MERAL KIR
Sancaktarlar Serisi #5
Olimpos Yayınları
520 Syf
4/5
Herkese merhaba.
Seriye güçlü Sancaktar ailesinin ağabeyi Mehmet Sancaktar'ın aşka giden hikâyesi ile veda ettim 🥺 Birazcık zor oldu açıkçası.
Veliaht olarak yetiştirilmiş, hatta bu yolda aşktan vazgeçmiş, kurallarından ödün vermeyen kararlı ve tüm yöneticilik vasıflarına sahip Mehmet Sancaktar. Tüm hayatı bir düzen üzerine kurulu olan Mehmet, hayatına Komiser Esmer'in girmesi ile tüm bildiklerini unutur.
Huysuz, rahat, inatçı ve dağınık olan Esmer'in hayattaki tek amacı kendisi gibi polis olan babasının intihara sürükleyen nedeni bulup intikam almaktır. Bu intikam yolu çetrefillidir. Kendi canını tehlikeye sokan, her bir bilgide ortaya çıkan sırların olduğu ve ihanetlerin gün yüzüne çıktığı bir yoldur. Bu yolda sığınacak kimsesi yoktur. Ağabeyleri de dahil. Ve bu yolda ilerlerken karşısına her düştüğünde her vazgeçtiğinde onun sığınağı olan ve onu ayağa kaldırıp koruyup kollayan Mehmet Sancaktar çıkar.
Esmer, Mehmet'e önce hayatını emanet eder sonra kalbini. Mehmet ise sadece Esmer'i korumak ve yardım etmek isterken kalbini tekrardan aşka açar.
Mehmet Sancaktar'ın sert görünüşünün ardındakilerini seri boyunca hep merak ettmiştim nasıl bir aşk adamı olacak acaba diye. Yazar bu konuda beni hayal kırıklığına uğratmadı. Mehmet zaten ailesi için yaptıkları ile taktirimi toplarken azıcık aksilikler yapsa da aşk adamı olarak da taktirimi topladı.
Esmer ise, güçlü karakteri ile ön plandaydı. O da ailesine sıkı sıkı bağlı. Sevdiğim karakterler arasında yerini aldı.
Hikayeye gelecek olursam ilk bölümler biraz durağandı. Ama sonrası su gibi akıp gitti. Geçmişteki sırlar, gerçekler ve ikilinin ilişkisi derken kitap nasıl bitti anlamadım.
Başta da dediğim gibi aileye veda etmek zor oldu. Tekrardan hepsini görmek çok güzeldi. Özellikle de Miras Serisi'ndeki Güçer ve Sinan'ı. (Ben yazarın kalemiyle Hedef Sensin ile tanıştım. Ondan dolayı onları tekrardan görmek beni mutlu etti. Güçer ve Sinan'ın yeri ayrı benim için)
Bu kitapta da prologlara bayıldım. Bu sefer renklerdi.
Sana Aşk Getirdim, zaman zaman gözlerimin dolduğu zaman zaman heyecanlandığım zaman zaman gülümsediğim aile bağlarının, aşkın, tutkunun ve gizemin yer aldığı güzel bir kitaptı.
ALINTI
"Maalesef ki aşk her kalpte aynı durmuyordu ve çoğu zaman da sanıldığı gibi güzel sonuçlar vermiyordu. Aşkın illaki bir bedeli oluyordu."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"İnsan hafızasının acıları unutması çok kolay olduğu kadar hatırlaması da aynı süre içerisinde gerçekleşiyordu. Çünkü insan asla unutmuyor, sadece hayatına devam edebilmek için onunla yaşamayı öğreniyordu."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Fazla soru sormaması gerektiğini anlayan Esmer, "Eh, zaten kravatınla çok uyumlu olmazdınız," dedi.
"Senin benim kravatımla nasıl bir derdin var?"
"Benim bir derdim yok, senin onunla nasıl bir bağın var onu anlamaya çalışıyorum."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Aşk sana bir nefes kadar yakın olan adamın gözlerinin içinde kaybolmaya hazırken yitip gitmemek için yine ona tutunmaktı."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Aşk yabana atılmayacak kadar güçlü bir duyguydu, insana yapmam dediği şeyleri yaptırırdı. Ve aşk kısa zamanda Esmer'in DNA'sının bir parçası haline gelmiş ve onu uysallaştırmıştı. Adama duyduğu aşk ve güven sayesinde bir süre yok olmuş ve yaşamıyormuş gibi davranabilirdi, nasılsa Mehmet sonunda ona hayatını geri verecekti."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Aşk bir savaş değildi, çünkü aşkta iki taraf da birlikte kazanıp birlikte kaybediyordu. İşte bu yüzden ona 'aşk' deniyordu."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
KIRMIZI
Cesur, enerjik, tutkulu kırmızı, aşkın, öfkenin, arzunun ve tehlikenin rengidir.
Aşkı kelimelere dökmeden anlatmanın şeklidir kırmızı.
Yalnızlığı özgürlük sanmaktansa aşka esir olmaktır. Hissetmek, hissettiğinin peşinden gitmek, savaşmak ve asla vazgeçmemek.
Bazen de kendin için değil, onun için vazgeçersin her şeyden. O da aşkın öteki yüzüdür. Acıtır, hatta kanatır ama asla aşk bitmez."
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
"Beyaz, sağlığı ve temizliği olduğu kadar yalnızlığı da simgeler. Duru ve parlak kalabilmesi zordur beyazın, çabuk lekelenir ve asla yaralarını gizlemez.
Huzurdur ama koruması zordur.
Tıpkı kalbin gibi, sevmek için çırpınıp durur. Ne var ki onu başkasına verdikten sonra kırılıp dökülmesini engelleyemezsin. Ama aşk da bu değil midir zaten, yanacağını bile bile ateşe dokunmak, her gülüşlerin ardından bile bile ateşe dokunmak, her gülüşlerin ardından gözyaşı dökeceğini bilmek."