3 Kasım 2026 Salı

Sonbahar Kokusu (Whiskey Creek #1)


BRENDAN NOVAK

Whiskey Creek #1
When Lightning Strikes
448 Syf
4/5


Herkese merhaba. 
Ayın son kitabı Whiskey Creek Serisi'nin ilk kitabı olan Sonbahar Kokusu ile geldim. 

Hollywood'un ünlü yıldızı, kadınların gözdesi Simon O'Neal'ın kariyeri alkol ve eğlence yüzünden tehlikeye gitmiştir. Bunun yanı sıra boşandığı eşi ile zorlu bir velayet davası vardır. 

Gail DeMarco, bir halka ilişkiler şirketi sahibidir. Simon da müşterilerinden biridir. Simon'ın Gail'e cinsel taciz yaptığı dedikodusu ortalığı karıştırır. 

Gail müşterilerini kaybetmeye başlar, işlerini toparlamak ister. Simon ise oğlunun velayetini almak ister. İkilinin kurtuluşu anlaşmalı bir evliliktir. Bu evlilik sayesinde Gail eski müşterilerini geri kazanacak, Simon da hayatını düzeltip oğlunu alabilecek. 

Simon'ın kendine zarar verecek duruma gelebileceği düşüncesiyle, Gail doğup büyüdüğü yer olan Whiskey Creek'e götürür. İkili orada herkesden uzakta birlikte yaşamaya ve birbirlerini keşfetmeye başlar. 

Sonbahar Kokusu, başlarda benim için biraz sıradan ve sıkıcı olduğu için bitirip bitirmeme konusunda kararsız kalmıştım. Ancak bir bölümden sonra işler değişti ve değiştiğine çok memnun oldum.

​Bu kitabı tanımlamanın en iyi yolu, insana kendini iyi hissettiren o hikayelerden biri olduğunu söylemek. 

Gail çok sevimliydi ve gereksiz dramalardan uzak harika bir kadın. Simon ise sevmekten nefret ettiğiniz ama yine de sevdiğiniz o gıcık tiplerdendi. Ve sonunda oldukça tatlı biri çıkıverdi!

Hem karakterleri hem de hikâyeyi sevdim. Keyifli bir okuma oldu benim için. 
(30.10.2026) 

ALINTI
"O kadar kolay âşık olmuyorum. 
Simon’ da uğruna mücadele etmeye değer bir şey var.” Buna gerçekten inanıyordu. Arada bir onun iyi yanlarını az da olsa görüyor, onun ne kadar samimi ve cömert olabildiğini göz­lemliyordu. Onun daha sert yanlarını idare etmenin bir yolunu bulabilirse evlilikleri süresince bir tür denge yakalayabilirlerdi. 
“Ayrıca insanlar değişebilir.”

“Elimi tuttuğunda acayip şaşırdım,” diye ekledi Simon.
“Neden?” Halbuki kendisi daha önce Gail’ in elini tutmuş­tu.
“Çünkü benim vahşi bir kurt olduğumu düşünüyorsun.”
“Neden bahsettiğini anlamadım.”
“Evet, anladın. Bana kazara bile dokunmaktan korkuyor­sun.”
Gail onu tanıdığı için bu dobra sözleri tuhaf gelmemiş­ti. Simon onu zor durumda bıraksa da daima aklından geçeni söylerdi. “Korkmuyorum bir kere,” dedi. Ona verdiği tepki için daha doğru bir sözcük düşünerek, “Sadece çoğu insan gibi dizlerine kapanmıyorum, o kadar.” Çünkü Gail onun ilgisinin ne kadar yüzeysel olduğunu, ne kadar çabuk kaybolduğunu bili­ yordu. “Bu da senin için bir... yenilik olsa gerek.”

“Sanırım bu kadar küçük bir yerde yaşamanın en kötü yanı bu,” dedi Simon. “Hiç kimse unutamaz. Hiç kimse affedemez.”

"Simon onun yorgun yüzünü inceledi. Onunla olmak iyi geliyordu. Ne yaptıklarının hiçbir önemi yoktu."

"Gail çok... normaldi. İşte Simon’ın onda en çok sevdiği yanlardan biri de buydu. Gail hayatını sağlıklı biri gibi ele alıyordu ve Simon’dan da aynısını yapmasını bekliyordu. Gail dümene geçtiğinden beri, Simon’ın hayatı yeniden anlamlı hale gelmeye başlamıştı."

Ekim Ayında Okuduklarım



Herkese merhaba. 
Son zamanlarda hatta son yıllarda bu kadar iyi bir ay geçirmemiştim. 11 kitapla tamamladım ayı. 
Yeni yazarların kalemiyle tanıştım, yeni serilere başladım.
Bu ay motif öremedim. Yoğun bir ay. Kızımın doğum günü, hastalıklar falan nasıl geçti anlamadım. Şuan kızımla hala hastayız.

Cenazeden Sonra (Hercule Poirot #30)


AGATHA CHRISTIE

Hercule Poirot #33
After The Funeral
Çevirmen Çiğdem Öztekin
Altın Kitap
301 Syf
4/5


Herkese merhaba. Daha önce de Ecelin Çağrısı adıyla basılan Cenazeden Sonra ile geldim. 

Victoria sitilinde, gotik tarzda yapılmış büyük bir malikane olan Enderby'nin sahibi Richard Abernethie ani ölümü ailenin tüm bireylerini bir araya getirir. 
Kardeşleri, yeğenleri cenazeden sonra evde toplanır ve Bay Enstwhistle tarafından Richard'ın vasiyeti okunur. Richard'ın oğlu kısa bir süre önce vefat etmesinden dolayı miras eşit bir şekilde aileye dağıtılacaktır. Vasiyetin okunacağı sırada Richard'ın kardeşi Cora aniden "Ama o öldürüldü, değil mi?" sözleriyle herkes kısa bir şok yaşar. 
Cora, dengesiz ve biraz aptal biri. Ama istenmeyen gerçekleri açığa çıkarmada üstüne yoktur. Bunu bilen Bay Enstwhistle, Londra'ya dönerken bu sözler üzerine içine bir huzursuzluk kaplar. Cora ile görüşmeye karar verir. Daha onunla görüşemeden Cora, evinde baltayla vahşice öldürülür. Cinayeti polisler araştırmaya başlar. 
Bay Enstwhistle'in şüphesi artar. Bu olayı çözmeye karar verir ve eski dostu Hercule Poirot'un kapısını çalar. 

​Christie kitaplarında -bu kitapta da olduğu gibi- şüpheli görünen epeyce karakter var. Christie'nin böyle eğlenceli karakterler eklemesini, yol boyunca yanıltıcı küçük ipuçları serpiştirmesini ve bununla birlikte farklı kişilerden şüphelenmemizi sağlamasını seviyorum. Cenazeden Sonra'da da aynı şeyler oldu. Hiç aklıma gelmeyen biri çıktı ve beklemediğim bir sonla karşılaştım. Kitap bittiğinde farkına vardım. O küçük ipuçlarını gözden kaçırmışım. 

Kitap hakkında çok fazla bir şey söylemeye gerek yok bence. Agatha Chtistie ilgi çekici karakterlerle ve Hercule Poirot'la zekice bir kurgu yazmış. 

Son olarak bir Christie gizemini çözmek her zaman güzel bir meydan okuma. Ya da benim durumumda çözememek! 🤭😂
(02.11.2026) 

ALINTI
"Ama o öldürüldü, değil mi?"
Çevresindeki tüm yüzler panik içinde ona yönelmişti. Bu yüzlerde en farklı ifadeler belirginleşmiş olmalıydı... 
O sahnenin gözlerinde canlanmasıyla birlikte Helen alnını kırıştırdı. İrkildi... Bu sahnede uyumsuz olan bir şey vardı... 
Bir şey mi?... 
Biri mi?... 
Bu birinin yüz ifadesi olabilir miydi? Neydi bu? Bir şey... Nasıl tanımlayacağını bilemiyordu?... Orada olmaması gereken bir şey?... 
Bilemiyordu... Yerine koyamıyordu... Ama bir şey vardı... Bir yerde... yanlış bir şey. 

"Cora aptalın tekiydi. Her zaman da böyle olmuştu. Aklıevvel, deli bozuğun biriydi o... Gelişigüzel konuşuyor, tatsız gerçekleri ortaya döküyordu... 
Gerçekler!... 
Yine aynı lanet sözcük..."

"Deneylerime dayanarak söyleyebilirim ki birçok suçlu gereğinden fazla konuştukları için kendi elleriyle kendi mezarlarını kazar."

"Mösyö Poirot, sizce bir tek insan var mıdır ki yaşamı derinlemesine bir incelemeden kusursuz çıksın? İnsanların gerekli olmadığı sürece kurcalamak doğru mu, özellikle de konuyla doğrudan ilgili değilse..."

"Sır saklamayı bilirim ve bulduklarım beni ilgilendirmez, ama bilmeliyim. Ve bu olayda konu deliller ve kanıtlardan çok insanlar üzerinde yoğunlaştığına göre... ben de insanlarla ilgilenmek zorundayım."

"İnsan yalnızca bilmek ister," dedi Rosamund. "Bir şey yapacağı için değil, yalnızca meraktan bile bilmek ister insanoğlu."

“Hercule Poirot dedektif olarak geçirdiği uzun yılların deneyimine dayanarak, resim sanatı ile yakından ilgilenen birinin bir resme bakınca ressamını söyleyebildiği gibi, eğer koşullar bunu gerektiriyorsa... cinayet işleyebilecek amatör bir katili tipinden tanıyacağı kanısındaydı. 
Ancak bu kez durum hiç de bu kadar basit değildi.”

"İnsanlar bilgisizliklerini kabul etmekten ne denli çekiniyordu."

27 Ekim 2026 Salı

Kral VIII Henry


WLLIAM SHAKESPEARE

İş Bankası Kültür Yayınları

4/5


Herkese merhaba. 

Son zamanlarda Shakespeare'in eserlerini okumaya çalışıyorum. Bu ay Kral VIII Henry oyunu oldu. Bu kitabı seçmemim nedeni zamanında Tudor haneda ile ilgili bazı kitaplar okumam ve dizilerini izlemem. Bir de Shakespeare'in bakışından okumak istedim. 

Oyunda ortalama on yıllık bir süreç anlatılmaktadır. 

VII Henry, Anne Boleyn ile evlenebilmesi için önce Aragonlu Catherine'i boşaması gerekmektedir. Bundan dolayı da İngiltere'yi Katolikten Protestanlığa geçirir. 

Bu geçiş sürecinde, Cranmer Protestan dinini uygulamakla suçlanarak yargılanır. VIII Henry araya girer ve kararı bozar. Ayrıca Başta Kardinal Wolsey olmak üzere kilit isimlerin düşüşüne ya da yükselişine şahit oluyoruz. Halka gelecek olacaksa; alınan ağır vergiler onları daha da fakirleşmesine neden olmuştur. 

Son olarak da Cranmer'ı kurtaran VIII Henry, onu yeni doğan I. Elizabeth'in vaftiz babası yapar ve herkesin dost olmasını söyler. Oyun Elizabeth'in vaftiz töreniyle de mutlu sonla biter. 

Bu oyun tarihsel olarak tamamen doğru değildir. Shakespeare'in bu oyunu I. Elizabeth'ten sonra İngiltere tahtına geçen I. James'in kızı Prenses Elizabeth'in düğün kutlamalarının bir parçası olarak sergilenmek üzere yazdığını düşünülmektedir. 

Yine şiirsel bir anlatım. Etkili ve güçlü bir oyun. Her Shakespeare hayranı bu oyunu en az bir kez okumalı. 

(15.10.2026) 

ALINTI

"Ölmek üzere olan bu adamın şu sözlerine kulak verin:

Sevginizi ve tavsiyelerinizi bol bol dağıtmayın; 

Çünkü dost diye bağrınıza bastığınız kişiler, Bahtınızın ters döndüğünü gördüklerinde sizi derhal yüzüstü bırakırlar;

Bir daha onları sizi mahvedecekleri yerde görürsünüz."


"İnsanların kötülükleri mermere, iyilikleri suya yazılır."


"Buraya sizleri güldürmeye gelmedim, 

Bugün göstereceklerim önemli, ciddi, hazin, yüce, 

Etkileyici, vakur ve acıklı şeyler, 

Gözlerinizi yaşartacak muhteşem sahneler."


"Bir zamanlar kırların kraliçesi olarak çiçek açmışken

Boynunu büküp solan zambak gibi yok olacağım."



Seninle Başım Dertte (Malory-Anderson Family #1)


JOHANNA LINDSEY

Malory-Anderson Family #1
Love Only Once
Çeviri Selin Ceylan
Epsilon Yayınları
328 Syf
4/5

Herkese merhaba. 
Bu ayki historical romans kitabım Malory-Anderson Family Serisi'nin ilki Seninle Başım Dertte. 

Leydi Regina Ashton, Melissa Malory'nin kızıdır. Anne ve babası iki yaşındayken çıkan bir yangında hayatlarını kaybeder. Malory kardeşlerin geri kalanı onu birlikte büyütür. 
Regina bir iki sezonu geride bırakmış, ona talip olan hiçbir adayı beğenmemiştir. Baloya hazırlanan Regina, en sevdiği dayısı Anthony ile bu konuyu görüşmeye karar verir. Onlardan ona koca bulmasını isteyecektir. Dayısı bir kaç sokak ötesinde oturmaktadır. Regina, oraya gitmek için hemen yola koyulur. Yanlış anlaşılmadan dolayı kaçırılır. 

Nicholas Eden, çapkınlığı ile ün salmış yakışıklı ve evlenmek gibi hiçbir düşüncesi olmayan Montieth Vikontu'dur. Metresi Selena'nın onu kıskandırmaya çalışması nedeniyle ona, küçük bir ders vermek ister. O çok istediği baloya gidemeyecetir. Tabii ufak bir yanlışlık olur. Selena yerine Regina'yı kaçırır. Kimse görmeden evine bırakmasına rağmen, Regina'nın itibarı lekelenir. 
Nicholas, sırrından dolayı Reggie'nin onu kabul etmeyeceği düşüncesiyle evlenmek istemez. Reggie'nin dayıları bu konuda çok ikna edicidir. Ve evlenirler. 

Açıkçası bu seriyi karışık okudum. Ve uzun zaman oldu. Pek bir şey hatırlamıyorum. 
İlk başta kitaba adapte olamadım. Olaylar ilerdikçe hikâyeye girebildim. 

​Regina, seveceğiniz türden bir kadın kahramandır. Ailesine son derece bağlı. Onlarla ilişkisi çok güzeldi. Dayılarını idare etme biçimini çok tatlıydı. Akıllı, güçlü ve biraz kurnaz. 

Nicholas'ın içsel mücadelesi var. Kendine göre haklı olabilir ama Regina gibi bir kadının karşısında bence bu durumu gereksiz uzattı. 
Bu kitapta özellikle Reggie ve Malory Ailesi'ni çok sevdim. Reggie ile Nicholas'ın diyalogları eğlenceliydi. 

Seninle Başım Dertte'nin eksikleri olmasına rağmen okunabilir bir historical romans. 
(27.10.2026) 

Malory-Anderson Family
1) Seninle Başım Dertte
2) Hırçın Aşk
3) Kaçak Yolcu
4) Kaderin İki Kıyısı
5) Say You Love Me
6) The Present
7) A Loving Scoundrel
8) Aşkta Seni Seçtim
9) No Choice But Seduction 
10) That Perfect Someone
11) Stormy Persuasion
12) Beautiful Tempest

ALINTI
"Size de merhaba," dedi Reggie yaramazca. "Ben de ne zaman yaptığınız hatanın farkına varacağınızı merak edi­ yordum. Bunu anlamak için kesinlikle bolca zamanınız oldu." 
''Ama siz bana hata gibi gelmiyorsunuz. Hatta oldukça iyi bir değişiklik gibi görünüyorsunuz."

Nicholas kahkahalarla güldü. "Sahip olduğum mülkü denetlemek için geçen sene Karayipler'e gitmem çok kötü olmuş. Biraz daha burada kalsaydım, seninle karşılaşmış olacaktım." 
"Elimi tutmaya çalışır mıydınız?" 
"Evet ama başka yerlerini de tutardım."

"Bundan bahsetmişken ... ahh, Tony, gerçekten onu bir koca olarak düşünemiyorum. Bana seni hatırlatıyor." "Fazlasıyla benim gibi ve işte bu yüzden sana göre de­ ğil!" 
''Ama bana Edward Dayı 'yı da anımsatıyor. Aynı za­manda bir yanı da Jason Dayı sanki. Yaptığı şeyin beni mahvedeceğini ve benimle evlenmek zorunda kalacağını söylediğimde oldukça sinirlendi." 
"Bunu söyledin mi?" 
"Oldukça kibardım. Ve o sinirlendi. Tıpkı Jason Dayı'nın davranacağı gibi davrandı." "Neden bunu-" 
"Hayır, hayır, Tony. O harika biri, anlamıyor musun? Sanki hepiniz gibi biraz ve bu da benim aradığım şey. Tabii bunun yanında, onu düzeltmek ve değiştirmek zor bir iş olacak."

"Herkesin gerçek olmayan şeye inanması durumunda, gerçeğin ne önemi var ki?"

"Onun sevgisini istemiyorum, nefretini istiyorum," di­yerek haykırdı Nicholas. Aslında kendisinden nefret etme­sine dayanamazdı, bunu itiraf edemese de durum buydu.

"Günaydın, sevgilim." Nicholas, Reggie'nin alt duda­ğını hafifçe ısırdı. "Kimse sana gündoğumunda ne kadar harika göründüğünü söyledi mi?" 
Reggie yaramaz bir ifadeyle kıkırdadı. "Beni gündoğu­munda gören tek kişi Meg ve o da böyle şeyler asla söyle­mez." Nicholas kahkaha attı ve onu yakınına çekti. "Senin huysuz Meg benden hoşlanmıyor, biliyorsun ve nedeni­ni tahmin edemiyorum. Oysaki ne kadar sevilesi bir adamım."
"Çekilmez bir adamsın ve bunu sen de biliyorsun."  
"Ams sevilesi bir çekilmez adam.

25 Ekim 2026 Pazar

Park Bulvarı'nda Yaz


RENNE ROSEN

Park Avenue Summer
Çevirmen Ayhan Semih Koç
Artemis Yayınları
400 Syf
4,5


Herkese merhaba. 
Tarihi kurgu olan Park Bulvarı'nda Yaz romanı ile geldim. Alt türü de biyografi ve kadın edebiyatı. 

​Alice Weiss, New York'ta bir fotoğrafçı olma hayalinin peşinden giderek Ohio'dan New York'a taşınmıştır. Çok geçmeden bunun o kadar da kolay olmayacağını anlar ve annesinin yakın arkadaşının yardımıyla sekreter olarak bir iş bulur. Tam olarak yapmak istediği şey bu değildir ama Helen Gurley Brown ile ve onun için çalışacak olmanın heyecanını yaşamaktadır. 

Cinsellik ve bekar kızlar hakkında yazdığı tartışmalı kitapla ün kazanan Helen Gurley Brown (HGB) artık Cosmopolitan'ın genel yayın yönetmenidir. Derginin durumu kötüdür. HGB'den bu dergiyi kurtarması beklenir. Hiçbir bilgisi olmamasına rağmen dergi dünyasını altüst edecek planları vardır. Her adımında büyük bir dirençle karşılaşır. Fikirleri özellikle o dönemde hoş karşılanmayacak şeylerdir. HGB "kendi kızlarım" dediği dergi okuyucularına cinsellikte rehber olmak istemektedir. Yıl 1965.

Hikâyenin Alice'in bakış açısından anlatılması son derece etkileyici buldum. 
Onun gözlerinden bu dinamik kadının hayatına ve tarihteki bu geçiş dönemine en ön sıradan tanıklık etmek çok güzeldi. 
Alice harika bir karakterdi ve ilk gerçek işi ile ilk kaçamağından, bugün olduğu kadına dönüşme sürecini çok sevdim. Alice akıllı ve güçlüydü; hangi tavsiyeyi dinleyip hangisini dinlemeyeceğini gerçekten bilen biri. 

Hgb’nin verdiği mesaj mükemmeldi: Bir kadın olarak hayallere ve isteklere sahip olmanın ve bunların peşinden gitmenin sorun olmadığı, hatta muhtemelen daha da önemlisi çuvallamanın da sorun olmadığı... Bu arada HGB'nin Cosmopolitan'da başladığı zorlu yolculuk tam tamına 32 yıl sürmüş. 

Kitap, kurgu ile gerçekleri mükemmel bir şekilde harmanlanmış. Yazarın sürükleyici yazım tarzı bana zaman ve mekân hissini çok iyi hissettirdi. Kendimi tamamen 1960’ların New York’una taşınmış gibi hissettim.  Ayrıca Şeytan Marka Giyer havasında olması çok hoşuma gitti. 

​Kısacası bu büyüleyici hikayeye tamamen kapıldım. Ne kadar tavsiye etsem azdır!  

(20.20.2026) 


ALINTI
"Dört ay önce tanıştığım o aldatıcı-derecede-güçsüz kadını düşündüm; daha sayfa planının ne olduğunu bile bilmiyordu. Ama o zamandan beri her geçen gün biraz daha devleşmesini izlemiştim. Ve mücadele edişini. Kendisiyle, personeliyle ve Hearst'teki sıkı dostlar kulübünün üyeriyle. Bunun gibi bir mücadeleyle katılmak bir kenara dursun, asla şahit bile olmamıştım. Unutamayacağım dersler almıştım. Sonuçta kazandığımız için muazzam bir haz yaşıyordum. Biz kazanmıştık. Birçok zorluğun üstesinden gelmiştik."

"Kaybedecek hiçbir şeyim yok diyen bir tavır benimsemişti. Dergiyi batırıp hepimizi derinden onunla birlikte boğulmaya sürükleyecekse, bunu heyecanlı ve eğlenceli bir şekilde yapmaya karar vermiş olmalıydı."

"Tartışmıyorum, sadece neden haklı olduğumu açıklıyorum."

"Erkekler hakkında hatırlanması gereken en önemli şey, bir bulmaca olmalarıdır. Bir kızın yapması gereken tek şey, bu bilmeceyi çözmektir."

"Her büyük rüya, bir hayalperestle başlar. Asla unutmayın; içinizde, yıldızlara ulaşacak ve dünyayı değiştirecek güce sabra ve tutkuya sahipsiniz."

"Her büyük rüya, bir hayalperestle başlar. Asla unutmayın; içinizde, yıldızlara ulaşacak ve dünyayı değiştirecek güce sabra ve tutkuya sahipsiniz."

Balkondaki Kız


DIANA WILKINSON

The Girl on the Balcony
Çevirmen Mehmet Serdar Falay
Sonsuz (Yakamoz) Kitap
475 Syf
4/5



Herkese merhaba. 
Beni uykusuz bırakan ve son zamanlarda da favori yazarlarımdan biri olma yolunda olan Diana Wilkinson'un Balkondaki Kız kitabı ile geldim. 

Jade, yaşadığı onca olaydan sonra İspanya'ya geri dönmeye karar verir. Bu sefer bir milyoner gibi tatil yapmak için değil, yeni bir hayat kurmak için. 
Yeni hayatı pek umduğu gibi gitmiyor. Evsiz, parasız ve çaresiz bir halde gayrimenkul danışmanı olarak tutunmaya çalışıyor.  Kendine ait daireyi bile kiraya vermiş durumda. Jade'in yeni kiracısı Gabby'nin yaşantısı, onun kaybettiği hayatı gibi görünüyor. Ama Gabby'nin davranışlarında Jade'i rahatsız eden bir şeyler var. 

Ayrıca Jade, Casa De Astrid'te yaşananları kimsenin bilmediğini sanıyordu. Yanılıyor ve geçmişinden kaçamayacağını öğreniyor. 

​Gazeteci Hayley, kariyerini ya zirveye taşıyacak ya da bitirecek bir hikâye öğreniyor. Ve bu hikâyenin peşine düşmek için İspanya'ya gidiyor. 

Yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitapta da çift bakış açısıyla okuyoruz. Ayrıca çift zaman çizgisi de var. 
​Bu durum hikâyenin içine tamamen çekilmemizi sağlarken, aynı zamanda karakterlerin zihinlerinin derinine inmemize ve olaylar gerçekleştikçe farklı bakış açılarını görmemize imkan tanıyor.  

​Ana karakterlerimiz Jade ve Hayley'nin yanı sıra epeyce başka karakterle de karşılaşıyoruz. Herkesi ve hikâyedeki rollerini takip etmeye çalışmak beni sürekli tetikte tuttu. Hepsinin arkasında bir şey aradım. Kime güvenebileceğimi bilemedim. 

İlk kitap gibi bu kitap da kısa bölümlerin yer alması heyecan verici ve hızlı tempolu olmasına neden olmuş. Kitabı bir kez açtıktan sonra neler olacağını öğrenmek için okumaya devam etmek zorunda kaldım. Ve tabii uykusuz. 

​Güzel sürprizler ve ters köşeler vardı, sonuna kadar tahmin yürütmeye devam ettim. Ve beklenmedik bir sonla karşılaştım. 
Son olarak atmosfer tasvirleri canlı ve büyüleyiciydi. Hikâyeye ayrı bir çekicilik katımış. 

Benim için heyecanlı bir serüven oldu. Bu tarz kitapları sevenlere tavsiyemdir. 
(24.10.2026) 


ALINTI
"Annem anlatırlar diye sakın kimseye 'nasılsın' diye sorma derdi. Şu an tam o noktadayım."

"Her şeyle doğrudan yüzleş. En iyi çıkış yolu her zaman içinden geçmektir."

"Telefon çekmiyor, çıkış yolu yok ve kilometrelerce etrafta kimseler yok. 
Ne yapıyorum ben? 
Annemin sesini zihnimden duyabiliyorum. 
Umarım dersini almışsındır."

"Bir erkeğe asla güvenme. İçgüdülerini takip et."

"Görünen o ki yine bir adamın evine dönüyorum. Bu sefer karşımdaki havalı bir milyoner olduğu için değil, başka seçeneğim kalmadığı için."

"Kocanızın villada öldüğünü duydum. Bir teras katında mı? Teddy bahsetmişti."
"Evet. Kömür gibi yanıp kül oldu."
"Bu korkunç olmalı."
. 
. 
. 
"Bir kaza mıydı?"
"Kaza mı? Ne komik bir soru."

"Dış görünüşü karakterin önüne koyma. 
Banka hesabı yerine mizah anlayışına, zekâya ve dürüstlüğe bak."

"Soruları soran kişinin ben olacağını sanmıştım; ne kadar da yanılmışım! Yarışma programındaki bir yarışmacı gibi sorguya çekiliyorum."

"Tüm katiller kaçık ve piskopattır ama toplum içindeki kimlikleri çok katmanlıdır."


Sonbahar Kokusu (Whiskey Creek #1)

BRENDAN NOVAK Whiskey Creek #1 When Lightning Strikes 448 Syf 4/5 Herkese merhaba.  Ayın son kitabı Whiskey Creek Serisi'nin...