerledikçe birçok sürprizle karşılaşıyor. Son ise benim için beklenmedikti. 
Tess Gerritsen, iyi yazıyor. Daha fazla ne diyebilirim ki? Sahneleri resmen canlandırıyor. 

Yazlıkçılar, aile, sırlar, kayıplar, ölümler, dostluk... Harika bir kurgu, harika karakterler, eğlenceli ve gerilim dolu bir kitap. 
Unutuyordum kitabın başında serçe ve casus benzetmesi çok hoşuma gitti. 

Son olarak umarım üçüncü kitap en yakın zamanda çevrilir. Maggie ve arkadaşlarından daha fazla uzak kalmam. 

The Martini Club Serisi
2) Yazlıkçılar
3) The Shadow Friends


ALINTI
"Meslek yaşamlarını gizli görevde geçirmiş arkadaşlarına baktı. Eskiden hayatları gerçeği saklamaya, olmadıkları biri gibi davranmaya bağlıydı. Emeklilik, temkinli bir şekilde de olsa gün ışığına çıkmalarına izin verse bile gölgede kalma alışkanlıklarından asla tümüyle kurtulamayacaklardı."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Serçelerle ilgili bölüm," dedi Maggie. "Çok yaygın, çok sıradan göründükleri için birçok kişinin onları görmezden gelmesi hoşuma gidiyor. Oysa serçeler neredeyse dünyanın tamamına sızmaya başarmışlar."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Daha iyi olabilirdim." Bu evrensel bir gerçek, diye düşündü. Sevdiğimiz insanlar söz konusu olduğunda hempimiz daha iyi olabiliriz.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Hiçbir aile, üniformalı bir memurdan kötü haber almaya hazırlıklı olmazdı. Hiç kimse hayatının bir anda paramparça olduğuna inanmak istemezdi."


Şubat Ayında Okuduklarım

Herkese merhaba. Şubat ayında okuduğum kitaplarla geldim. Altı kitap okudum. Bu ay iki Türk yazarın kalemiyle tanıştım. Ali Serk...