9 Ocak 2026 Cuma

Mahkûm


FREIDA McFADDEN

The Inmate
Olimpos Yayınları
288 Syf
4,5



Herkese merhaba. 
Ardı ardına iki güzel kitap okumak kadar keyifli bir şey yoktur herhalde. 
2025 yılına damga vuran yazar Freida McFadden'in kalemiyle sonunda ben de tanıştım. Tanışma kitabım ise Mahkûm oldu. Neden bu kitap oldu hiçbir fikrim yok açıkçası. Daha fazla gevezelik yapmadan konusuna geçsem iyi olacak. 

Brooke Sullivan, yıllar sonra yaşadığı kasabaya, evine geri döner. Yüksek güvenlikli bir cezaevinde pratisyen hemşire olarak işe başlar. 
Cezaevinin bazı kuralları vardır: Gülümseme, topuklu ayakkabı giyme, mahkumlarla samimi olma, kişisel bilgilerini verme... Ve asla arkadaş olma. Brooke'un kurallarla ilgili küçük bir sorunu vardır. En azılı mahkûmlardan biri olan Shane Nelson, Brooke'ın lisedeki aşkıdır. 10 yıl önce okulun yıldızı olan oyun kurucusu Shane, bir dizi korkunç cinayetten müebbet hapiste yatıyor. Ve Shane, Brooke'ın ifadesi yüzünden içeride. Brooke'un, Shane tanıdığını kimse bilmemektedir. 

Kitabın ilk sayfalarında olayı çözdüğümü düşündüm. Hatta bu durum son bölümlere kadar devam etti. Bu kitap bu şekilde bitmemeli çünkü yazarın kitapları çok seviliyor, vardır beni bekleyen güzel sürprizler düşünceleri kafamda dönüp durdu sürekli. Veee McFadden yaptı güzel sürprizlerini. İlk darbeyi savuşturdum derken son darbe ile beni nakavt etti. Kitabın sonunu okurken ağzım açık kaldı. 

Mahkûm'u tek oturuşta okudum diyebilirim. Kitabı (düşüncelerime rağmen) bir an elimden bırakmak istemedim. Bu kitapla ilgili tek sorunum kadın karakterimiz Brooke. Aşırı iyiydi. Onun dışında çok beğendim. Okumanızı tavsiye ederim. Çünkü olay örgüsü iyiydi. Hızlı bir temposu vardı. Yer yer gerilim... Bazı güzel sürprizler ve beklenmedik olaylar vardı. 

ALINTI
"Artık evlendiğimizde arka bahçeye iki katlı dev bir köpek kulübesi yapmayı düşünmüyordu. İyi olmuştu. O kadar büyük bir köpek kulübesi pek kullanışlı olmazdı zaten..."



14. Yıl


EMEL SAKALLI

Hasrem Yayınları
340 Syf
4,5


Herkese merhaba. 
2026 yılının ilk kitabı 14. Yıl ile geldim. 

18 yaşındaki Selin evde yalnız olduğu sırada vahşice katledilir. Aradan 14 yıl geçmesine rağmen hâlâ katil ya da katilleri bulunamıyor. 
Nisan, başarılı bir program sunucusu. Programında katilleri, kayıpları buluyor. Şuanki duruma tırnakları ile kazıyarak gelen Nisan işini, kariyerini kaybeder. 
Bu arda Nisa'nın hayatında hep bir terk edilme var. Önce babası, sonra ilk aşkı. Şimdi ise kocası. Programın yapımcısı da olan kocası, genç bir kadın için terk eder. Terk etmekle kalmayıp Nisan'ın program sunuculuğundan atar. 
Nisan'ın hep aklında olan bir cinayet dosyası vardır. Kocası istemediği için programda işlemediği bir dosya. Nisan hem kendini toparlamak, hem de kendini kanıtlamak için Selin'in cinayeti çözmek için doğup büyüdüğü İzmir'e gider. 
Nisan yalnız değildir. İlk, sunculuğunu yaptığı programın yönetmeni olan Gamze katılır. Nisan, işler karmaşık hale gelmeye başlayınca da onu terk eden ilk aşkı Mert Timur Soydemir'den yardım istemek zorunda kalır. Mert, eski bir komiser şimdiler de ise güvenlik ve dedektiflik üzerine bir şirketin ortağı. 
Nisan, eski defterleri açtıktan sonra o da hedef olur. Katil şimdi Nisan'ın peşinde. 
Ayrıca Mert, Selin'in katilinin izini sürerken, Nisan ile yarım kalan hikâyelerini de tamamlamak ister. 

İlk kitaba başladığım direkt aklıma 2000 yılında katledilen Çağla geldi. 26 yıldır henüz katili bulunamamış Çağla. İkisi arasında benzerlikler var. Tek farkı Selin'in kanının yerde kalmaması. 
Bu durum beni rahatsız etmedi. Aksine kitaba bayıldım. Kitapta her şey o kadar yerindeydi ki elimden bırakamadığım bir okuma oldu. Her şey dozundaydı. Aşk, gizem, polisiye ve sonlara doğru aksiyon. 
Katili bulamadım. Çok fazla üzerinde durmadığım çıktı. 
Başta Nisan ve Mert olmak üzere tüm karakterleri sevdim. Bence bu karakterlerden güzel bir seri olur. Nisan ve ekibi yeni olayları çözmeye devam etmeli.
Son olarak 14. Yıl'ın kadın cinayetlerine ithaf edilmesi çok anlamlıydı. 
2026 yılına güzel bir kitapla başlamaktan çok mutluyum. Yazar Emel Sakallı'nın da kalemine, yüreğine sağlık. Türk bir yazardan özellikle de bir kadın yazardan böyle bir kitap okumak çok hoşuma gitti. 

ALINTI
"Nisan konusunda da... Buz bir kere çatladı, dostum, buz gibi suya düşüp donmamak için çok dikkatli olmak zorundasın."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Bir kez cinayetin mağduru olunduğunda artık nefes alınamadığı için insanlar belki kendinden bile sakladığı düşüncelerini, duygularını, anılarını görme hakkına sahip düşünüyorlardı. En son ne yedi, iç çamaşırı ne renkti, sevgilisi var mıydı, bir tane miydi yoksa daha mı fazlaydı, ölümü ile birlikte her şeyi öğrenmek istiyorlardı. Ne kadar mahrem o kadar iyi."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Ölüm acımadızdı, her yönülye merhametsizdi. İnsanın sahip olduğu tüm saygınlığı, hak ettiği tüm mahremiyetini alıp götürüyordu."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Kalbimin bir yanı asla iyileşmeyecek. Orası köreldi, Mert. Affetmek dediğin yola devam etmekse o senindir. Ama o günlere dönmekse, o kız o zamanda kaldı. Ben artık başka biriyim. Bir daha hiç kimseye kayıtsız şartsız güvenmedim. Ne eskisi gibi gözüm kapalı güvenirim sana ne de bunu isterim. O yüzden zamana bırakalım. Ya küllerimiz savrulur ya da kümlerimizden doğarız."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Yıllar geçmiş ve yine dönüp aynı yere varmıştı."
Bir zamanlar, mağrur ve kendinden emin olarak çıktığı kapıdan aforoz edilmiş bir halde ama yine aynı azimle giriş yapıyordu."

31 Aralık 2025 Çarşamba

2025 Yılı Değerlendirmesi





Herkese merhaba. 
2025 yılı değerlendirmesi ile geldim. 60 kitap okumayı hedeflemiştim. 86 kitapla tamamladım. 30.600 sayfa okumuşum. 
Yeni yazarlarla tanıştım. Yeni serilere başladım. Bazılarını tamamladım, bazıları 2026 yılına kaldı. En çok Elizabeth Hoyt'un kitaplarını okumuşum. 

Şimdi sıra 2025 yılının 25 favori kitabında. Sıralama olmadan aşağıda yer alacak. Listeye geçmeden önce hiç sevmediğim kitapları söylemek istiyorum. Sadece iki tane. Cellatın Nefesi ve Senin Pencerenden. 

Sizin 25 favori kitabınız var mı? Bol kitaplı bir yıl diliyorum. Mutlu yıllar 🥰

📌 Verity
📌 Davetiye
📌 Hamlet
📌 Cadı
📌 Kül
📌 Kapan

30 Aralık 2025 Salı

Tek Dileğim Sensin


LAUREN ASHER

My December Darling
Olimpos Yayınları
224 Syf
4/5





Herkese merhaba. Sımsıcak yeni yıl temalı bir novella ile geldim. 

Catalina, kız kardeşinin düğünü için bir aylığına Wisteira'da. Kız kardeşi Catalina'nın eski sevgilisi ile evlenecek ve Catalina da onun nedimesi olacaktır. Bu durum yeterince tuhafken bir de damadın sağdıcı ortaya çıkar. 
Yakıçıklı mı yakışıklı, yardım sever, inatçı ve kibar Doktor Darling. Luke'un bu halleri her ne kadar Catalina için şüphe uyandırıcı olsa da ondan çok fazla uzak duramayacaktır. Özellikle de Lego sevgisinden sonra. 

Luke'un görevi sağdıç olarak çok basittir. Sorun olan gelinin nedimesi. Ondan köşe bucak kaçarken bir anda hep onun yanında olmak istemeye başlar. Catalina'yı tanıdıkça ona aşık olmaya başlar. 
Luke'un bir ay süresi vardır. Catalina, düğünden sonra gidecektir. Bu süre zarfında kendine aşık etmesi gerekmektedir. Bir Noel mucizesine ihtiyacı vardır. 

Öncelikle karakterlere bayıldım. Özellikle de Luke'a. Catalina'ya biraz üzüldüm. Yanlış tanınması daha doğru kendisini tanımalara izin vermemesi ve annesi ile olan ilişkileri. Luke'a da üzülmedim değil. Ailesi ile olan ilişkisi can sıkıcıydı. 

Aile bağları, aşk, dostluk... Kısacıcık bir kitap ama her şey tam tadındaydı. Ben okurken çok keyif aldım. 

ALINTI
“Hayatta aşka daima yer vardır, yeter ki hakettiğimizi dü­şündüğümüz türden bir aşkı kabul etmeye açık olalım.”
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Beni sadece öpmemişti. Geçmiş, şimdiki ve gelecekteki her öpücüğümü mahvetmiş, beklentilerimi yeniden şekillendirmiş ve geriye sadece onun tatmin edebileceği bir arzu bırakmıştı."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Bazı insanlar gerçekten de yadsınamayacak kadar iyiydi ve bizimki gibi bir dünyada onlardan daha çok olmalıydı."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Kardan adam rozetimin klipsiyle oynadım. “Seni tutma­yayım.”
“Bu gece çok yavaş akıyor, yani bana iyilik yapıyorsun.”
Dudaklarımın köşesi yukarı kalktı. “Öyle mi?”
“Evet. İşe yaramaz hissetmekten nefret ediyorum.”
“Kurtarıcı kompleksin yeniden hortlamış olmalı.”
“Bana teşhis mi koyuyorsun?” Gülümseyerek bana döndü.
“Benim ne haddime, Doktor Darling.”
Gözleri parladı. “Bunu bir daha söyle.”
Gözlerimi devirdim. “Söyleyip de egonu mu besleyeyim? Hayır, teşekkürler.”
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Bebeklerle çalışıyor olmamdan sanırım, insanlar genelde beni ağzı kulaklarında gezen bir hemşire sanıyordu. Ama işin karanlık tarafını görmüyorlardı: Ünitedeki beslenme tüplerini ve solunum cihazlarını idare etmek, bir an önce eve götürmek istedikleri bebeklerinin karşısında yıkılan, yaşadıkları sağlık sorunları yüzünden kendileri de dâhil herkesi suçlayan anne babalar, gerçek bir yaşam şansı bulamadan yitip gittiğine şahit olduğum hayatlar ve onlarla birlikte ölmek isteyen ebeveynlerin yaşadığı keder."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"O aşkı bulduğu için mutluydum ama hayatımın aşkını bulamamış olmak beni... üzüyor, kendimi yalnız hissetmeme neden oluyordu. Aslında birini bulamamamın asıl sebebi kendim olduğu için de biraz umutsuzdum."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Kendini, hayat enerjisini böylesine emen yüksek bir stan­darda tabi tuttuğunu bildiğimden bazı açılardan annem için üzülüyordum. Her zaman bu kadar kötü değildi ama büyümek, ebeveynlerimizin de birer insan olduğu gerçeğini idrak etme­mizi sağlıyordu. Bazen bizi çıldırtsalar da onların da bizim gibi hatalar yapabilen insanlar olduğu gerçeğini."


Sherlock Holmes (6 Hikâye)

SIR ARTHUR CONAN DOYLE



THOR KÖPRÜSÜ
Holmes'un kapısı çalan eski senatörlerden Altın Kralı Neil Gibson. Bay Gibson'un eşi Thor Köprüsü'nde öldürülür. Şüpheli ise Gibson için özel biri. Bayan Dunbar. 
Beklenmedik bir son bizi bekliyor. 

EMEKLEYEN ADAM (Sürünen Adam) 
Profesör Presbury dul bir adam. Kendinden genç bir kadınla nişanlanır. Kısa bir süre sonra Prag'a ziyarette bulunur. Prag'dan döndükten sonra profesör tuhaf hareketlerde bulunmaya başlar. Asistanı bu durumla ilgili Holmes'dan yardım ister. 
Sherlock Holmes, bir köpekten yola çıkarak tuhaf profesörün durumundaki gizemi çözer. En ilginç hikâyelerden biriydi 

ASLAN YELESİ
Aslan Yelesi vakası Sherlock Holmes'un emekliklik dönemine denk gelir. Holmes emekli olmuş, Sussex'de hasretini çektiği doğa ile başbaşa küçük bir evde yaşamaya başlar. Holmes, bir gün yürüyüşe çıktığında Fitzroy McPherson, falezlerde sarhoş gibi elini kolunu sallarken görür. McPherson sonra düşer. Yanına gittiklerinde kısa bir süre sonra ölür. Sırtında bir sürü kırbaca benzer izler vardır. 
Alsan Yelesi de ilginç hikâyelerden biriydi. Sherloc Holmes'un kendi anşattığı nadir hikâyelerden. Ayrıca Watson yok. 

PEÇELİ KİRACI
Bayan Merrilow Holmes'un kapısını çalar. Sorun yedi yıllık kiracısı ile ilgili. Kiracının ismi Bayan Ronder. Peçeyle geziyor ve bu zamana kadar yüzünü göstermemiş. Bir sıkıntısı var. Ev sahibinin teklifi üzerine sıkıntısını Sherlock Holmes'a anlatmaya kabul eder. 
En ilginç hikâyelerden biriydi. Çok beğendim. 

Alıntı
"Acı çeken hasta, sabırsız dünya için en iyi derstir."

SHOSCOMBE PRENSİ
Olay Sör Robert Norberton hakkında. Yardım isteyen meşhur atların eğitmeni John Mason. 
Sör Robert için hayat mamak meselesi olan at yarışı yapılacak. Bu süre zarfında tuhaf haraketlerde bulunmaya başlar. Ayrıca Sör Robert kız kardeşinin yanında yaşamaktadır. Ve kız kardeşi de tuhaf hareket etmeye başlar. 
Klişe olacak ama yine bizi ilginç bir son bekliyor. Beğendiğim hikâyelerden oldun. 

EMEKLİ BOYACI
Josiah Amberley, emekli boya üreticisi. Küçük birikimiyle Lewisham'dan ev almış, kısa bir süre sonra da kendinden 20 yaş küçük biriyle evlenmiş. Amberley'in tek tutkusu satranç. Genç bir doktor sürekli evlerine gelip satranç oynarlarmış. Geçen hafta genç doktor ve karısı kaçar. Sıradan bir hikâye olarak görünse de Amberley için bu olay hayat mamak meselesi. 
O dönem Holmes yoğun olduğu için incelemeler yapsın diye Watson'u gönderiyor. 
Bu hikâye ile Sherlock Holmes'un bütün hikâyeleri bitmiş oluyor. Ve bu hikâye ile de kendine tekrar hayran bırakyor. Bu sefer olayı çözerken ufak da olsa rakibi Barker'ın da faydası oldu. Çok beğendim. 

Alıntı
"Onun hakkında ne düşünüyorsun?"
"Acınası, beyhude ve yitik biri."
"Kesinlikle, Watson. Acınası ve beyhude. Fakat bütün yaşam acınası ve beybude değil mi zaten? Anlattığı hikâye bütünün parçadaki temsili değil mi? Yaşarız. Ulaşırız. Elde ederiz. Sonunda elimizde ne kalır? Bir gölge. Hatta gölgeden daha kötüsü, sefalet."

21 Aralık 2025 Pazar

Davetsiz Misafir (The Inferno Club #2)


GAELEN FOLEY

The Inferno Club Serisi #2
My Dangerous Duke
Epsilon Yayınları
436 Syf
4/5

Herkese merhaba. 
Bu ayki historical romana dozumu The Inferno Club Serisi'nin ikinci kitabı Davetsiz Misafir ile aldım. 

Cehennem Kulübü, Londra aristokratlar arasında kötü şöherete sahip olsa da, aslında onlar kral ve ülkesi için canlarını feda edebilecek savaşçılardır. 
Şimdi sıra Warrinton Dükü Rohan Kilburn'da. Rohan, aşktan ve evlilikten uzak durmaya and içmiş ve kendini Cehennem Kulübü'ne adamıştır. Şatosuna döndüğü zaman onun için muhbirlik yapan kaçakçılar tarafından bir hediye sunulur. Bu hediye buz tutmuş kalbinin erimesine neden olur. 
Kate Madsen, kaçırılır ve bir anda kendisini Canavar lakaplı dükün karşısında bulur. Kate'in hayatı değişir. Sırlar ortaya çıkar ve hayatı tehlikededir. Rohan'a güvenmkten başka çaresi yoktur. 
Kate, Rohan'ı tanıdıkça onun sevgisini kazanmak için her şeyi yapmaya kararlıdır. Rohan ise, hem ailesine yapılan büyüye takılıp kalmış hem de kulübün en büyük düşmanı olan Özgürlükçüler ile ilgili olayı çözmesi gerekmektedir. Tabii bir de Kate'i koruması gerekmektedir. 

Davetsiz Misafir'i ilk kitaptan daha çok sevdim. Romantizm, macera, aksiyon büyüler, hazinler ve gizli bir mezar... Çözülmesi gereken sırlar. Kısacası ne ararsanız var Davetsiz Misafir'de. 
Yazarın kitaplarındaki gizemi seviyorum. Ve oluşturduğu karakterleri. Bu kitapta özellikle Kate'e bayıldım. Rohan'ı da sevdim ama Max'i geçemedim. 
En çok merak ettiğim karakter Drake. Az da olsa onu görüyoruz. Maalesef Drake bizde çevrilmeyen dördüncü kitapta yer alıyor. Bu bizim için engel mi? Değil tabii. 
Genel olarak keyifli bir okuma oldu. 

ALINTI
"Kate'in en kıymetli eşyaları raflarda dizili olan kitap­lardı, ancak adamlar Aristo ya da Brad'le ilgilenmeyecek kadar ilkellerdi."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Kate'in bakışları savaşçı düke kenetlenmişti. Çaresizce onda biraz olsun şefkat dolu bir ifade aradı, fakat ne yazık ki adamdan sadece acımasız bir güç yayılıyordu. Korkutu­cu ve tehlikeliydi. Cisimleşmiş bir tehditti."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Korku seni yaşamaktan geri tutuyorsa onun üzerine gitmelisin Kate. Yapmak istediklerini yapmamak için baha­neler bularak yaşayamazsın. Özellikle kadın olduğun için yapamadığını söyleyemezsin, çünkü annen ve baban sana bir oğula verilecek eğitimi vermeyi uygun görmüşler."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Rohan..." diye mırıldandı Kate. "Bunu neden daha önce yapmadık?"
"Sana bir beyefendi olduğumu kanıtlamaya çalışıyor­ dum," dedi Rohan ona hınzırca gülümseyerek.
Kate bu cevap karşısında parmağını onun göğsünde gezdirmeye başladı. "Bir canavara sahip olabilecekken bir beyefendiyi ne yapayım..."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"O halde ne? Benden nefret mi ediyorsun?" diye soran Rohan ona şüpheyle bakıyordu.
"Hayır." Ona doğru yürüdü ve yüzünü ellerinin arası­na alıp gözlerinin içine sevgiyle baktı. "Sadece zevklerinin iyi yönde geliştiğini görmek beni sevindirdi."

The Inferno Club Serisi
2) Davetsiz Misafir
3) Küllerinden Doğan
5) My Ruthless Prince
6) My Scandalous Viscount
7) My Notorious Gentleman
8) The Secrets of a Scoundrel


17 Aralık 2025 Çarşamba

Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum

IAIN REID

I'm Thinking of Ending Things
Hep Kitap
178 Syf
4/5

Herkese merhaba. Kalemiyle ilk defa tanıştığım yazar Iain Reid'in Netflix uyarlaması da olan gerilim yüklü Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum kitabı ile geldim. 

"Her şeyi bitirmeyi düşünüyorum. 
Bir kere insanın aklına geldi mi bir daha gitmiyor bu düşünce. Sürekli hatırlanıyor. Zihinde oyalanıyor. Hayata hükmediyor. Yapabileceğim pek bir şey yok. İnanın bana. Kurtulamıyorum bir türlü. İstesem de istemesem de orada. Yemek yerken. Yatakta. Uyurken. Uyandığımda. Hep orada. Her an."

Hikâyemiz isimsiz bir kahraman tarafından anlatılıyor. Jake adında erkek arkadaşıyla (oldukça iyi) onun ailesi ile tanışmak için yaşadıkları çiftlik evine gitmek üzere yola çıkıyorlar. Yollar ıssız ve her an kar başlamak üzere. Yol boyunca bazı tuhaflıklar başlıyor. Bu arada isimsiz kahramınımız yol boyunca Jack'ten ayrılmayı düşünüyor. 
Çok tuhaf bir aile ile karşı karşıya kalıyor. İsimsiz kahraman bir an önce eve dönmek istiyor ve Jack'ten ayrılma düşüncesi daha çok artıyor. 

Konusundan daha fazla bahsetmek istemedim. Büyüsü daha doğrusu gerilimi kaçsın istemedim. 
Kitap boyunca isimsiz kahramanımızın düşüncelerini okuyoruz. Aralarda da Jack ile sohbetleri. Bu sohbetler derin, felsefi izler taşımakta. 
Kitap beni ilk sayfalarda esir aldı. Beni neler bekliyor ve nasıl bir son olacak merakı ile okudum. Unutuyordum. İsimsiz kahramınımız sürekli bilinmeyen bir numaradan aranıyor. Arayını da çok merak ettim. 
Atmosfer süperdi. Issız yollar, çiftlik evi ve onun bodrumu... Behsetmediğim bir mekan daha var, işte orada kilit açılıyor. 
Kafa karıştırıcı, hatta beyin yakan, gerilim yüklü, her an her şey olabilecek bir ortam ve klişe de olsa beklenmedik bir son. Ben genel olarak beğendim. 
Son olarak Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum, çiftliğe yapılan yolculuktan daha fazlası... Kısa ama etkileyici bir kitap. Bence bir şans vermelisiniz. 

ALINTI
"Şimdi de kalbimde sıra. Ona kızgınım. Sürekli küt küt atmasına. Kalbimizin farkına varmayız genelde, ben neden kendi kalbimi sürekli fark ediyorum? Neden böyle atmasına öfkeleniyorum? Çünkü başka seçeneğim yok. Kalbinizi fark edince atmayı bıraksın istiyorsunuz. Ritmik atışlarından kurtulmak, dinlenmek istiyorsunuz. Hepimiz dinlenmek isteriz."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Her şeyi tam olarak bilmediğimiz halde ilişkilerin kurulabilmesi ve sürmesi bir mucize. Karşındakinin ne düşündüğünü tam anlamıyla bilmeden. Onun kim olduğunu emin olmadan. Ne istersek yapamayız. Belli şekilde davranmamız gerekir. Belli şeyleri söylememiz gerekir."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Bana öyle geliyor ki, hayat, varoluş, insanlar, ilişkiler ve iş bağlamında üzgün olmak doğru cevaplardan biri. Gerçekçi. İkisi de doğru cevaplar. Kendimize her zaman mutlu olmamız gerektiğini söyledikçe ve mutluluk kendi başına bir amaca dönüştükçe durum kötüleşiyor. Bu arada bu orjinal bir düşünce falan değil."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Depresyon ciddi bir hastalıktır. Fiziksel acı verir, insanı yıpratır. Kanseri nasıl karar vererek atlatamıyorsan depresyondan da karar vererek çıkamazsın. Üzüntü normal, insani bir duygudur, mutluluktan farkı yoktur. Mutluluğun bir hastalık olduğunu düşünemezsin. Üzüntü ve mutluluk birbirlerine ihtiyaç duyarlar. İkisi de var olmak için birbirine muhtaçtır demek istiyorum."


Mahkûm

FREIDA McFADDEN The Inmate Olimpos Yayınları 288 Syf 4,5 Herkese merhaba.  Ardı ardına iki güzel kitap okumak kadar keyifli bir ...