11 Eylül 2026 Cuma

Ölüm Dalgaları (Hercule Poirot #27)


AGATHA CHRISTIE

Hercule Poirot #27
Take At The Flood
Altın Kitap
280 Syf
4/5



Herkese merhaba. 
Bu ayki Agatha Christie kitabım Ölüm Dalgaları. 

Her kulüpte olduğu gibi Coronation Kulüp'ünde de sıkıcı biri vardır. Binbaşı Porter. Times'daki Gordon Cloade'in ölüm ilanı üzerine bir sürü şey anlatmaktadır. Cloade, devletin bir işi için Amerika'ya gider ve oradan genç, güzel bir dulla evlenerek geri döner. Kısa bir süre sonra Cloade, evine denk gelen bir bombanın sonucunda hayatını kaybeder. Bombardımandan sadece eşi ve eşinin ağabeyi kurtulmuştur. 
Binbaşı Porter'ın anlattığına göre büyük bir miras kalan eşinin adı Bayan Underhay. İlk kocasıyla Nijerya'da tanışmış. Porter, kadının ölen ilk kocasını tanıdığı söyler. 
Porter'ı pek dinleyen yoktur. Sadece biri dikkatini vermiştir. Hercule Poirot. 
Olaydan iki sene sonra Poirot'un kapısını bir kadın çalar. Gordon Cloade'un yengesi yardım istemeye gelmiştir. Bayan Cloade ruhlarla ilgilendiğini ruhlara göre de Rosaleen'ın ilk eşi hayattadır. Onu bulmasını ve mirasın kendilerine pay edilmesini sağlamasını istemektedir. Poirot kabul etmiyor. Ama kısa bir süre sonra gazetede Cloade ailesinin yaşadığı Warmsley Vale köyünde Enoch Arden adında bir adamın öldürüldüğünü okur. Köyde neler olduğunu merak eder ve oraya gider. 
Cloade ailesinden kısaca bahsedecek olursak hepsinin iyi kötü bir mesleği var. Avukatı, doktoru, çiftçisi... Meslekleri olmasına rağmen Gordon Cloade'un desteği ile hayatlarına devam ediyorlar. Sırtlarını ona dayamış durumdalar. Önce evlenmesi, sonra da ölmesi onları zorlu bir sürece sokmuştur. 

Agatha Christie kitapları içerisinde biraz farklıydı. Poirot'un, cinayeti gazeteden okumasından sonra cinayetin işlendiği ana kadar sayfalarca Cloade ailesini okuyoruz. Alışılmışın dışında olması bazı okuyucular için sıkıcı olabilir ama benim hoşuma gitti. Sadece Poirot'un sahneye geç girmesi beni üzdü. 
Katile biraz yaklaştım gibi oldu ama o da yeterli olmadı. Yeni yine yeniden tam olarak sonu tahmin edemedim. 
Ölüm Dalgaları benim için keyifli bir okuma oldu. 
(12.09.2026) 
Dipnot: Ölüm Dalgaları, 44. kitabım oldu) 

ALINTI
Poirot iç çekti. Başını sallayarak, "Kadere karşı çıkmak boş," dedi. "Eğer Mısır boncukları takmış orta yaşlı bir kadın, ünlü Hercule Poirot'yu görmeye karar vermiş ve bunun için köyden kalkıp şehre gelmişse, hiçbir şeyin onu fikrinden vazgeçiremeyeceği kesin."

"Eve geldiğinden beri hep aynı şeyi hissediyordu. Bu savaşın sonucu, bir tür yan etki. Husumet. Hoşnutsuzluk. Hep aynı şey. Her yerde, herkeste aynı duygu. Trenlerde, otobüslerde, dükkanlarda, çalışanlarda, hatta tarım işçilerinde bile var bu duygu. Bence fabrikalarda ve madenlerde çok daha şiddetli olabilir. Kin, garez. Ama burada her yerdekinden de kuvvetli sanki. Çok özel. Apaçık ortada!"

"İnsan yaşamında sular bazen yükselebilir, ama sular insanı açık denizlere de sürükleyebilir."

"Herkes suç işleyebilir mi, özellikle de bazı suçları? Başından beri kendime hep aynı şeyi sorup duruyorum; insanlar kendilerini hayatın vahşetinden ve yıkıcı etkilerinden -kısaca gerçek yaşamdan- koruyan şeylerden yoksun bırakılırlarsa ne olur?"

"Karakter, mom cher, asla aynı kalmaz. Ya kuvvetlenir ya da zayıflar. Bir insanın ne olduğu ancak sınanırsa anlaşılır, bu ayaklarımızın üstünde durmayı başardığınız ya da düştüğünüz andır."


9 Eylül 2026 Çarşamba

Sessiz Bir Hasta


SERAPHINA NOVA GLASS

On a Quiet Street
Onyx Yayınevi
320 Syf
4,5



Herkese merhaba. 
Muhteşem bir kitapla geldim. Onyx Yayınevi'nden çıkan Sessiz Bir Sokak. 

Görkemli göknar ağaçlarının altına kurulmuş büyüleyici evler, göl kıyısına uzanan yemyeşil bahçeler... Nerden mi bahsediyorum? Oregon sahilinde lüksün ve doğa güzelliklerinin karışımı olan seçkin insanların yaşadığı Brighton Hills. Bu sakin lüks sitede her şey kapılar ardında yaşanır. Her evde neyin doğru olduğu bilinmeyen milyonlarca hikâye vardır. Sessiz bir sokakta son derece mükemmel bir mahallede evlerde ne tür sorunlar olduğunu kim bilenilir ki? 
O mahallede yaşayan üç kadın. Paige, Cora ve Georgia
Cora, evine ve hayır işlerine adamış bir kadın. Eşinin kendisini aldattığını düşünüyor. Bu durum saplantılı bir hâl almış durumda. Kocası Finn'i suç üstü yapmak istiyor. Burada devreye arkadaşı Paige giriyor. 
Paige, bir yıl önce oğlunu trajik bir trafik kazasında kaybetmiş. Hâlâ oğluna kimin çarptığı bulunamamış. Yası devam etmekte. Eşini kendinden uzaklaştırmış, kendinelerine ait restauranta gitmemektedir. Cora ile konuşmasından sonra, ona yardım edebileceğini söyler. Bir dedektif gibi Finn'in peşine düşer. 
Georgia, yargıçla evli, bir kız bebeği olan İngiliz genç ve güzel bir kadın. Dışa çıkmaktan korkuyor. Sadece evin arkasındaki parka küçük kızını götürüyor. 
Bu üç kadın bir araya geliyor. Birbirlerine en karanlık sırlarını anlatacak kadar güvenebilecekler mi? Birbirlerine yardım mı edecekler yoksa herkes kendi sorunlarıyla başbaşa mı kalacaklar? 

Üç kişinin bakış açısıyla okuduğum kitabı çok sevdim. Elimden bırakamadım. Kurgusuyla, konusuyla, gizemiyle ve ters köşeleriyle okuması keyifliydi. Sonu da tatmin ediciydi.
Sırlarla saklı kusursuz görünen bir mahalle, soluğunu kesecek ters köşeler, aile içi gerilim, kapalı kapılar ardında yaşananlar, için için büyüyen şüphe, aldatmacalar ve birden fazla bakış açısı... Sessiz Bir Sokak'ı okumanız için nedenler. Mutlaka okumalısınız. 
(09.09.2026) 

ALINTI
"Tüm yetişkin hayatım boyunca çaresizce ona tutunma ihtiyacım kaybolmakla kalmamış yerini sert, katı bir duyguya bırakmıştı. Çok uzun zaman önce olmam gereken yerdeydim. Bu... insanı güçlendiren bir histi."

"Davayı soruşturan kişi- tabii buna bir soruşturma denebilirse- Paige'e gayet iyi bildiği bir gerçeği hatırlatmaktan keyif alıyordu: onlar asla gerekçesi olan bir katil aramıyorlardı, onların aradıkları sarhoşken ya da mesaj atarken araba kullanıp Caleb'a çarpan biriydi. Ona göre suç cinayet değil, olay yerinden kaçmaktı ama şimdi Paige'in ona söyleyecek bir ya da iki şeyi okacaktı."

"Planının temelini attıktan sonra her şey bir gecede değişti. Yeni evli mutlu eşten şu anki halime geldim."

"Bir başkasına ilgi duyması, hatta onunla ilişkiye girmesi mideme inen bir yumruk gibi olurdu ama kalbinin bir başkasında olması- benimle kurduğu hayatı sürdürürken aslında o hayatı hiç istemiyor olması- çok daha korkunçtu. Bu... dayanılmazdı."

"Bu benim seçimimdi. O zamanlar benden evde oturan bir anne olmam beklenmiyordu. Ama kendime şöyle diyordum: Eğer hayat kendimi çocuğuma adayacak güvenli, sağlam koşulları sağlarsa beni bundan daha mutlu edecek hiçbir şey olamazdı. Ve Finn'le tanıştığımda her şey istediğim gibi olmuştu."



5 Eylül 2026 Cumartesi

Duygu Ormanı





Herkese merhaba İki üç aydır kızımı kütüphaneye götürüyorum. Kütüphanede keşfettiğimiz, severek okuduğumuz bir seriyi tanıtmak istedim. Duygu Ormanı. Aslında altı kitaptan oluşuyor. Biz henüz dört kitabını okuduk. Duygu Ormanı, bir çok çeşit hayvandan oluşan öğrencilerden oluşuyor. İsminden de anlaşılacağı üzere duygularımızı kontrol etmek üzere bir seri. Şimdi size kısaca onlardan bahsetmek istiyorum.





Güle Güle Üzüntü, Merhaba Mutluluk: Normalde mutlu bir kurbağa olan Dilek, en yakın arkadaşı kertenkele Belma'nın başka bir yere taşınacağını öğrenir. Çok üzülen Dilek, bu durumdan nasıl kurtulacağını öğrenmeye çalışır.
Bazen güne üzgün başlayabiliriz. Ama bazı yaşadığımız olaylar bunu tam tersine çevirir.






Güle Güle Yalnızlık, Merhaba Sevgi: Kurbağa Dilek kamp alanında bileğini incitiyor ve arkadaşlarıyla hiçbir etkinliğe katılamıyor. Bundan dolayı Dilek kendini çok yalnız hissediyor. Ama kısa bir süre sonra yanında kimse olmasa dahi onlarla birlikteymiş gibi hissedilebileceğini öğreniyor. Sevgi için mesafe yoktur.






Güle Güle Karamsarlık, Mehaba İyimserlik: Her zaman iyi not alan Salyangoz Cingöz, ilk defa düşük not alır. O kadar karamsarlığa kapılır ki hayatın bittiğini düşünür. Cingöz, karamsarlığı nasıl iyimserliğe dönüştüreceğini öğrenir. Bazen hayat hiç beklenmedik şeyler yaşatır bize. Önemli olan o kötü olduğunu düşündüğümüz olaylara nasıl tepki verebileceğini bilmemiz.








Güle Güle Kızgınlık, Mehaba Sakinlik: Baykuş Kamil tam şekerleme yaparken Dilek'in attığı top uykusunu böler. Normalde iyi biri olan Kamil, bu duruma çok öfkelenir ve öfkesine hakim olamaz. İyiki yeni arkadaşları vardır. Onlar sayesinde öfkesini nasıl kontrol edeceğini öğrenir.
Öfkelenebiliriz. Önemli olan onu kontrol altına alıp kimseye zarar vermemek.
Bu kitaba küçük bir not bırakmak istiyorum. Seride okuduğumuz ilk kitap. Kızım bu kitaptan sonra ne zaman sinirlensek hemen bize derin derin nefes alın diyor Ama kendisi sinirlendiğinde hiç bu aklına gelmiyor.



Serinin diğer kitapları Güle Güle Korku, Merhaba Cesaret ve Güle Güle Kıskançlık, Merhaba Güven.
Ara ara kızımla okuduğumuz kitapları paylaşmaya çalışacağım.


Tarihi Hoşça Kal Lokantası (kaybetmek bizim işimizdir."


ŞERMİN YAŞAR

Doğan Kitap
172 Syf
4,5



Herkese merhaba. 
Bugün kalemiyle yeni tanıştığım, bunca zaman neden bu kadar beklediğimi anlamadığım bir yazarın öykü kitabı ile geldim. Şermin Yaşar'ın Tarihi Hoşça Kal Lokantası. 

Kitap 29 öyküden oluşuyor. 29 öykünün her bir anlatıcısı birinci kişi. Hepsi kalbimize dokunan ve arkadaşımız, akrabamız, komşumuz hatta kendimizi bulduğumuz karakterler. Bir köşede unutulmuş bakkalcı, köylü, aile şefkati görmeyerek büyüyen, terk edilmiş, aşk acısı çeken, sevdiği ile vedalaşamamış, fakiri, genci, yaşlısı... Hemen hemen hepsi yalnız, kaybetmiş kalbi kırık insanlar. 

Ben çok severek okudum. Bazı hikâyeler gülümsetti beni. Hatta keyiflendirdi. Soluk Taşı,Zarif  ve biraz da Bamya hikâyeleri. Bazı hikâyeler vardı ki o kadar hüzünlüğüydü ki kalbime dokundu, içime işledi. Özellikle de Onuncu Yıl, Hacanne ve 72 Saniye. 
Arka kapakta yazdığı gibi hepsi yeşilçam filimlerini andıran sımsıcak hikâyeler. 
(03.09.2026) 

ALINTI
"Bakkaldan içeriye otuz beş yıldır insanlar girer. Siz sanırsınız ki müşteri gelir, ihtiyaçlarını alır gider. Öyle değil kazın ayağı... Bir köy bakkalında hiç kimse, şehirlerin tabiriyle, 'Üstü kalsın' demez. Ama üstü kalır. Çok fena kalır."

"Zengin gelir, zengini... Sırasını beklemez, girdiği gibi sıralar isteklerini. Durumu olmayanın durumu olana usulca sıra verdiği bir dünyadır neticede burası. Ondan alır, bundan alır, 'Şundan da tart' der, 'bundan da tart...' Bolca alır. Zengin gider, kibri bakkalda kalır."

"Müşterilerin yıllar içerisinde usul usul bıraktığı yalnızlığı, çaresizliği, fakirliği, kibri, heyecanı, sevinci gördüm. Veresiye defterlerini gördüm. Bütün sayfalarına tek tek, kocaman çarpılar attım. Bakkal öldü, hesap görülmüştür..."

"Üniversitede halkla ilişkiler okudum. Ailem olan ilişkimden umudumu kesince, belki halkla iyi ilişkiler kurarım diye düşündüm."

"Cesaret edebilseydim derdim ki: 'Haritayı yere serip dört ucundan sabitlediğinizde çocuklar, kalbimin yüzölçümünün hemen hepsini kapsayan, acıya dik, hayal kırıklığına parelel uzanan o büyük yükseltileri göreceksiniz. Sanki bir kızgın demirle dağlanmış gibi duran yükseltilere yıllar önce, Kusura Bakma Dağları adını verdim.'"

"Burası Tarihi Hoşça Kal Lokantası. Giderken herkes hoşça kal diyor; ben de kimseye, 'Gitme' demiyorum. Gitme demeyince, tekrar gelmiyorlar. Oturup Hoşça kalıyorum lokantada."

"Bu seferlik bizden olsun."
"Olur mu öyle şey, lütfen."
"Olur. Nasıl olsa bir daha gelmezsiniz. Gelecek gibi olursanız zahmet etmeyin. Paket servisimiz de var. 444 0 HİÇ. 
"Efendim?"
"Hiç."

"Hani halının üzerine bir koltuk koyarsın, yıllar sonra o koltuğu kaldırdığında bir daha düzelmeyecek olan bir çukur kalır ya halıda. Ben o koltuktum onun hayatında. Kalkıp gittim ve onu yüreğindeki çukurla bıraktım."

"Korku böyle bir şey Muazzez; insana her şey yaptırır, bunu bir âşıklar bir de inananlar bilir."

"Oda daha çok soğudu sanki telefonu kapatınca. Üstüme hırkamı aldım. Beden üşüse çaresi vardır işte, eyvah ki ruh üşüyorsa..."

"Gözlerimden gözyaşı değil asit aktı sanki. Ruhumdaki pası sıradan gözyaşlarının temizlemesi zaten mümkün değildi."

"Kendi evime, göğüskafesi boş, kucağı dolu, annesiz bir anne olarak döndüm. Acıdan öleceğimi sanmıştım. Ölmedim. Zamanla ağlamamayı, sızlanmamayı, anne olmayı, annem gibi anne olmayı öğrendim. Bugün Eda'nın onuncu yaş günü. Büyüdü. Büyüdük..."




Ağustos Ayında Okuduklarım


Herkese merhaba. Ağustos ayında okuduğum kitaplar ile geldim. Bu ay sekiz kitap okudum. Yeni yazarların kalemiyle tanıştım, Renne Ballard Serisi'nin ikinci kitabını okudum. Agatha Christie okumaya devam ettim. Ama bu sefer Agatha Christie biraz beni üzdü. Maalesef Hollow Malikanesi Cinayeti pek sevemedim.
En sevdiğim kitaplar O Gece ve Leydi Susan oldu. 
İki tane de yarım kitabım kaldı 🥺 Büyü Dükkanı ile Mutlu Ölüm. Eylül ayında inşallah. 

Neler mi okudum? 
5) O Gece


Motifleri de unutmadım tabii. 8 motif daha eklendi. Kızıma hırka olacak inşallah. 

3 Eylül 2026 Perşembe

Nasıl Ölünür


EMILE ZOLA

Comment on meurt
Can Yayınları
48 Syf
4/5



Herkese merhaba. Emile Zola'nın kalemiyle tanışma kitabı olan Nasıl Ölünür ile geldim. 

​Nasıl Ölünür, isminden de anlaşılacağı üzere konusunun ölüm olan beş kısa öyküden oluşmaktadır. Farklı geçmişlere, sosyal konumlara ve hayat hikayelerine sahip son derece farklı beş insan bu kitapta yaşamını yitiriyor.
​Bir adam sevgisiz ölür; bir kadın hayırsız, savurgan çocukları için endişelenirken ölür; bir başkası yarım kalan tüm işlerin kaygısıyla ölür; fakir bir çocuk ise aç ve soğuktan ölür; yaşlı bir çiftçi hasadı düşünerek ölür...
Genç ya da yaşlı, zengin ya da fakir, günahkar ya da aziz... Hepsi bir gün hayatı toprağın altına son bulur 

Beni en çok etkileyen fakir küçük çocuğun hikâyesi oldu. O annenin çocuğunun öldüğünü anlayabilmesi için ardı ardına kiprikleri yakma sahnesi beni benden aldı 🥺

İnsanın hayatındaki en kaçınılmaz olaya değinen bu kasvetli öykülerde Zola, her bir bireyin iç düşüncelerini, ölümlerini, cenaze törenlerini ve ailelerinin ölüme verdiği tepkiyi tasvir ediyor.

Son olarak yazarın anlatımını sevdim. Ama konudan dolayı hikâyeleri okurken ruhum çok daraldı. 
(27.08.2026) 

ALINTI
"Annelerinin etrafını sarıp onu sevdiklerine, onu kurtaracaklarına dair yeminler ettiler. Kadın inatçı bir ifadeyle hayır diye cevap verdi; kendini büsbütün kuşkulara kaptırdı. Paranın zehirlerdiği korkunç bir can çekişme haliydi bu." (20) 

"İçinde, cimriliği ve parası çalınacak korkusuyla, ölmüş anneleri uyanmıştı. Para ölümü zehirlerse, ölümden bir tek öfke çıkar. Taputların üzerinde insanlar dövüşür." (24) 

"Onu rutubetli hava bitirdi," dedi doktor. 
Morisseau yumruğunu havaya kaldırdı. Zaten yoksul insanlar her türlü havada geberip gidiyorlardı! Don yapıyordu, hiçbir işe yaramıyordu; buzlar çözülüyordu, daha da beter oldu. Eğer karısı isteseydi bir mangal kömür yakıp üçü birden giderlerdi. Her şey daha çabuk biterdi." (30) 

"Ah, sıcacık, tüy kadar hafif bu çocuğun cesedi ne kadar da sefildi! Karda ölmüş bir serçeyi şiltenin üstüne yatırsalar bu kadar az yer kaplamazdı." (37) 



Hırçın Kız




WILLIAM SHAKESPEARE

The Taming Of The Shrew
İş Bankası Kültür Yayınları
125 Syf
4/5

Herkese merhaba. 
Shakespeare'in eğlenceli eserlerinden biri olan Hırçın Kız ile geldim. 

Hırçın Kız, ön oyuncu bir tiyatro eseri. İki sahnede oluşan ön oyunda Sly adında bir sarhoş meyhane çıkışı sızıp kalır. O sırada Lord ve adamları avdan dönmektedir. Lordun aklına bir oyun oynamak gelir. Sarhoş Sly'i lordun evine götürülecek ve ayıldığında da herkesin hizmet ettiği bir Lord gibi davranılacak. Sly eve götürülür ve kendine gelir. Sly'na oynanan oyun farklı bir şekilde gelişir. Eve gelen tiyatrocular da katılır. Ve asıl oyun olan V perdelik Hırçın Kız başlar. 

Baptista adında bir adam iki yetişkin kızı vardır. Katherina ve Bianca. Küçük olan Bianca'nın bir çok talibi vardır. Ama Kate'in davranışlarından dolayı hiç talibi yoktur. Babaları Kate evlenmeden Bianca'nın evlenmesine izin veremeyeceğini söyler. Bunun üzerine Bianca'nın talipleri Kate'i evlendirebilmek ve Bianca'nın kalbini kazanmak için entirikalar başlıyor. 
Bu olayların üzerine Veronalı bir soylu olan Petruchio, Katherina'ya talip olacağını ve onu ehlileştirebileceğini söylüyor. İkili evleniyor. 

Shakespeare, eseri 19, 20 yaşlarında yazmış. Yazarlığının ilk dönemlerinde olmasına rağmen karakter oluşturma konusunda usta olduğunu ortaya koymuş. 
İtalyan komedyasından esinlenmiş. 

Petruchio, Katherina'ya bilerek çok kötü davranıyor. İlk başlarda hoşlanmadığımız Kate, kocasına verdiği zekice cevaplarla kalpleri feth ediyor. 

Aksi bir kadının uysal bir eşe dönüşmesini anlatan bir komedya. Ayrıca o dönemde erkek gözüyle kadına nasıl bakıldığı açıkça sergilemiş. 

Ben keyif alarak okudum. 
(25.08.2026) 


ALINTI
"Bırakın kadını, hangi insan bu kadar hakarete sabır gösterir? O dönemde bu hakareti erkek ettimi haklı oluyor, kadın ağzını aynı şekilde konuştumu f* deli ya da ifritin olup çıkıyor."

"O ne kadar dikbaşlıysa, ben de o kadar kararlıyım, 
Afet gibi iki yangın karşılaştı mı, 
Öfkelerini besleyip büyüten şeyi silip süpürüverirler. 
Ufacık bir ateşi küçük bir rüzgarı büyütür ama, 
Güçlü bir fırtına ateş mateş bırakmaz orada;
Onun karşısında ben böyleyim işte
O da bana boyun eğecektir elbette. 
Ben çetin cevizim, öyle ağzı süt kokan bebekler gibi, 
Aşk ilan edip diller dökemem."

"Neyin müjdesi olacak; dinginliğin, aşkın, sakin bir hayatın, 
Büyük bir saygının, doğru bir egemenliğin müjdecisi. 
Kısaca güzellik ve mutluluktan başka bir şey değil."



Ölüm Dalgaları (Hercule Poirot #27)

AGATHA CHRISTIE Hercule Poirot #27 Take At The Flood Altın Kitap 280 Syf 4/5 Herkese merhaba.  Bu ayki Agatha Christie kitabım Ö...