10 Ağustos 2026 Pazartesi

Topraktan Dönenler


RAY BRADBURY

From The Dust Returned
İthaki Yayınları
144 Syf
4/5


Herkese merhaba. 
Konusundan nasıl bahsedeceğimi bilemediğim kitap olan Topraktan Dönenler ile geldim. 

Büyük Hadise gerçekleşmek üzere. Bununla birlikte Eve Dönüş kapının eşiğinde. Ve bu olayı bekleyen  bir aile vardır. Bu aile Elliott Ailesi. Elliott, sıradan bir aile değildi. Evet, her ailenin olması gerektiği gibi sadık, sevgi dolu, kocaman yürekli ve merhametlilerdi. Fakat ABD'nin Orta Batı bölgesinde, Illinois'de yaşayan; hayaletlerden ve adı konmamış doğaüstü yaratıklardan oluşan tuhaf mı tuhaf bir aileydiler.
Bu aile efsane ve gizem dolu bir evde asırlardır yaşıyorlar. Hemen hemen hepsi garip ve doğaüstü yaratıklar. Biri hariç. Sepetin içinde bulunan aileye alınan ve en dokunaklı karakter olan Timothy. O insandır. Aileye göre eşsizdir. Çünkü onların aksine, bir gün yaşlanmak ve ölmek zorundadır.
Bin Kere Büyük Anneanne; Nefertiti'nin annesidir. Mumyalanmış sargılarının derinliklerinden lirik ifadeler ve kehanetler dökülür. Kadim olanlardan ve geçip giden bin yıllardan bahseder. Bir çok canlının içinde, zihninde yolculuğa çıkan, aşık olmayı isteyen ve sevgiye özlem duyan Cecy ve Uçma yeteneğini kaybeden eğlenceyi seven, gururlu kanatlara sahip bir vampir Amca Einar. En akılda kalan aile bireyleri. 

Öyküler boyunca, ev biçim değiştirici, telepat, uyurgezər veya vampir gibi ailenin dört bir yana dağılmış kollarını bir araya getirecek olan görkemli eve dönüş kutlamasına hazırlanırken, tırmanan bir gerilim hissedilir. Ancak bu heyecanlı bekleyişin ortasında bir felaket hissi vardır. Çünkü dünya değişmektedir. Ve durumu çözmenin bir yolunu bulması gereken kişi de Timothy'dir. Sonu… pekala, sonu beklenmediktir. Sonrasında okuyucu büyük bir kayıp duygusunun yanı sıra bunun kaçınılmaz olduğuna dair bir his de yaşar.

Yazar kitabı 1946 başlamış yazmaya. 2000 yılında da son bulmuş. Korku olarak geçen kitap pek bunu içerdiği söylenemez. Daha çok fantastik hatta mizahi gotik içermektedir. Hatta ve hatta anı diyebiliriz. Bradbury, aile büyüklerinden dinlediği hikayelerden etkilenmiştir. 
Hikayeler farklı dönemlerde yazılmış olsa da akıcı bir şekilde okunuyor. Yazar Fahrenheit 451'i severek okumuştum. Topraktan Dönenler de benim için farklı bir deneyim oldu.


ALINTI
"Neşelen, yeğenim. Senin hayatın çok daha zengin. Bizimki ölülerin dünyası. Hep mezar taşları- her yer gri. Hayatın en iyi davrandığı kişiler aslında en az yaşayanlardır, verdiğinin karşılığını misliyle alırsın!" (47. syf) 
"İnanılmaz da olsa, her çıkışın bir düşüşü vardır." (64. syf)
"Sizden biri miyim yoksa sizinle beraber miyim?" diye yanıtladı beti benzi atmış yolcu. "Sen nesin, ya da biz neyiz ki? Bir ismi var mı? Bir şekli var mı? Hangi ortama ait? Güz yağmurlarından mıyız? Sulak arazilerden buharlaşarak yükseliyor muyuz? Alacakaranlık sislerine benziyor muyuz? Sinsice sürünüyor muyuz yoksa uzun adımlarla koşuyor muyuz? Yıkık bir duvardaki gölgeler miyiz? Mezar taşlarının üzerindeki, kırık kanatlı melekler hapşırdığında çıkan tozlar mıyız? Ekim ektoplazmalarının içinde süzülüyor veya uçuyor veya akıyor muyuz? Kafalarımızı ve tabut tabut kapaklarımızı çivileyeceğini duyarak uyandığımız adım seslerinin ta kendisi miyiz? Pençelerin veya ellerin veya dişlerin arasındaki yarasaların kalp atışları mıyız?" (81 syf)
"Sıkıntı şu ki," diye araya girdi beti benzi atmış yolcu, "insanların bize sadece bir noktaya kadar inanmasını sağlamalıyız! Eğer bize haddinden fazla inanırlarsa; çekiçlerini dövemeye, kazıklarını bilemeye, çarmıhlarını kurmaya ve aynalarını asmaya başlarlar. İki ucu boklu değnek. Savaştığımızı belli etmeden nasıl savaşacağız? Fazla net olmadan nasıl aşikâr olacağız? Gereğince gömüldüğümüzü fakat ölü olmadığımızı mı söyleyeceğiz?" (86 syf) 
"Yalnızca ölüm dünyayı yeniden doğacak kadar özgür kılabilir." (127 syf) 

Gecenin Kutsal Karanlığı (Renee Ballard #2)


MICHAEL CONNELLY

Renée Ballard Serisi #2
Dark Sacred Night
Nemesis Kitap
405 Syf 
4/5



Herkese merhaba. 
Ayın ilk kitabı Renee Ballard Serisi'nin ikinci kitabı olan Gecenin Kutsal Karanlığı ile geldim. 

Bu kitapta Harry Bosch ile Renée Ballard güçlerini birleştiriyor. 
Ballard, bir gece raporunu yazmak için merkeze döndüğünde eski dosyaları karıştıran bir yabancıyla karşılaşır. Bu yabancı emekliye ayrılmış, San Fernando Vadisi' nde yedek dedektif olarak çalışan ve daha önce de Hollywood Şube'de görev alan Harry Bosch'tur. 
Bosch, yıllardır içini kemiren faili meçhul bir dosyayı tekrardan araştırmaya başlar. Daisy Clayton, 15 yaşında Hollywood sokaklarında vahşice öldürülüp çöp kutusuna atılmıştır. 
Ballard, çözülmemiş bu dosya için Bosch'a yardım etmek ister. Ve ikili cinayeti araştırmaya başlar. 

Yazarın kalemini daha çok sevmeye başladım. Ustaca bir anlatım var. Henüz Harry Bosch ile yakından tanışmasam da iki özel dedektifin bir araya gelmesi çok güzel olmuş. Yazarın serinin son iki kitabında da ikili ile devam etmesi ayrı bir güzel.
 
Connelly, polis prosedürlerine gösterdiği özen ve araştırmalarının ne kadar etkileyici olduğunu bir kez daha kanıtlamış. 
Ayrıca sadece Daisy cinayetini okumuyoruz. Hem Renée'nin hem de Bosch'un ilgilendiği başka olaylar da yer alıyor. 

Daha fazla ne diyebilirim ki? Severek okudum. Bu seri bittikten sonra hemen Harry Bosch'a başlayacağım.07.08.2026

1) Gece Vardiyası
2) Gecenin Kutsal Karanlığı
3) Yangın Gecesi
4) Karanlık Saatler 

ALINTI
"Çoğu zaman, gözden geçirdiği ve üzerinde çalıştığı vakalar son derece vahşiydi. Çoğu zaman katil erkekti. Bunda insanı derinden etkileyen bir şey vardı. Bir başkası tarafından öldürülmenin genel haksızlığının ötesine geçen adaletsiz bir şey. Yaşamlarının her anında, cüsselerinin ve yaradılışarının onları karşı cinse karşı savunmasız kıldığını bilseler erkekler nasıl yaşarlardı acaba? (355 Syf) 



Temmuz Ayında Okuduklarım



Herkese merhaba. 
Temmuz ayında okuduğum kitaplar ile geldim. Sekiz kitap okudum. Bu benim için gayet iyi. 
İki tane yeni seriye başladım. Renee Ballard ve Campus Diaries. Yeni yazarla tanıştım. İlk kitabı olmasına rağmen gayet güzeldi. 
Graham Etkisi en sevdiğim kitap oldu. Öteki Bayan Bridgerton' u hiç sevmedim. Tam bir hayal kırıklığı. 

Neler mi okudum?




Bu ayki motiflerim.

Müfettiş


NİKOLAY VASİLYEVİÇ
GOGOL

İşbankası Kültür Yayınları
129 Syf
4/5

Herkese merhaba. 
Okumaktan keyif aldığım yazarlardan olan Gogol'un bir tiyatro eseri olan Müfettiş ile geldim. 

Küçük bir Rus kentine müfettiş geleceği duyulur. Başta kaymakam olmak üzere tüm memurların etekleri tutuşur. Hiçbiri görevini layıkıyla yerine getiremediği gibi rüşvet, yolsuzluğu normal bir durum haline getirmişlerdir. 
Kaymakama müfettişin kim olduğuna dair bilgi gelir. Yanlış anlaşılmalar, kaymakam ve memurların düştüğü durumlar, sonunda da yine halkın mağdur olduğu anlatılan beş perdelik bir tiyatro eseri. 

Gogol bu eserle yine hicivini konuşturmuş. Bürokrasinin düştü durumu trajikomik bir dille bizlere aktarmış. Çok fazla bir şey söylemeye gerek yok bence. Muhteşem bir eser. 

Son olarak Gogol, Puşkin ile yakın arkadaşmış. Onun isminin bir bölümde geçmesi hoştu. "Edebiyatçılarla aram iyidir. Puşkin'le çok iyi dostuz. Ona sık sık 'Ne haber Puşkin kardeş?' diye sorarım; o da 'Bildiğin gibi kardeş, geçinip gidiyoruz işte...' diye yanıt verir. Çok ilginç bir adamdır."

Mutlaka Müfettiş'i okumalısınız. 21.07.2026

ALINTI
"Ah, biz Hristian İvanoviç ile birlikte tedavi konusundaki önlemlerimizi aldık zaten: Hastayı ne kadar kendi haline bırakırsanız o kadar iyi olur. Hiç pahalı ilaç kullanmayız. İnsan basit bir varlıktır zaten: Ölecekse ölür, iyileşecekse iyileşir."

"Yalan söylerken adamın kılı bile kıpırdamıyor! Böylelerine karşı gözünü dört açacaksın."

"Yüzün çarpıksa aynayı suçlama."

“Ben de senin gibi edebiyatla uğraşmak istiyorum artık. Yaşamak öyle sıkıcı oldu ki kardeş, insan biraz da ruhunu beslemek istiyor.”

"Bazen insanın canı bir fincan çay içmek ister."

"İyi de kimi zaman çok zeki olmak, aptal olmaktan beterdir."


29 Temmuz 2026 Çarşamba

Aldığım Her Nefeste (Second Opportunities #4


JUDITH MCNAUGHT

Second Opportunities Serisi #4
Every Breath You Take
Epsilon Yayınyları
391 Syf
3,5

Herkese merhaba. 
Uzun zamandır okumadığım bir yazarla geldim. Daha çok historical romans kitaplarını bildiğimiz Judith McNaught. Aldığım Her Nefes'te bu türde değil. Aşk ve polisiye karışımı bir kitap. 

Kate Donovan, babasını yeni kaybetmiş acısı çok büyük ve babasından kalan restaurant ile ne yapacağını bilememektedir. Bunlardan dolayı da sevgilisi tropik bir adada tatil planlar. Ama avukat sevgilisi tatili yarım bırakıp Şikago'ya dönmek zorunda kalır. Kate tatile yalnız devam ederken yakışıklı, karizmatik bir erkekle tanışır. Mitchell Wyatt. 
Gayri meşru olan Mitchell, başka birileri tarafından büyütülmüş Wyatt ailesi tarafından reddedilmiştir. Ailenin büyüğü yaşlı Cecil Wyatt önce oğlu ölür, daha sonra torunu William kaybolur. Bunun üzerine varis olarak Mitchell'i aileye kabul eder. Bu arada Mitchell'in üvey kardeşi William'ın gizemli kayboluşundan sorumlu olarak o görülür. Kitabımız da polislerin Mitchell'in izlemesiyle başlar 

Klasik zengin oğlan fakir kız hikâyesi. İkili kısa sürede birbirlerine aşık olur, sonra yanlış anlamalardan dolayı ayrı düşerler. Bunu kötü anlamda söylemiyorum. Yeşilçam filmleri ile büyüyen bir nesil olarak bu tarz konular hoşuma gidiyor. 

Kitabın artıları eksileri var tabii. William'ın kaybolmasıyla başlayan hikâye, ona yeteri kadar değinilmeden olayın kapatılması, tekrarların fazla olması (aralarında geçen bir konuşmayı daha sonra yalnız kaldıklarında hatırlayıp aynı konuşmaları bir daha okumamız gibi), Mitchell'in çocukluğuna pek fazla değinilmemesi ve polisiyenin yetersiz olması eksi olan kısımlardı. 
Aralarındaki uyum, diyaloglar, romantizm, diğer kitaplardaki karakteri tekrardan görmek (Matt ve Meredith, Zack ve Julie), Kate ve Mitchell'in kavuşmaları, savcının, polisin ikilinin yanında olması ve son çok güzeldi. 
Karakterlerin çoğunu sevdim. Özellikle Kate'in arkadaşı ve rahip amcasını. Kitabın sonlarına doğru amcanın Kate ve Mitchell ile yaptığı konuşma çok tatlıydı. 

Son olarak hikâye örgüsü zaman zaman mantıksız gelse de yine de içinde çekici karakterler, etkileyici diyaloglar ve büyülü anlar barındıran bir kitaptı. 

Aldığım Her Nefeste, Second Opportunities Serisi'nin dördüncü kitabı. 

Dipnot: Kitabın arka kapağında nasıl Tarihi Kurgu yazabilmişler anlamadım. Keza kapaktaki resimi de. Kitabın içeriğini hiç mi bilmiyorsunuz. 28.07.2026

Second Opportunities Serisi (Paradise) 
1) Cennet
2) Kusursuz
3) Gece Fısıltısı
4) Aldığım Her Nefeste
5) Someone to Watch Over Me


ALINTI
"Çocuklardan ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı'nda sosyal hizmetler görevlisi olarak çalıştım."
Mitchell bir kahkaha attı. Demek ki, güçlü bir toplumsal vicdana sahip, kızıl saçlı, orta sınıftan gelen İrlanda Katolik bir kızın vahşi cazibesine kapılmıştı. 

"... senden hoşlanmamak için elimden geleni yaptım..."
"Neden?"
Kate kıkırdadı. "Hiç yüzüne dikkatlice baktın mı?"
"Her sabah tıraş olurum."
"Şey... İyi kalpli, karakter sahibi -ve birçok katmandan oluşan- bir adam için fazla yakışıklısın."

"Onu birazcık sevmek diye birşey olamazmış gibi... Kesinlikle bağımlılık yapıyor. Onu bir örtü gibi üzerime çeksem ve vücudumu onunla sarsam bile, hâlâ ona daha yakın olmak isteyecekmişim gibi geliyor. Ve işimi esas zorlaştıran, onun da tıpkı benim gibi hissetmesi."

"Her zaman böyle açık sözlü müsünüzdür? diye sordu sertçe. 
" Aynı sayfayı okuduğumuza emin olmak istedim."
"Aynı kütüphanede bulunduğumuzdan bile emin değilim," dedi Kate. 

"Kötü zamanlama ve saflık suç sayılmazsa, sorun yok. Eğer bunlar suç dahilindeyse kelepçelerinizi hazırlayabilirsiniz."


28 Temmuz 2026 Salı

Gece Vardiyası (Renee Ballard #1)


MICHAEL CONNELLY

Renee Ballard Serisi #1
The Late Show
Nemesis Kitap
403 Syf
4/5

Herkese merhaba. 
Gece Vardiyası, Renee Ballard Serisi'nin ilk kitabı. Benim de yazarın kalemiyle tanışma kitabım. 
Michael Connelly sevilen bir yazar. Ayrıca kendisi eski bir Los Angeles Times polis muhabiriymiş. 

Serinin isminden de anlaşılacağı üzere Renne Ballard adında bir kadın dedektifin çözdüğü olaylar anlatılmaktadır. 

Ballard, gelecek vaat eden bir dedektif. Amirinin tacizine uğrar ama cezalandırılan kendisi olur. Hollywood'da gece vardiyası görevlendirilir. 
Normalde Ballard, gece olan olayı araştırma ile ilgili bir görevi yoktur. Raporunu hazırlar ve gündüz çalışan gerekli birimlere gönderir. Ama o gece yaşananlar kendisini olayları araştırmaktan alıkoyamaz. Olaylardan ilki bir hayat kadınının vahşice dövülüp ölüme terk edilmesi, diğer ise bir gece kulübünde çalışan genç bir kadının öldürülmesi. 

Ballar, geceleri normal görevini yerine getirir. Gündüzleri ise bu iki olayı araştırır. 
Departmanlar arası çatışmalar, Ballard'ı engelleme çalışmaları ve tehkilenin kol gezdiği olaylar başlar. 

Ben henüz kitabı bitiremedim 🤭 Bugün etkinlik son olduğu için paylaşım yapmak istedim. 
Açıkçası ilk başlarda hikayeye girmekten zorlandım. Olaylar ilerledikçe ilgimi çekmeye başladı. 
Kadın dedektif olması her zaman hoşuma gitmiştir. Ballard'ı da sevdim. 
Şuana kadar beni pek şaşırtan bir olayla karşılaşmadım. Ama son nereye varacak merak ederek okuyorum. 
Yazar umarım sevildiği kadar vardır. Bunu da kitap bittiğinde anlayacağım. 

Eveet sonunda kitabı bitirdim (22.07.2026). Araya başka kitaplar almamdan dolayıdır diye düşünüyorum vav diyenileceğim bir kitap değildi. Gizemli ve heyecanlıydı. Biraz daha aksiyon olabilirdi. Katili bulamadım bu arada. Başka birini düşünmüştüm. 
Seriye devam etmeyi düşünüyorum. 

Renee Ballard Serisi
1) Gece Vardiyası
2) Gecenin Kutsal Karanlığı
3) Yangın Gecesi
4) Karanlık Saatler




22 Temmuz 2026 Çarşamba

Kuzgun Yemini


KAMURAN ELAGÖZ

Edebiyatist Yayınevi
308 Syf
4/5

Herkese merhaba. 
Bir solukta okuduğum kitap Kuzgun Yemini ile geldim. 

Olaylar bir genç kızın evde ölü bulunmasıyla başlar. Katil bulunur ve hapse atılır. Ama yinede Başkomiser Efsun'un içi rahat değildir. 
Kısa bir süre sonra bir cinayet daha işlenir. Vahşice öldürülmüş, kuralları altüst eden bir ceset. İnsanlar korku içerisinde. Emniyetin önünde protestoculardan geçilmiyor. Tüm emniyet ekibi sıkışmış durumda. 
Cinayet masasında başkomiser olan Cenk bir olaydan dolayı haksızlığa uğrar ve Hakkari Suçlar Şubesi'ne sürülür. Bunu kendine hakaret sayıp istifa eder. 
Efsun, Cenk'in kapısına çalar. Bu cinayette danışman olarak çalışmasına ister. 
Cinayetler devam eder. Kusursuz ve simetrik kesikler... İstanbul'un karanlık sokaklarında Gölge gibi hareket eden bir katil... Semboller, ipuçları... Da Vinci fırçasından çıkmış resimler... Osmanlı ve Bizans'ın içiçe girdiği tarih. Korkunç İvan'dan Anemas Zindanları'na... Ve en önemlisi yıllar önce yaşanan korkunç olay. 

Kitabı ilk okumaya başladığımda betimlemelerden dolayı biraz hayal kırıklığı oldu. Ben hemen konuya girmeyi olayları çözmeyi seviyorum 🤭 Ama sonra yazar beni hikâyeye öyle bir çekti ki bir bakmışım son 70 sayfa. Başta da belirttiğim gibi bir solukta okudum. Elinden bırakamadım. 
Başta Cenk ve Efsun olmak üzere ekibi çok sevdim. Ayrıca Cenk'in annesine bayıldım. 
Sembollerin ve tarihin yer alması ayrı bir hoşuma gitti. 
Katil beni şaşırtmadı. İlk tahmin ettiğim kişiydi. Ama kitap boyunca o böyleydi diyerek okudum. Biraz anlamsız bir cümle oldu spoiler olmaması için 🤭 Yazar beni o söyleymeyediğim durumdan çok şaşırttı. 

Ben çok beğendim Kuzgun Yemini'ni. Serinin diğer kitaplarını da merakla ve heyecanla bekliyorum. 
19.07.2026


ALINTI
"Kendinin bile duymadığı bir fısıltıyla; 'Bu daha başlangıç.' Parçalanmış beden sadece bir mesajdı, biri imzasını tüm şehre göstermek üzereydi."

"İnsanın zaman kavramını törpüleyen, bir aydı aralık. Günler birbirinin kopyası gibi peş peşe diziliyor, sabah ve akşam arasındaki çizgi giderek inceliyordu. Işık bile sanki soluklaşıyor, her şey daha ağır, daha yavaş işliyordu. Saatler geçiyor ama ilerlemiyordu. Zaman yalnızca akmıyor, insanın üstüne çörekleniyordu."

"Burası, çok gerçek bir yer."
Cenk ona baktı. "Gerçek derken?"
"Bizim hayatımız gibi değil. Koşarak, kovalamaca içinde, sürekli bir sonraki felaketin peşinde değil, burada zaman daha yavaş."
Cenk hemen cevap vermedi. Ateşin içinden yükselen kıvılcımı izledi. "Bazen, yavaşlık daha çok acıtıyor."

"Bazı insanlar," dedi Sabahat Hanım birden, "kötülüğü seçmez oğlum, kötülüğün içine doğar."

"İnsan bazen karanlıkta kalır, herkes güneşe çıkmaz."

"Tarihçi geçmişi anlatmaz, geçmişin neyi sakladığını bilir."

"Adalet herkese eşit davranmıyordu, davranmadığı için de başka bir şey devreye giriyordu. 
Adaletin gölgesi."

"İnsanın insana yaptığı eziyetler aklına geldi, küçük çıkarlar için harcanan hayatlar; makam, koltuk, unvan uğruna çiğnenen onurlar... ve herkesin bunu normalmiş gibi kabullenmesi."

"Altı kanatlı bir sırdır serafim: iki kanadıyla hakikate bakmaktan ürken yüzünü örter, iki kanadıyla kusurunu saklar, iki kanadıyla da yükselir. Işığın yakıcı tarafıdır, yakmadan temizlenmeyen ruhlar için sessiz bir kıyamet... Yüzleri zamanında sıvanmış, sonra yeniden ortaya çıkarılmıştı. Kimlikleri gizlenmiş, sonra hatırlanmıştı. Ayasofya'da hiçbir şey tamamen yok olmazdı, sadece beklerdi."



Topraktan Dönenler

RAY BRADBURY From The Dust Returned İthaki Yayınları 144 Syf 4/5 Herkese merhaba.  Konusundan nasıl bahsedeceğimi bilemediğim ki...