17 Ekim 2026 Cumartesi

Kırgın Fısıltılar (Kusursuzca Kusurlu #2)


NEVA ALTAJ

Kusursuzca Kusurlu #2 (Perfectly Imperfect) 
Artemis Yayınları
Çevirmen Tuba Özkat
232 Syf 
4/5



Herkese merhaba. 
Serinin ikinci kitabını okumak gibi bir niyetim yoktu aslında. Tutamadım kendimi. Nasıl olsa hemen bitiyor dedim başladım okumaya. 

İtalyan ve Rus mafyası arasındaki savaşı bitirmek için bir evliliğe karar verilir. Bravta Kasabı ve İtalyan baş balerin. 

Bravta üyesi olan Mikhail, Bianca'nın fotoğrafını ilk gördüğünde çok şaşırır. Fotoğraftaki uzun zamandır aşık olduğu kadındır. 

Bianca, İtalyan caposu Bruno Scardoni'nin ortanca kızı ve yakın zamana kadar Chicago Opera Salonu'nda baş balerini. Kız kardeşi için bu evliliği kabul eder. 

Aslında bu kitap hakkında çok fazla söyleyecek bir şey yok. Konusundan bahsederken bile zorlandım 🤭😅 
Serinin ikinci kitabında da zoraki bir evlilik var. Tek fark Mikhail'in öncesinde Bianca'ya aşık olması. 
Yine çok kısa, betimlemelerin pek olmadığı, hızlıca sonuca varıldığı bir kitap. Bu kitabın biraz daha uzun olmasını beklerdim açıkçası. Mikhail gizemli bir adamdı ve benim de merak ettiğim bir karakterdi. Yaşadıkları yüzeysel anlatılmış. Onu da Mikhail ağzından öğrenmiyoruz.
Yine de ilk kitaptan daha çok sevdim Kırgın Fısıltılar'ı. 
Dark romans olarak başladığım seri romantik komedi olarak devam ediyor. Beklentimin altında olmasına rağmen, itiraf ediyorum seri bağımlılık yapıyor. 
(17.10.2026) 

ALINTI
"Başını eğip bana baktı, dudaklarını sert bir çizgi gibi birbirine bastırdı ve mavi gözüyle beni öyle bir yoğunlukla İzledi ki doğruca ruhumu görebildiği izlenimini edindim."

"Bana gülümsedi ve donmak üzere olan buz gibi tene düşen ışık huzmesi gibi hissettirdi."

Hayatını kurtarmamın ardından kocamın kapıyı açtıktan sonra bana söylediği ilk şey ne miydi? 
"Farlarımı kırdın."

"Peki o nasıl bakıyordu?" diye sordum. 
"Senin Bianca'ma bakışın gibiydi. Sırf o ayaklarını yakma­dan karşıya geçebilsin diye yanan kömürlerin üzerine yatacakmışsın gibi."

"Sen mi yaptın? Seni yemeğe davet ettiklerini sanıyordum, yemek yaptıracaklarını değil." 
"Şey, teknik olarak Igor yaptı," diye araya girdi Nina. "Bianca ona talimat verdi ve ben de tercümeye yardım ettim." 
"Bunun nasıl olduğunu merak ediyorum." "Ben işaret ettim. Igor uymayınca Nina onun kaburgasını dür­tükledi."

.

Mavi Ay (Anita Blake, Vampir Hunter #8)


LAURELL K. HAMILTON

Anita Blake, Vampire Hunter #8
Blue Moon
Çevirmen Mert Söğün
578 Syf
4'5


Herkese merhaba. 
Anita Blake okumayalı altı ay olmuş 🥺 Neden bu kadar ara verdiğimi bilmiyorum. 
Seriye sekizinci kitap Mavi Ay ile devam ediyorum. 

Richard'ın kardeşi Daniel, gece yarısı Anita'yı arar. Richard'ın başı derttedir. Tennessee'de tecavüzden suçlanıp hapise atılmıştır. Anita hemen oraya gitmeye karar verir. Jean-Claude, Şehrin Efendisi Colin'in bölgesine gitmesine izin yoktur. Giderse savaş çıkabilir. Hatta Anita'nın da gitmesine izin yok. Ama onu hiç kimse durduramaz. Jason, Asher, Damien, Zane, Cherry ve Nathaniel'i yanına alır ve Richard'ı kurtarma operasyonu başlar. 

Bana göre bu kitapta en önemli şey Anita'nın her zaman korktuğu, onlardan kaçtığı ve hatta onları avladığı canavara dönüşmesi. İronik bir şekilde, onu şoka sokan şey işlediği fiillerden değil, bunlar için pişmanlık duymamış olması. Yaptıkları yanlış değildi. O an o gerektiriyordu. Normalde Anita'yı pek sevmem. Ama etrafındakileri önemsemesi ve onları güvende tutmak için kendi sınırlarını bile aşması hatta ölümü bile göze alması takdire şayandı. 
Ayrıca Anita yeni güçlerini keşfediyor. Yeni gücü mumin. Anita seri sonuna doğru ne hale gelecek çok merak ediyorum 🤭 Kimseye ihityaç duymayacak galiba 🤣

Ayrıntılar kaldığı yerden devam ediyor. Nike'larını giydi, şu silahını şuraya, bu silahını buraya taktı. Onları görmemezlikten gelmeyi öğrendim artık 😅

Bu kitap inanılmaz derecede karanlıktı. Aksiyon hat safhadaydı. Bolca vahşet, bolca kan ve şehvet vardı. Bazı bölümleri ağzım açık okudum. Son bölümler ise muhteşemdi. Seride şuana kadar okuduğum kitaplar içerisinde üst seviyede olan bir kitap. 

(16.10.2026) 

ALINTI
"Başı dertteydi ve eğer yapabiliyorsam ona yardım edecektim. Basitti. Karmakarışıktı. Acı vericiydi."

"Başı dertteydi ve eğer yapabiliyorsam ona yardım edecektim. Basitti. Karmakarışıktı. Acı vericiydi."

"İyi bir adam bile yeterince korkutulursa, ne yapacak kestirilemez bir hale gelir. Kötü bir adamı korkutursanız, başınız dertte demektir."

"Richard'la hâlâ çıkmıyor olmamızın sebeplerinden biri de, onun benim gözlerimi kamaştıracak kadar temiz olması. Ama ikimizin ortak bir yanı var."
"Neymiş?" diye sordu Wilkes. 
"Bizi itersen, biz de seni iteriz. Richard doğru olan bu olduğu için yapar. Ben, sadece rahatsız etmek için yaparım."

"Ben tabiatım gereği tedbirli ve işim gereği paranoyağımdır."

"Eğer dikkatli olursam, ben de onu, onun beni kullandığı gibi kullanabilirdim. Bu dar merdivenlerden, elimde içi dolu fincanıyla çıkmak gibiydi. Dikkat dikkat derken kenardan biraz dökülürdü ve yapardınız."

"Beni bıraktılar, sanki korkuyormuş gibi yavaş haraket ettiler. Benden mi korkuyorlardı, benim için mi korkuyorlardı emin değildim."

"Ormanda gözlerinizi kullanarak koşmazdınız. Beyninizin, ensenizdeki tüyleri diken parçasıyla koşardınız."

​"Richard buradaki sürünün lideri olan bir alfa kurtadamdı ve onun tek kusuruydu. 
Onu birisini yerken gördüğüm için ayrılmıştık, gördüklerimden sonra Jean-Claude'un kollarına koşmuştum. Yani bir kurtadamdan kaçıp bir vampire gitmiştim. 
Jean-Claude, Saint Louis Şehrinin Efendisiydi. Aslına bakarsanız ikisini kıyaslayınca,  Jean-Claude daha insan sayımazdı. Kanemici ile etyiyici arasında fark fazla yoktu ama en azından Jean-Claude beslenmesini bitirdikten sonra sivri dişlerinin arasında et parçaları kalmıyordu. Bu, küçük ama beni etkikeyen belirgin bir faktı."


13 Ekim 2026 Salı

Tuvaldeki Yaralar (Kusursuzca Kusurlu #1)


NEVA ALTAJ

Kusursuzca Kusurlu Serisi #1
(Perfectly Inperfect)
Painted Scars
Artemis Yayınları
247 Syf
3,5



Herkese merhaba. 
Uzun zamandır okumayı planladığım bir seriye başladım. Kusursuzca Kusurlu (Perfectly Inperfect) Serisi. İlk kitabı Tuvaldeki Yaralar. 

Roman, Pakhan. Yani Rus mafyası lideri. Emlak arabulucuklarını yapan Samuel Grey adında biri zimmetine para geçirmiş. Geri ödeyebilecek durumda da değil. Roman hemen öldürülmesini ister. En yakın adamı Maxim'in farklı bir düşüncesi vardır. Roman'ın, Samuel'in kızı ile evlenmesi. Bu evlilik Roman hakkında konuşmaları susturacaktır. Üç ay önce Roman'ın arabası havaya uçurulmuş, Roman bacağından ağır yararlanmıştır. Tam olarak iyileşememiştir. Bundan dolayı da insanlar Bratva'yı (Rus mafyası) daha fazla yönetemeyeceğini düşünmektedir. 

Nina, genç yaşına rağmen ünlü bir ressam. Babasının borcu için Roman ile evlilik anlaşması yapmak durumunda kalıyor. Roman ile evlenmesi babasını öldürecekler. 

Altı ay boyunca birbirine aşık mutlu bir evlilik yapacaklar. 

Kitap hakkında ne diyebilirim tam olarak bilmiyorum. Çok kısaydı. Betimlemeler çok azdı. Çoğu şey hayal gücünüze kalmış. Dark romans beklerken (aksiyon yok denecek kadar az) romantik komedi çıktı karşıma 🤭

Kitabın sevdiğim yanları da vardı elbette. Karakterleri çok sevdim. Özellikle Varya'yı. Hikâye hiç sıkmıyor, yormuyor. Anlatımı basit. 
Tam kafa dağıtmalık bir kitap. 
(13.10.2026) 

‎Perfectly Imperfect (Kusursuzca Kusurlu)
‎1)Tuvaldeki Yaralar 
‎2)Kırgın Fısıltılar
‎3)Saklı Gerçekler
‎4)Harabe Sırlar
‎5)Çalıntı Dokunuşlar
‎6)Parçalanmış Ruhlar
‎7)Yanmış Hayaller
‎8)Sessiz Yalanlar
‎9)Karanlık Günahlar
‎10)Tutsak Duygular
‎

ALINTI
"Roman?"
"Efendim?"
"Bir itirafta bulunacağım."
"Kötü bir şey mi?"
"Evet. Şey... bu, bu bir nevi bir sorun. Büyük bir sorun."
"Dökül bakalım Nina."
Bir kaç saniye boyunca sessiz kaldı ve sonra beş kelimeyle dünyamı yörüngesinden çıkardı.
"Ben sana aşık oldum Roman."

"Benden baska kimse sana Rusça öğretmeyecek.Anlaşıldı mı?"
"Tamamdır, kotik."
Gözlerimi yumup başımı iki yana salladım. "Rus Pakhan'ına kedi yavrusu diyemezsin, Nina. Burada korumam gereken bir imajım var."

"Tekerlekli sandalye beni kandırmamıştı, bakışlarımız buluştuğu anda kiminle karşı karşıya olduğumu anlamıştım: Duygudan yoksun bir katille."

"Gülümsedi ve dudaklarını benimkilere yapıştırdı.
Silindi. Var olan mantık sınırları içindeki her düşüncem pus oldu. Bir saniye önce düşünen, mantık yürüten bir varlıktım. Şimdiyse akıl gerektiren her türlü düşünce yok olmuştu, yerineyse çıldırtıcı bir ihtiyaç almıştı -daha fazlası için. Dudaklarından, kokusundan, her şeyinden daha fazla."

"Nina telefona, 'Varya, eğer işini böldüysem üzgünüm," dedi neşeyle. 'Acaba sende bir yerlerde patlamış mısır var mıdır?'
Cevabı duymadım ama Varya'nın yüzünü hayal edebiliyorum. Bu evde kimsenin patlamış mısır görmediğine emindim. Garajda patlayıcılarımız, birkaç kasa el bombamız ve bir ton mühimmatımız vardı. Fakat patlamış mısır yoktu."

"Niye?"
Niye? Ne kadar basit bir soruydu. Ve çok fazla cevabı vardı. 
Çünkü onu özlüyordum ve sadece bir dakikalığına bile olsa onu görmek istemiştim. Çünkü onu seviyordum. Fakat cevap vermek yerine orada öylece durdum ve nefes alıp verişimi kontrol etmeye çalıştım çünkü birdenbire odada yeterince hava yokmuş gibi geldi.


Filler de Hatırlar (Hercule Poirot #37 Ariadne Oliver #8)


AGATHA CHRISTIE

Hercule Poirot #37 Ariadne Oliver #8
The Elephants Can Remeber
Altın Kitap
193 Syf
4/5




Herkese merhaba. 
Bu ayki Agatha Christie kitabım Filler de Hatırlar oldu. 

Polisiye yazar Ariadne Oliver, bir davete katılır. Davette hiç tanımadığı bir kadın yanına gelir. İlk okurlarından biri olduğunu düşünse de, kadının tuhaf konuşmaları ve sorusu onu şaşırtır. Oliver'ın isim annesi olduğu kız Celia, kadının oğluyla evlenmek üzereymiş. Celia'nın annesi ve babası yıllar önce her zaman çıktığı yürüyüşte ölü olarak bulunur. Yanlarında babasına ait bir silah ve silahta ikisinin parmak izleri vardır. Polis cinayete dair hiçbir kanıt bulamaz. İntihar ettiklerini kanısına varır ve dosyayı kapatır. Kadının öğrenmek istediği ise Celia'nın annesi mi babasını vurmuş, babası mı annesini vurmuş? Bu soru karşısında Oliver çok şaşırır. Nasıl hareket edeceğini bilemez ve yakın dostu Hercule Poirot'a başvurur. 
İkisi kafa kafaya verir ve bu olayı çözmeye karar verir. Poirot eski dosyaları araştıracak, Oliver ise filler de hatırları dikkate alarak aileyi tanıyan insanlarla görüşecek. 

Daha önce Ariadne Oliver'ın üç kitabını okumuştum. Ama bu kitapta ona bayıldım. Hem karakter hem de düşünce tarzı olarak. 

Oliver ile Poirot harika bir ikili olmuş. Aralarında ki dostluk çok güzel. 
Hikaye her ne kadar yarıdan sonrasında bazı şeyleri anlaşılmasına rağmen çok hoşuma gitti. Geçmişte olan bu gizemli olayı çözmek için başvurdukları yollar ve geçmişteki sırları tek tek ortaya çıkartmaları okunmaya değerdi. 

Filler de Hatırla'da, Poirot'nun önceki bazı davalarına doğrudan atıfta bulunması ayrı bir güzeldi. (Bayan McGinty'nin Ölümü ve Beş Küçük Domuz) Diğer kitaplarında denk gelmediğimi hatırlıyorum. 

Son olarak Bay Goby ilginç bir karakterdi. Başka kitaplarda geçiyor muydu merak ediyorum. 

Okunması gereken harika bir Agatha Christie kitabı daha. Mutlaka okumalısınız. 
(11.10.2026) 

Ariadne Oliver Serisi
1) Parker Pyne İz Üzerinde
2) Briç Masasında Cinayet
3) Bayan McGinty'nin Ölümü (Fotoğraftaki Lekeler, Gördü ve Öldü, Hizmetçinin Ölümü) 
4) Sonuncu Kurban (Ölü Adamın Dönüşü, Ölüm Saati) 
5) Ölüm Büyüsü
6) Üçüncü Kız
7) Cadılar Bayramı Cinayeti
8) Filler de Hatırlar 

ALINTI
"Merak... Ne kadar ilginç bir şeydir bu." Poirot iç çekti. "İnsanlık çok şeyi buna borçludur. Merak yani. Gemiler, trenler, uçaklar, atom bombaları, penisilin ve bir sürü ilaç..."

"İnsan bazen böyle olaylarla karşılaşıyorlar. Her şey var: kanıtlar, cinayet nedeni, fırsat, ipuçları, dekor ce aksesuar... Yani cinayet planı elinize tutuşturuluyor. Ama yine de, bu meslekten olanlar işin içinde bir bityeniği olduğunu anlıyorlar. Olayda bir terslik olduğunu seziyorlar. Bir resim eleştirmeninin bir tablodaki bozuklukları görüvermesi gibi bir şey bu ya da resmin gerçek mi, yoksa taklit mi olduğunu anlayıvermesi gibi..."

Bayan Oliver iç çekti. "Bir süre filleri unutmak çok hoşuma gidecek. Dadı, şu konuştuğum yaşlı dadı da fillerden, onların hiçbir şey unutmadıklarından söz etti. Ah, neyse... Artık birkaç fil de siz avlayın. Sıra sizde."
"Ya siz?"
"Belki ben de kuğu bulmaya çalışırım."

9 Ekim 2026 Cuma

2A Numaralı Koltuktaki Kız



DIANA WILKINSON

The Girls in Seat 2A
Sonsuz (Yakamoz) Yayınları
348 Syf
4,5


Herkese merhaba. 
Ayın ilk kitabı 2A Numaralı Koltuktaki Kız oldu. 

Jade Wiltshire, uçmaktan nefret ediyor. Piyango kazandığından bu yana üç koltuk (2A, 2B ve 2C) satın alıyor. Bu durum hem onun korkusunu hafifletecek hem de bir milyoner gibi konforlu bir şekilde seyehat edecek. 
Jade, üç koltuk satın alıp İspanya Malaga'ya tatile gider. Uçakta Malaga'ya indiğinde bir milyoner gibi davranacağının hayalini kurarken (hatta okuduğu kitap da Nasıl Bir Milyoner Gibi Yaşarsınız) uçak türbülansa girer. O sırada düşürdüğü kitabı yakışıklı bir beyefendi tarafından geri verilir. 
Jade, bir macera istiyordu. Yalnızca paranın satın alabileceği heyecan, lüks, yeni bir yaşam ve aşk. Acaba 2C koltuğuna oturan yakışıklı adam onun şansı mı olacak? Yoksa söylediği ufak bir yalanla kaderi tamamen mi değişecek? 

Diana Wilkinson ters köşelerle dolu bir hikaye yazmış. Su gibi akıp gitti. Hikayenin temposunun düştüğü düşündüğünüz anda BUM! yeni bir gerilim, yeni bir şok dalgası. 
Gerilim mükemmel diyebileceğim kadar iyiydi. Ters köşeler gerçekten beni şaşırttı. Hatta bir tanesinde içimdeki kötü cadının kahkaha atmasına neden oldu. İçimin yağları eridi 🤭

Kurnazca ve güzelce işlenmiş karakterler, iyi kurgulanmış bir olay örgüsü ve beklenmedik ters köşelerle dolu bir kitap.
Karakterlerin hiçbirine kanmayın; bir kartın iki yüzü vardır ve görünen diğeri ile asla aynı değildir.
Dramatik bir sonla biten, etkileyici ve eğlenceli bir okuma oldu benim için. 

Dipnot: Küçük bir sıkıntı vardı. Bazı kelimlerin açıklaması sayfanın alt kısımda yer almaması. 
(07.10.2026) 


ALINTI
"Bir kazı kazan kartı alıp Bay Mükemmel'i bulacağımı kim düşünürdü ki?"

"Aldığım, Uçuş Korkunuzu Yenin kursunu hatırlıyorum. Kabin ekibinin yüzlerini gözlemleyin. Yüz ifadelerini. O zaman rahatlayacaksınız, güvendesiniz ve emin ellerdesiniz. Hadi be oradan!"

"Dünyanın herhangi bir yerine gidebilirim ama alışkanlıkların insana güven verdiği bir gerçek."

"Sessizlik rahatsız edici derecede ürkütücü; fısıltılı konuşmalardan bile daha kötü. Eğer milyoner hayatı böyle bir şeyse, buradan bir an önce çıkmak istiyordu."


3 Ekim 2026 Cumartesi

Kitaplığıma Yeni Eklenen Kitaplar





Herkese merhaba. 
Uzun zamandır yeni kitaplar serisine ekleme yapmıyordum. Son zamanlarda yayınevinden ve yazarlardan gelen kitaplar aşağıda olacak. Bazılarının yorumları mevcut. Hatta bir çoğunun 🤭 Linkleri de ekleyeceğim. 
Söyleyeceklerim bu kadar. Kitapla kalın. 







3) 2A Numaralı Koltuktaki Kız



4) Balkondaki Kız



















29 Eylül 2026 Salı

Eylül Ayında Okuduklarım



Herkese merhaba. 
Eylül ayında okuduğum kitaplar ile geldim. 9 kitap okudum. (Aslında 10 nedenini aşağıda açıklarım)

Öğretmen haricinde genel olarak keyifli bir okuma oldu. En çok Tarihi Hoşça Kal Lokantası'nı beğendim. Bu ayda Agatha Christie okumaya devam ettim. Kalemiyle yeni tanıştığım yazarlar oldu.

Şimdi sıra okuduğum kitaplarda:





Dipnot: Her gün 3 sayfa okuduğum bir kitap daha bitti. Yorum yapmak haddime olmadığı için kitap hakkında bir şey yazmadım.

Kırgın Fısıltılar (Kusursuzca Kusurlu #2)

NEVA ALTAJ Kusursuzca Kusurlu #2 (Perfectly Imperfect)  Artemis Yayınları Çevirmen Tuba Özkat 232 Syf  4/5 Herkese merhaba.  Ser...