16 Temmuz 2026 Perşembe

Öteki Bayan Bridgerton (Rokesbys #3)


JULIA QUINN

Rokesbys Serisi #3
The Other Miss Bridgerton
Epsilon Yayınları
364 Syf
2,5



Herkese merhaba. 
Bu ayki historical romans kitabım Rokesbys Serisi'nin üçüncü kitabı Öteki Bayan Bridgerton. Şimdi sıra Adrew'de. 

Poppy Bridgerton, en yakın arkadaşı Elizabeth'i ziyareti sırasında refakatçisini atlatıp Dorset sahilinde gezintiye çıkar. Gizli saklı bir mağara görür ve içerisini keşfetmeye karar verir. Poppy'nin bu kararı beklenmedik bir maceraya sürükler. Kendisini önce bir çuvalın içerisinde bulur. Çuvalla korsanlara ait olan Sonsuz adında bir gemiye getirilir. Sonra mı? Portekiz'e doğru bir yolcuk başlar. 
Kaptan James. Rokesbys ailesinin gözbebeği Adrew. Kraliyetin korsanı. Görevini yerine getirmek için Portekiz'e gitmesi gerekmektedir. Minik bir sorun vardır. Kamarasındaki leydi. 
İkiliyi uzun bir yolculuk bekler. 

Çok ama çok kötüydü. İçimden hiç yorum yazmak bile gelmiyor. Halbuki en merak ettiğim kardeşti Adrew. Tam bir hayal kırıklığı oldu. 
Tek bir mekan. Sadece iki kişi. Sonlara doğru biraz hareketlilik oldu ama bu da kurtarmadı kitabı. 
Çok zor okudum çok. 

The Rokesbys Serisi
1) Eşsiz Bayan Bridgerton
3) Öteki Bayan Bridgerton
4) Zoraki Evlilik Gerçek Aşk

ALINTI
“Adınız Kaptan.” Poppy bunu bir soru olarak değil, bir ifade olarak söyleyebildiği için çok mutluydu.
“Elbette,” dedi kaptan ona nezaketle selam vererek. “Kaptan Andrew James, hizmetinizdeyim. Sonsuz'a hoş gel­diniz.”
“Yani bu, ‘Sizi aramızda görmekten çok mutluyuz' anla­mıma mı geliyor?” diye sordu Poppy.
Kaptan elini kapı koluna koyarken güldü. “Bu yaşayarak öğreneceğimiz bir şey.”

“Duymuyor musun?”
“Duyamıyorum.” Poppy bir an için gerçekten bunu duy­duğunu kaptana söyleyip söylememesi gerektiğini bilemedi. 
Çünkü duyuyordu ve bunu teninde hissediyordu... Rüzgâ­rın ve dalgaların yumuşak müziğini. Eğer başka biri olsaydı -hayır; kaptan başka biri olsaydı- bu romantizm ve nefes nefese bir bekleyiş anı olurdu.
Eğer şu an başka bir hayatta, başka bir dünyada olsalar­dı, önünde eğilebilirdi.
Poppy de başını kaldırıp yukarı bakabilirdi.
Sonra öpüşebilirlerdi. bakabilirdi.
Sonra öpüşebilirlerdi.

Poppy şaşırmış görünüyordu. “ Harita ne kadar büyük?” 
“Bilinen dünya işte,” dedi kaptan, ama bunu söylerken sesindeki kibirliliğe biraz şaşırmıştı. Bu bulmacayla gurur duyuyordu, bildiği kadarıyla başka hiçbir harita bu kadar çok fazla sayıda parçaya bölünmemişti. Ama övünmesinin nedeni bu değildi. Poppy’nin onunla tanıştığından beri ilk kez bu kadar mutlu olması da değildi. Bunun nedeni... 
Sevgili Tanrım, onu etkilemek istemişti.

Biraz önceki gibi. Kalbinin atışını vücudunun her köşe­sinde hissedebildiğin, her nefesin ayak parmaklarına kadar ulaştığını hissettiğin an. Hiçbir şeyin bir kadının dudakları­nın mükemmel kıvrımıyla kıyaslanamadığı o an...
“Seni öpsem,” diye fısıldadı, “izin verir miydin?”
Gözleri neşeye benzer bir ifadeyle büyüdü.
Neşe mi?
“ Eğer beni öpersen,” diye yanıtladı kadın, “sana izin ve­rip vermeme şansım olmazdı. Öpmüş olurdun.”

"Ve Tanrı biliyor ya çok istiyordu.
Çok istiyordu. Ondan çok daha fazla."

"Ama burada güneşin altında çok güzel görünüyordu.
Hayır; güzel değil. Parlak ve göz alıcı. Onu bu kadar bü­yüleyen her ne ise içten geliyordu. O kadar mutluydu, o ka­dar sevinç ve keyifle doluydu ki neredeyse çevresine parlak ışıltılar saçıyor, herkesi yörüngesine çekiyordu."

"Kimse onun Portekiz’e gittiğini bilmiyordu.
Kimse onun korsanlar tarafından kaçırıldığını bilmi­yordu.
Veya Portekizli bir haydut çetesi tarafından.
Veya Britanya’nın Portekiz elçisi tarafından.
Mimar olması gereken cesur ve atılgan bir deniz kaptanıy­la tanıştığını ya da muhtemelen onun hayatını kurtardığım, onun da kendi hayatını feda edebileceğini kimse bilmiyordu."

"Andrew’in içi birdenbire çatırdayan, çatışan duygularla doldu... Şu anda hepsi bir aradaydı, rahatlama, sevinç ve tüm erkeklerin en büyük korkusu: Kadın öfkesi."



8 Temmuz 2026 Çarşamba

N veya M? (Tommy & Tuppence #3



AGATHA CHRISTIE

Tommy & Tuppence Serisi #3
N or M? 
Altın Kitaplar
240 Syf
4/5


Herkese merhaba. Yine bir Agatha Christie kitabı ile karşınızdayım. N veya M? Tommy & Tuppence Serisi'nin üçüncü kitabı. Kitap daha önce Ölüm Pusudaydı ile basılmış. 

İkinci Dünya Savaşı devam etmektedir. Kraliyet Hava Kuvvetleri, Luftwaffe savaş uçaklarını İngiltere'den uzak tutmaya çalışken, Nazi casusları içeri sızıp tehdit oluşturmaktadır. 
Tehdit daha fazla ilerlemeden bunu durdurmak gerekmektedir. Gizli haber alma servisinin sıradışı iki casusuna bir görev verilir. Tommy ve Tuppence Beresford çifti deniz kenarındaki Sans Souci Pansiyonu'nda gizlenen casusu bulmaları gerekir. 
Aslında bu görev ilk Tommy'e verilir. Hatta Tuppence'den gizlemesi söylenir. Ama bizim Tuppence, Tommy'den önce pansiyona gitmiş olur. 

Her ne kadar casusu bilmiş olsam da çok keyif alarak okudum. İkiliye bayılıyorum. Özellikle de Tuppence'ye. Yine muhteşemdi. 
Heyecanlı, aksiyonlu ve ajanlı güzel bir kitaptı. Bu kitabı ve bu seriyi mutlaka okumalısınız. 


Tommy & Tuppence Serisi
1) Gizli Düşman
2) Suç Ortakları
3) N veya M? (Ölüm Pusudaydı) 
5) Kader Kapısı (Cinayet Kapısı) 


ALINTI
"Acaba karınızı tehlikenin dışında kalmaya da ikna edemez misiniz?" "Bilmem ama bunu ben de yapmak istemiyorum... Yani Tuppence ve ben, bu şekilde hareket etmeyiz. Her işe birlikte atılırız." Bunları söylerken zihninde yıllar önce, başka bir savaş sırasında kul­landıkları bir deyim canladı: müşterek çalışma ... 
Sevgili karısı ile yaşamları böyleydi ve hep de böyle kalacaktı: müşte­rek çalışma.

"Vatanpetverlik yeterli değildir ... Kalbimde düşmanlık da olmamalı. "

"Yalan söylemek beni rahatsız etmiyor," diye açıkladı. "Dürüst ol­mak gerekirse bu ustaca yalanların bana sanatsal bir zevk verdiğini bile söyleyebilirim. Asıl beni yıkan insanın yalan söylemeyi unuttuğu -yani gerçekten de kendisi olduğu- ve böylece başka bir şekilde ulaşması müm­kün olmayan sonuçlara ulaşması."

"Savaşın ardından ağlamaya daima zaman vardır. Biz şimdi bir savaşın ta içindeyiz. Zaman yok."



Graham Etkisi


ELLE KENNEDY

Campus Diaries #1
The Graham Effect
Nemesis Kitap
536 Syf
4,5




Herkese merhaba. 
Çok keyifli bir seriye başladım. Campus Diaries. 

Gigi Graham altı yaşından beri olimpiyatlarda altın madalya kazanmak istemektedir. Şimdiler de ise buna kadınlar hokey milli takımına girmek ve hokey efsanesi olan babasının (Garrett Graham) gölgesinden çıkmak eklenir. Bunları başarabilmesi için bazı eksiklerini gidermesi gerekmektedir. 
Luke Ryder, okula yeni gelmiş (Eastwood erkekler hokey takımı Briar'ma gelir, iki takım birleşir) hem okula hem de diğer takım arkadaşları ile yeni takımına alışmaya çalışmaktadır. İdolü olan efsane Garrett Graham'ın hokey yaz kampına asistan koçu seçeceğini öğrenir. Başarılı bir oyuncu olan Ryder'ın tek kusuru Garrett'ın gözünde berbat bir izlenim bırakmış olması. Bu konu hakkında Gigi'ye gittiğinde bir teklifle karşılaşır. Ryder, Gigi'nin milli takıma seçilebilmesi için yardımcı olacak, Gidi de asistan koç seçilmesi için. 
Bu anlaşmada küçük bir risk vardır: Aralarındaki kuvvetli çekim. 

Kitaba ilk başladığımda (yıllardır bu tarz kitap okumuyorum. Zamanında çok severek okurdum) devamını getiremeyeceğimi düşünmüştüm. Hikaye ilerledikçe elimden bırakamadım. Tek kelimeyle bayıldım. 
Karakterlerin hepsi birbirinden iyiydi. Özellikle de Ryder muhteşemdi. Geçmişi ve şimdiki davranışları beni çok etkiledi. Bazı bölümlerde de çok duygulandım. Gigi'nin annesi Hannah ile olan, Gigi'ye geçmişinden bahsettiği bölümler... 

İkilinin tanışmaları, aralarındaki atışmalar çok tatlıydı. Arkadaşlıklar, iki düşman takımının başarı için arkadaş olmaları (bununla ilgili çalışmalar çok eğlenceliydi) çok güzeldi. Unutuyordum Shane'in Gigi ile Ryder'ı korumak için girdiği haller çok komikti. 
Veee ikilinin aralarındaki çekim alev alevdi. +18 olduğunu da, Off-Campus Serisi ile bağlantılı olduğunu da (Gigi, Garrett ve Hannah'ın kızı) belirtmeden olmaz. En kısa zamanda Off-Campus Serisi'ni tekrar okuyacağım. 

Ben çok keyif aldım. İkinci kitabı heyecanla bekliyorum. Shane ❤️‍🔥
Bu tarz kitaplar okumayı seviyorsanız mutlaka okumalısınız. 

Campus Diaries Serisi
1) Graham Etkisi
2) The Dixon Rule
3) The Charlie Method


ALINTI
"Hokey oynayan biri, rinke maçtan bir saat önce gelir, patenle­rini ayaklarına geçirir, oyununu oynar, sonra da günlük kıyafetlerini giyip evine koşar.
Biz hokey oyuncuları ise hokeyle yatıp kalkarız. Daima ant­renman yaparız. Tüm zamanımızı hokeye veririz. Zihinsel, fizik­sel ve duygusal hazırlık yapmak için maçtan iki saat önce rinkte oluruz. Bedenlerimizi güçlendirir, kondisyonumuzu artırır, sı­nırları zorlarız. Kısacası hayatımızı spora adarız."

"Diğerlerinin seçtiği kaptan kim der­sin? Luke Ryder.”
Kaşlarımı kaldırdım. “Oha. Ryder’ı kaptan mı seçtiler? O ço­cuk bir kaktüsün kişiliğine sahip.”

"Bir insanın kalbinin o kadar coşması normal değildi, öyle bir anksiyete sağlıklı sayı­lamazdı.
Tutkuydu o, diye fısıldadı beynimdeki küçük ses. Anksiyete değil.
Anksiyete, dedim kararlı bir şekilde."

"Kahretsin, kıskanmış olamazdım.
Ben kimseyi kıskanmazdtm. Kıskançlık, bir şeyi şiddetle ar­zulayacak kadar çok umursamak demekti ve benim kitabım da umursamak diye bir şey yoktu."

"Gri."
“Siyahtan ne farkı var? Grinin hangi tonu? Açık mı koyu mu?" 
“Barut rengi. Gözlerin gibi fırtınalı gri.”
Kalbim bir takla attı. Romantik olmaya çalışmıyordu ama sözlerini beğenmiştim. Hatta çok hoşuma gitmişti.

"Hadi ama Ryder, biz çıkamayız. Bu sadece işleri karmaşık­laştırır.”
Bunu o kadar rahat bir tavırla söylemişti ki gören de işler çok­tan karmaşıklaşmamış zannederdi.

"Hem onunla daha dün tanışmış gibi hem de doğdu­ğumdan beri onu tanıyormuşum gibi hissediyordum."

"Bu konuşmayı başka zamana bırakabiliriz.” Hafifçe güldü. “Böylece zihninin, kalbine yetişmek için vakti olur.”



4 Temmuz 2026 Cumartesi

İsimsiz Ceset (Rizzoli&Isles #9, 5)


TESS GERRITSEN

Rizzoli & Isles Serisi #9, 5
Joe Doe
Doğan Kitap
87 Syf
3/5



Herkese merhaba. 
Ayın ilk kitabı en sevdiğim yazarın en sevdiğim serisinden İsimsiz Ceset oldu. 

Adli Tıpçımız Maura Isles, Boston Bilim Müzesi'nin bağışçılarına düzenlediği kokteyl partiye katılır. Partide yakışıklı bir adamla tanışır. Hoş ve kibardır. Maura adamla flört edip şampanya içer. Sonra... 
Maura, sabah evinde kanepede uyanır. Dün geceye ait hiçbir şey hatırlamamaktadır. Tek bildiği dün gece bir adamla tanıştığı, ve bir adamın öldürüldüğü. Deliller Maura'yı göstermektedir. 
Jane ise arkadaşını aklamak için elinden geleni yapmaktadır. 

Tadı damağımda kaldı 🥺 Bu konu bence bu kadar kısa olmamalıydı. Novella yerine daha uzun olmayı hak ediyor. 
Onun dışında bir çırpıda okuyacağınız, Rizzoli & Isles özlemini az da giderebileceğiniz bir kitap. Son da tahmin edilebilir değildi. Ben tahmin edemedim 🤭

Kitabın baskısını da çok beğendim. Kuşe kağıdınaydı. Ayrıca bazı sayfalarda resim vardı. 

İsimsiz Ceset, Rizzoli & Isles Serisi'nin 9,5 kitabı. 
Benden şimdilik bu kadar. Kitapla kalın. 

Rizzoli & Isles Serisi
1) Cerrah
2) Çırak
3) Günahkar
4) İkiz Bedenler
5) Siliniş (Rehine) 
6) Mefisto Kulübü
7) Ruh Koleksiyoncusu
8) Buz Gibi Soğuk 
8,5) Ucubeler
9) Sessiz Kız
9,5) İsimsiz Ceset
10) Sona Kalan
11) Diriliş
12) Bir Sırrım Var
13) Dinle Beni

ALINTI
"Tanrım. Bu iş gitgide kötüleşiyor."
"Başka biri olsaydı, ona haklarını okumaya başlardık."
"Ama o başka biri değil" dedi Jane. "O, Maura."

Maura yüzünde bir gülümsemeyle arkasına yaslandı. "Herkesin bir Jane Rizzoli'si olmalı."
Jane ayağa kalkıp sandalyesini masaya doğru itti. "Bu Jane Rizzoli'nin yapacak işleri var."

"Adalet. Bazen, yerini bulması için biraz yardımcı olmak gerekir."


Haziran Ayında Okuduklarım




Herkese merhaba. Haziran ayında okuduğum kitaplar ile geldim.

Altı kitap okudum. Benim okumalar bir türlü yükselmiyor. Ya 5 ya da 6. Her neyse işte altı kitap okudum. Neler okuduğuma gelecek olursak aşağıya linkleri ile bırakıyorum.

Son zamanlarda Türk yazarlara da yer vermeye başladım. Bu kitabın ayrı bir hikayesi var bu arada. Kayınvalidesine destek amaçlı ondan habersiz bu kitabı gelin hanım göndermek istemişti. Ben de bu güzel düşünceden dolayı kabul ettim. İyiki de kabul etmişim.

The Rokesbys Serisi'nin ikinci kitabı. Serinin ilk kitabını iki sene önce falan okumuşum. Hatta o dönem sadece birinci kitap varmış. Yazardan o kadar uzak kalmışım ki seriden 3 kitap daha çıkmış. Hatta bu ay üçüncü kitabı okuyacağım. Kütüphanede denk gelince kaçırmak istemedim. Julia Quinn iyi geldi.

Agatha Christie okumasam olmazdı. Özellikle de Hercule Poirot varsa.

In Death serisine üçüncü kitapla devam. Eve bu kitapta evleniyor.

Türk yazarlardan birine ait. İlk kitabı. Masalımsı bir anlatımı vardı. Farklı bir deneyim oldu benim için.

Ayın son günü kütüphaneden alıp o gün okuduğum kitap olur kendileri. Yazarın kitabını ilk defa okudum. Hoşuma gitti. Devamı gelecek.


Bunlar da motiflerim tabii...

1 Temmuz 2026 Çarşamba

George'un Annesi


STEPHEN CRANE

George's Mother
İş Bankası Kültür Yayınları
96 Syf
3/4


Herkese merhaba.
Haziran ayının son kitabıydı George'un Annesi. Kütüphanede kapağı ilgimi çekip aldığım, yazar hakkında çok fazla fikrim olmadığı sadece Canavar kitabını bildiğim ve bir kaç saatte okuduğum kitap olur kendileri.


Ana karakterimiz George Kelcey, annesi ile yaşamaktadır. George'un genel olarak gündelik hayatı anlatılmaktadır. Olaylar o dönemde suç ve yozlaşma ile anılan Bowery bölgesinde geçmektedir. 
George, arafta kalmış bir karakter. Bir tarafı alkole gece hayatına diğer tarafı ise kiliseye meğilli. Anneciği ise bu durum ile mücadele etmektedir. George için endişelenmektedir. George her ne kadar annesini umursamaz görünse de ona çok kıymet vermektedir.
George ile yaşlı annesi yazarın Sokak Kızı Maggie kitabındaki Johnson'larla (arka kapak yazısından öğrendim) aynı binada yaşamaktadır. İki kitabın karakterleri bu kitapla yolları kesişmiş.
Aslında anne oğlun ilişkileri sevgi dolu. Ama işte George'un bağımsız ve özgür bir hayat düşlemesi ona göre davranması annesinin sürekli merak etmesine neden oluyor.

Ahh o nasıl bir sondu. Çok etkiledi beni. Böyle bir son beklemiyordum. 
Akıcı, yalın bir anlatımı var. George'un annesini okumak keyif aldım. Yazarın Sokak Kızı Maggie kitabını okumayı planlıyorum.

ALINTI
Fiziksel olarak zarar görmemişti ama duyguları tarifi olmayan bir biçimde incinmişti.

"Senle ne yapacam hiç bilemiyom," dedi. "İstediğim hiçbi' şeyi yapmıyosun. Söylediğim hiçbi' şeye azıcık olsun dikkat etmiyosun. Beni bi' sinek kadar bile umursamıyorsun. Ne yapacağım ben senle?"

"Ölü ruhlar dünyasının görkemi onu neşelendiriyordu. Mevcut dünyanın gençliği ve uçarılığı karşısında ise hüzünleniyordu..."

"Burnunun dibinde dönen koca dünyayı gözlemlemeye başlamıştı. Onu karmaşası içine hapseden bu şehre derin bir merak duyuyordu. Bu şehir akıl almaz bir muammaydı. Baştan çıkarıcı bir renk cümbüşüydü. Onu tamamen kavramaya, en büyük mucizelerini, en muazzam yaşam ve günah manzaralarını anlayarak ilerlemeye özlem duyuyordu."








Fortuna Favet Fortibus



İBRAHİM TAPDIK

40 Kitap Yayınevi
133 Syf
3/5


Herkese merhaba. İsmiyle, konusuyla ilgimi çeken kitap Fortuna Favet Fortibus ile geldim. Kitabın ismi Latince. "Şans cesurlardan yanadır." veya "Kader cesurlara yardım eder." gibi anlamlara geliyormuş. Fortuna, Roma mitolojisinde şans ve talih tanrıçasıymış bu arada. 

Kitabın konusuna gelecek olursam; Karl ve Leo Xenteria Kabilesi'nde yaşayan iki yakın dosttur. Bir yaz günü kabile kurt sürüsünün saldırısına uğrar. Bu kurtlar bildiğimiz kurtlar gibi değildir. Savaşma eğitimli kurtlardır. Askerler durdurmakta zorlanırlar. Leo ve Karl askerlere yardıma gider. Cesaretleri ve becerileri Büyük Şef tarafından takdir edilir. 
Xenteria Kabilesi, verimli topraklara sahiptir. Herkesin de bu topraklarda gözü vardır. Maalesef kabilenin askerî gücü zayıftır. En büyük düşmanları olan Xen Kabilesi ise askerî güce sahiptir. 
Saldırıyı Xen Kabilesi tarafından yapıldığı düşünülmektedir. Büyük Şef bundan dolayı Leo ve Karl'ı casus olarak görevlendirir. 
Macera düşkünü olan bu iki dost hiç beklenmedikleri olaylarla karşılaşacaklardır. 

Leo ve Karl'ın yolculuğu öyle bir yolculuktu ki dostluklarının, inançlarının sınandığı, ihaneti, savaşı, esareti gördükleri, kendi iç dünyalarıyla savaştıkları ve her bir kararın ne kadar önemli olduğu bir yolculuk. 
Anlatıma bayıldım. Masalımsıydı. Beni o dünyaya alıp götürdü. Kitap içersindeki çizimler de çok güzeldi. 
Ufak bir eleştirim olabilir. Bazı duygular daha hissedilebilir olabilirdi. 
Ayrıca bizi iki son bekliyordu. İkincisini hiç sevmedim. 
Farklı bir okuma yapmak isteyenlere göre bir kitap Fortuna Favet Fortibus. Tavsiye ederim. 

ALINTI
"Ben bizim kabilede yaşayan bir ihtiyardan bir keresinde şöyle bir söz duymuştum: 'Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını.' Ümitsiz durumlar yoktur, ümitsiz insanlar vardır dostum."



Öteki Bayan Bridgerton (Rokesbys #3)

JULIA QUINN Rokesbys Serisi #3 The Other Miss Bridgerton Epsilon Yayınları 364 Syf 2,5 Herkese merhaba.  Bu ayki historical roma...