19 Haziran 2026 Cuma

Mayıs Ayında Okuduklarım



Herkese merhaba. Geç de olsa Mayıs ayında okuduğum kitaplar ile geldim. 5 kitap okudum. Layla hayal kırıklığı oldu. Pembe Evdeki Ölü ve Görkemli Ölüm favorim oldu. 
Inferno Club Serisi bitti bu arada.

3) Görkemli Ölüm (4,5)
5) Layla (3)

Bu ayki motiflerimde bu şekilde.

Av Kapanı


NİLÜFER AL

Doğan Yayınları
175 Syf
3/5

Herkese merhaba. Ayın ilk kitabı Av Kapanı ile geldim. 

Sara'nın nişanlısı Mert'in av alanında "kaza" sonucunda ölmesi ile başlıyor karanlık olaylar. Sara, kısa bir süre sonra sürpriz bir telefon alır. Telefon ihbar niteliğindedir. Mert'in kaza ile ölmediğini, hatta katilin ağabeyi Doruk olduğunu söyler. Sara bunun şokunu yaşarken Doruk da ortadan kaybolur. 
Aradan dört yıl geçmesine rağmen Doruk'tan hiçbir haber yoktur. Sara, Komiser Yardımcısı Neşe ile tanışmasıyla ondan yardım ister. Ağabeyinin bulunması ve gerçeklerin ortaya çıkması. 
İkili Doruk'u bulmak ümidiyle köy evine gider. Karşılarına hiç beklemedikleri biri çıkar. Doruk ile Sara'nın çocukluk arkadaşı Avcı lakaplı Pars. 
Bu küçük köy evinde büyük bir hesaplaşma başlar. Tüm karanlık sırlar tek tek ortaya çıkar. Gerçeğe en çok yaklaşan ise Alp'tir. 

Öncelikle atmosfer hoşuma gitti. Issız bir köy evi, dışarıda yağan şiddetli yağmur ve silah sesleri. 
Hikâye ağır ilerliyor. Karşımıza çok fazla aksiyon çıkmıyor. Onun dışında karanlık sırlar ve bir sürü soru işareti karşılıyor bizi. Ufak tefek dönüm noktası da cabası. Bazı yerler benim için şaşırtıcıysı. 
Karakterler hoşuma gitti. Verdikleri tepkilerin bize aktarımı gayet iyiydi. Onlarla aynı şeyleri yaşıyor ve hissediyorsunuz. 
Son ise olması gerektiği gibiydi. Tatmin ediciydi. 
Av Kapanı'nı yazarın gelini Cemre Hanımefendi sayesinde okumuş oldum. İyiki de okumuşum. Beni bu kitapla tanıştırdığı için teşekkür ederim. 

Polisiye severlerin şans verip okuması gerektiği bir kitap. 

ALINTI
"Kaybetmek, sevginin bir sınırı olduğunu değil, onun sonsuzluğunu öğretir. Unutma, sevgi yalnızca sahip olmak değildir. Sevginin değerini ve derinliğini anlama yolcuğunun başlangıcıdır."

"Sevgi, evrende nereye baktığınla ilintilidir. Yeraltında da, yerüstünde de."

"Kin intikamı, intikam da kanı doğurur."

"Algıların canavarlaştığı, dümenlerin cirit attığı ilişkiler yumağında kim kime inanır ki?"

"Demek ki sevginin de bir son kullanma tarihi varmış. Kan akışı durunca dokunun ölmesi gibi. Sonra o uzuv kangren nedeniyle mecburen kesiliyor. Yaşamak için..."

"Ancak ölüler hata yapmaz. Hatanı ödül olarak gör ve düzeltebildiğin kadar düzelt. Çünkü artık seni doğrudan kimse koparamaz."


Mezopotamya'da Cinayet


AGATHA CHRISTIE

Hercule Poirot #14
Murder in Mesopotamia
Altın Kitap
285 Syf
4/5



Herkese merhaba. Keyifli bir Agatha Christie kitabıyla geldim. Hem de Hercule Poirot'lu. 

Hemşire Amy Leatheran, Doktor Reilly'nin ısrarı üzerine son işinde yaşadığı olayı kaleme dökmesini ister. Ve Hemşire Amy yazmaya başlar. 
Hemşire Amy'nin son işi Irak'ın Hassanieh'deki bir kazı alanına gider. Görevi ise ekibin başında olan ünlü arkeolog Doktor Leidner'ın güzel eşi Louise ile ilgilenmektedir. 
Louise, sanrılarından dolayı sinirleri yıpranmış durumda. Birilerinden korkmaktadır. Kimden ve neden korktuğu bilinmemektedir. 
Louise bir gün odasında ölü bulunur. Geçmişi gizemli olan kadını kim öldürmüş olabilir? Kazı ekibinden mi yoksa geçmişimden biri mi? 
Herkes şüphelidir ve biraz da karışık bir vakadır. Şans eseri Hercule Poirot Suriye'dedir. Bağdat'a gitmek için Hassanieh'ten geçecektir. Ondan yardım isterler. Hemşire Amy ile Hercule Poirot katili bulmak için elinden geleni yaparlar. 

Hikayenin iyi bir ortamı ve iyi bir karakter kadrosu vardı. Gizemli ve heyecanlıydı. Son ise pek tatmin edici değildi maalesef 🥺 Tahmin de edebildim. Ancaaak... tatmin edici olmayan sonuca gıden yol iyiydi ve oldukça keyifliydi. 
Hercule Poirot her zamanki gibi gri hücreleri iş başındaydı. Hemşire Amy'i de çok sevdim. 

ALINTI
"Bu gerçekten sıradışı bir cinayet. İnsan sık sık böy­ le olaylarla karşılaşmıyor. Aslında temelde cinayet iğrenç ve basit bir olaydır... Gelgelelim bu sıradışı bir cinayet... Doktor Leidner, sanırım karınız da sıradışı bir kadındı."

"Cinayet bir alışkanlıktır..."

"Artık Poirot'ya alışmıştım ve ona doktor, kendime de hemşiresi gözüyle bakıyordum. Sonuçta bu bir operasyondu ve o da operatör­ dü. Bu yüzden hemşiresi olarak gidip Belçikalının mendilini aramak bana normal gelmişti. Belki bunu söylemem tuhaf ama bir şekilde bundan hoşlanmaya bile başlamıştım."

"Bir insanın dudakları arasın­dan yalanlar dökülürken gözleri gerçeği anlatabilir."

"İnsanlar bazen köpeklere benzerler. Bir şeyi ne kadar derine gömerseniz gömün yine de bulup çıkarırlar."

Hayali Evlilik Gerçek Aşk (The Rokesbys #2)


JULIA QUINN

The Rokesbys Serisi #2
The Girl with the Make-Believe Husband
Epsilon Yayınları
358 Syf
3,5

Herkese merhaba. 
Bu ayki historical romans kitabım The Rokesbys Serisi'nin ikinci kitabı Hayali Evlilik Gerçek Aşk. 

Cecilia Harcourt, Kolonilerde savaşta olan kardeşi Thomas'ın cephede yaralandığına dair mektup alır. O sırada babası da vefat eder. Ailesinden tek kardeşi kalmıştır. Cecilia'nın bir karar vermesi gerekir. Ya hiç evlenmemiş yaşlı teyzesinin yanına gidecek ya sinsi kuzeniyle evlenecek ya da... Üçüncü seçeneğe karar verir. Kardeşini bulup iyileştirmek için Atlantik'i aşıp New York'a gider. Ama araştımaları sonucunda karşısına kardeşi yerine, kardeşinin silah arkadaşı Edward Rokesby'yi çıkar. 
Edward, ağır yaralı ve bakıma muhtaç bir hahaldedir. Bilinci yerinde değildir. Cecilia, hem kardeşini bulabilmek hem de Edward'a yardım edebilmek için onun eşi olduğunu söyler. 
Edward kendine geldiğinde kafası hayli karışıktır. Bazı şeyleri hatırlamamaktadır. Özellikle de Cecilia ile evlendiğini. Ama onun karısı olduğunu kanıksamaz. Çünkü onu mektuplardan tanımaktadır. 

Öncelikle bölüm başlarındaki mektuplara bayıldım. Çok naif ve hoştu. 
Julia Quinn'in kitapları benim için iki gruba ayrılıyor. Birinci grup gayet akıcı, espirili ve romantizm dolu, ikinci grup ise durağan ilerleyen, romantizmin az olduğu kitaplar. Bu kitap ikinci gruba giriyor. Kitabın yaklaşık üçte biri durağan ilerledi. Edward'ın kendine gelmesi, iyileşme süreci ve asıl merak ettiğim Thomas için pek bir adım atılmaması. Karakterleri sevdim. İkisinin de derinliği vardı. Ama işte tempo ve olay örgüsü yetersizdi. İkinci yarısı daha iyiydi. Edward'ın hafızası yerine geliyor, Thomas'ın gizemi çözülüyor. Son ise güzeldi. Üçüncü kitabı hemen okumak istiyorsunuz. Kardeşlerden Andrew en merak ettiğim bu arada. 

Elizabeth Hoyt ve Gaelen Foley'den sonra bu kitabı okumaktan biraz çekiniyordum açıkçası. Aksiyon ve gizemin bol olduğu historical romansdan sonra naif bir aşk hikâyesi -eksikleri rağmen- hoşuma gitti. 

Yayınevinin özensiz baskısını da söylemezsem olmazdı. Hem çeviri hem de edisyon pek iyi değildi. 

The Rokesbys Serisi
1) Eşsiz Bayan Bridgerton
2) Hayali Evlilik Gerçek Aşk
3) Öteki Bayan Bridgerton
4) Zoraki Evlilik Gerçek Aşk


ALINTI
"Savaşta olduğumuzu anlamak için ille de önümüzün savaş meydanı olmasına gerek yok, sokakta savaş meydanından çok daha fazlası var."

"Yapabileceklerini değiştir ve yapamayacaklarını kabul et."

"Yüzünü onun yüzüne doğru eğdi ve gözlerindeki bakışın sonsuza dek peşini bırakmayacağını biliyordu. Bu üzüntü değildi, korku da değildi. Çok daha kötü bir şeydi... boyun eğmeydi, bir anlamda her şeyden feragat etmekti, sanki kendi içine bakmış ve orada koca bir delik bulmuş gibiydi."

"Zararsız, mutluluk veren normal bir şey olacak. Ve mutluluk veren, zararsız ve normal olanı ne kadar arzuladığım hakkında bir fikrin var mı? 

"Bu mektup ikiniz için. Birbirinize sahip olduğunuza çok sevindim. Yükler paylaşılabildiğinde dünya daha nazik ve katlanılabilir bir yer oluyor."
Cecilia Harcourt'tan Thomas Harcourt ve Edward Rokesby'ye 


31 Mayıs 2026 Pazar

Layla


COLLEEN HOOVER

Epsilon Yayınları
328 Syf
3/5

Merhabalar. Herkesin bayramını kutluyorum. 

Leeds, bir grupta gitaristtir. Grupla bir düğünde çalmaya gittiğinde, gelinin kız kardeşi Layla'ya aşık olur. İkilinin ilişkileri ilerlerler. Çok da mutlululardır. Bu mutluluk çok uzun sürmez. Önce Layla sonra Leeds vurulur. Leeds de vuran kişiyi öldürür. Layla, uzun tedaviler sonrasında normal hayatına döner. Ama eski Layla değildir. Leeds, onun eskisi gibi ve mutlu olması için bir sürpriz yapar. Tanıştıkları pansiyonda başbaşa vakit geçireceklerdir. 
Pansiyona ayak bastıkları anda tuhaf olaylar başlar. 

Beynimi yakan, sevip sevmemek konusunda kararsız kaldığım bir kitap yazıyorken çok sevmediğime karar verdim. Verity gibi muhteşem bir kitaptan sonra Layla hiç gitmedi. Açıkçası ben daha çok gerilim ve zihnimi yoracak bir gizem bekliyordum. Kitap bittiğinde de ağzımın açık kalmasını... 

Leeds'i ilk başlarda seviyordum ama sonraları malum sebeplerden dolayı sevemedim. Layla da keza başta sevemedim ama göründüğü gibi değilmiş. 

Kitabın başları güzeldi. Layla'yı kim vurdu? Leeds'in görüştüğü adama kim? Sorularıyla gayet iyi ilerlerken paranormal kısımlar devreye girer ve (spoiler olur mu emin değilim) bir aşk üçgeni başlar. Daha sonraki bölümler bundan dolayı hoşuma gitmedi. Ufak bir sürpriz vardı. Fena da sayılmazdı. Bir bölüm de heyecanlıydı. Ama nedense benim için yeterli değildi. 
Son bir kaç şey daha söylemek istiyorum. Kitabın başlangıcı çok hızlıydı. Hızlı tempoda bir gerilim romanı okuyacakmışız gibi. Sonrasında ikilinin birbirine nasıl aşık olduklarını, aralarındaki bağı okurken bam Layla vurulur. Ve bu ani olay ikilinin aşkının inandırıcılığı yitirmiş bence. Bu son olsun 😂 kitabın ismi Layla ama biz Layla hakkında pek bir bilgi edinemedik. Anlatıcı Leeds de olunca onun zihninde hapsolduk. 
Ben en iyisi paranormal okumayayım. Ya da başka bir kitapta daha sonra şansımı tekrar deneyeyim. 


ALINTI
"Ona aşık olmak tüy gibi hafifti, kemiklerimde rüzgar esiyordu sanki. 
Aşkı yitirmekse çok ağırdı, ciğerlerim demirden oyuluyormuş gibi geliyordu."

"Benim normalimle seni  normalin aynı değil."
"Senin normalin ne?"
Düşünceli düşünceli tavana baktı. "Hiçbir şey."
"Ne demek istiyorsun?"
"Benim normalim hiçbir şey değil. Ben sadece.... varım. Ama yokum. Bilemiyorum- açıklamak zor."

"... şu anda istediğim bu degildi. Şu anda tek istediğim çok büyük bir sabırsızlıktı."

"Yani hayatının bir sonu varmış gibi hissetmiyor musun?
"Sadece bu konu hakkında düşünmüyorum. İnsanların yaptığı gibi değil. Kelimenin tam anlamıyla yapabileceğim veya sabırsızlıkla beklediğim hiçbir şey... hatta yemek ya da uyku bile yokken... Ya da yaşlanma ölüm gibi daha büyük şeyler yokken. .. zamanın ne önemi var ki?"

"Layla'nın hâlâ yavaş yavaş iyileştiğini düşünerek kanık­sadığım o kadar çok şeyvardı ki -yaptığımız konuşınalar, yaşadığmız anılar, birlikte geçirdiğimiz tüm mükemmel anlar. Sanki birisi bir makas almış, yaşamından dilimler keserek kafasından çıkarıp parçalar halınde masaya bırakmıştı."

The Secrets of a Scoundrel (Inferno Club#7)


GAELEN FOLEY

384 Syf
4/5


Herkese merhaba. Bir serinin daha sonuna geldim. 

Nick, Lord Forrester, hem ölümcül bir savaşçı hem de baştan çıkarıcı bir aşık. Yaptığı bazı seçimlerden dolayı davasına ihanetten suçlu bulunan Nick, İskoç zindanlarında. Artık bu zindanlarda çürüyeceğini düşünürken gizemli, muhteşem bir kadın ziyaretine gelip ona özgürlük şansı sunduğunda Nick akıllı bir adam olarak bu şansı değerlendirir. Şimdi ise ellerini onun için önemli birinin kızından nasıl uzak tutacağını çözmek zorundadır.
Virginia,  yani Lady Burke tüm hayatını babasının görevinin gölgesinde yaşamış gayri meşru bir çocuktur. Yetenekli, zeki, eğitimli dul bir kadın. Tüm yeteneklerine rağmen Gin, kayıp birine ulaşamamaktadır. 
Güvenebileceği tek kişi de Tarikat ajanı Nick'tir. 

Harika bir serinin muazzam sonu! Nick ve Gin, seriyi dünyanın yeraltı dünyasına götürüyor. Savaş bitmiş olabilir ama ahlaksızlar hâlâ iş başında. Gin kaçırılan genç bir kadını ararken, bambaşka bir dünyaya rastlar. Köle tüccarları, silah kaçakçıları, uyuşturucu baronları... Paranın konuştuğu, geri kalan herkesin öldüğü bir dünya.

Foley bizi Nick ve Gin ile ​İngiltere'den Fransa'ya, oradan Akdeniz'e götürüyor.

Serideki diğer çiftler gibi bu ikili de harikaydı. Gin'in güçlü iradesi ve tutkusu ile Nick'in bir yere ait olma özlemi sonunda onları bir araya getirir. 

Sonu ise tüm ajanların bir arada gördüğümüz seriye muhteşem bir veda... Hüzünlenmedim desem yalan olur. Yedi kitaplı bir seri... Ajanların hepsini özleyeceğim. 

Son olarak bu seride sadece üçüncü kitap Küllerinden Doğan'ı pek beğenmemiştim. 

ALINTI

"Tarikat'ın zindanından dikkatle kurtardığı o düşünceli, öfkeli paralı askerden çok farklıydı artık. Ama o zaman, Gin'e göre, kendisi de farklıydı. Her durumu kontrol altında tutmaya o kadar kararlı değildi. Zaten böyle yaşamak çok yorucuydu. İnsan kendini bırakabildiğinde hayat çok daha huzurlu ve kolaydı."

"Güvende olsan iyi olur," diye ekledi ve yanağını okşarken durakladı. "Çünkü sensiz yaşayamayacakmışım gibi görünmeye başladı."

Ona gülümsedi. "Gerçekten mi? Bu hâlâ Amerika'ya gitmeyi planlamadığın anlamına mı geliyor?"

"Oh, sanırım seninle hayat benim için yeterince vahşi," diye fısıldadı.


"Böylesine baş döndürücü bir mutluluk ancak acıya yol açabilirdi. Ama kendini durduramadı. Artık çok geçti. Kumarı oynamaya çoktan karar vermişti. "


"Af dilemek izin istemekten daha kolaydır. "


"Ah, doğru. Unutmuşum. Beyni ve kendine ait bir amacı olan bir dişi bulmak güçlü cinsi her zaman şaşırtmıştır."


The Inferno Club Serisi



27 Mayıs 2026 Çarşamba

Görkemli Ölüm (In Death #2)




NORA ROBERTS

Eve Dallas Serisi #2 (In Death #2) 
Glory in Death
Epsilon Yayınları
377 Syf
4,5


Herkese merhaba. In Death Serisi'ne ikinci kitap Görkemli Ölüm ile devam ediyorum. 
Bir şeyi itiraf etmek istiyorum. Bu seri bana bağımlılık yapmaya başladı. Okuma planım olmasa sadece bu seriyi hiç ara vermeden okuyabilirim. 

"Ölüm onun işiydi. Onlarla yaşar, onlarla çalışır, onları incelerdi. Rüyasında onları görürdü. Ve sanki bu da yeterli görünmüyormuş gibi, yüreğinin gizli, derin bir yerinde, onlar için yas tutardı. 

İlk kurban şehrin en ünlü savcılarından Cicely Towers. Yağmurlu bir gecede hiç gitmeyeceği bir sokakta boğazı kesilerek öldürülür. Vakaya Teğmen Eve Dallas atanır. Eve cinayeti araştırırken yine bir kadın aynı şekilde öldürülür. Bu seferki kurban aktrist Yvonne Metcalf. 
Katil, kurbanlarını göz önünde olan güçlü  kadınlardan seçiyor. Sıradaki kurban kim? Eve bir plan yapar. Planı ne kadar işe yarayıp yarayacağını zamanla görecek. 
Ayrıca Roarke, iki kurbanla da bağlantısı vardır. 
Eve her ne kadar sevdiği adama güvensede o bir polistir. Katili bulmaya kararlıdır. Kendini tehlikeye atmak pahasına her deliğe bakacak, her ipcunun peşinden koşacak, her dedikoduyu araştıracaktır. 

Başta belirttiğim gibi bu seri bende bağımlılık yaptı. Bunca zaman neden bu kadar beklediğimi de hâlâ anlamış değilim. 
Görkemli Ölüm'ü ilk kitaptan daha çok sevdim. İkili çok tatlıydı ve ilişkileri oturmaya başladı. Dallas bazı şeyleri kabul etmek zorunda kaldı. Bu da tabii Roarke sayesinde. Eve'ye işiyle alakalı çok güzel bir alan sağladı. Onu rahat bıraktı. Ama bunu yaparken alfalığı da elden bırakmadı. 
Polisiye kısmına gelirsek katil tahmin edilebilirdi. Ama bu hiç bir şekilde rahatsız etmedi. Çünkü olay örüntsü çok iyiydi. 
Asıl sona ne demeli? Kalbimi bıraktım resmen. Teğmen Eve Dallas nasıl olaylarla karşılaşacağımı merak ederken Dallas & Roarke ikilisinin maceraları da eklendi. 

Daha yolun başındayım ama şimdiden söyleyebilirim. Eğer hızlı tempolu, merak uyandırıcı ve heyecan verici bir seri arıyorsanız, başka yere bakmanıza gerek yok; bu seri tam size göre. 



ALINTI
"Sevgi hiçbir sınır ya da engel tanımaz."

"Genel olarak konuşmak gerekirse," diye araya girdi Nadine, "cinayet en eski suç."
"Çok uzun bir geçmişi olduğunu söyleyebiliriz. Genetik bilimi, ilaç tedavisi, beta taramaları ile sevimsiz eğilimleri yok edebiliriz, cezaevleri kurabiliriz ve özgürlüklerini ellerinden alabiliriz. Ama insan doğası değişmez."
"Bilimin değiştimeyi ya da yok etmeyi başaramadığı güdüler; sevgi, nefret, hırs, kıskançlık, öfke gibi..."
"Bunlar bizi drodilerden ayıran şeyler, öyle değil mi?"

"Kumar güzel bir kadın gibidir. Çekici, arzulanan, heyecan verici ve kaprisli."

"İş her şeyden önce gelirdi. Eğer iyi bir polis değilse, hiçbir şey değildi zaten. O zaman bir zamanlar Dallas'ın karanlık bir ara sokağında dövülmüş ve travmatik bir durumda bırakılmış o çocuk kadar savunmasız ve boş olurdu."

"Çok sayıda muhabir ve kameraman eski tip kaldırımın üzerinde kamp yapıyordu. Saatin sabahın üçü olması ve bardaktan boşanırcasına yağmur yağması bile onları vazgeçirememişti. Eve gözlerindeki aç gözlü pırıltıları göreviliyordu. Hikâye avdı, reyting ise ganimetti."

"Görüntüler ve kokular tanıdıktı ama her seferinde yeni bir şey vardı. Hem kurban hem de katil kendi izlerini, kendi tarzlarını bırakırdı ve bu da cinayeti kişiselleştirirdi."

‎In Death (Eva Dallas)

‎1) Çıplak Ölüm
‎2) Görkemli Ölüm
‎3) Ölümsüz Ölüm
‎4) Mutlu Ölüm
‎5) Büyülü Ölüm
‎6) Kindar Ölüm
‎7) Noel'de Ölüm
‎8) Ölüm Tuzağı
‎9) Ölümüne Sadakat
‎10) Ölüm Tanığı
‎11) Ölüm Yargısı
‎12) Hain Ölüm
‎13) Baştan Çıkaran Ölüm
‎14) Geçmişten Gelen Ölüm
‎15) Masum Ölüm
‎16) Portredeki Ölüm
‎17) Taklit Ölüm
‎18) Çifte Ölüm
‎19) Kör Ölüm
‎20) Gölge Ölüm
‎21) Origin in Death
‎22) Memory in Death
‎23) Born in Death
‎24) Innocent in Death
‎25) Creation in Death
‎26) Strangers in Death
‎27) Salvation in Death
‎28) Promises in Death
‎29) Kindred in Death
‎30) Fantasy in Death
‎31) Indulgence in Death
‎32) Treachery in Death
‎33) New York to Dallas
‎34) Celebrity in Death
‎35) Ölüm Sanrısı
‎36) Calculated in Death
‎37) Thankless in Death
‎38) Concealed in Death
‎39) Festive in Death
‎40) Obsession in Death
‎41) Devoted in Death
‎42) Brotherhood in Death
‎43) Apprentice in Death
‎44) Echoes in Death
‎45) Secrets in Death
‎46) Dark in Death
‎47) Leverage in Death
‎48) Connections in Death
‎49) Vendetta in Death
‎50) Golden in Death
‎51) Shadows in Death
‎52) Faithless in Death
‎53) Forgotten in Death
‎54) Abandoned in Death
‎55) Desperation in Death
‎56) Encore in Death
‎57) Payback in Death
‎58) Random in Death
‎59) Passions in Death
‎60) Bonded in Death
‎61) Framed in Death
‎62) Stolen in Death
‎63) Fury in Death
‎64) Perfect in Death


Mayıs Ayında Okuduklarım

Herkese merhaba. Geç de olsa Mayıs ayında okuduğum kitaplar ile geldim. 5 kitap okudum. Layla hayal kırıklığı oldu. Pembe Evdeki...