MATTHEW BLAKE
Juno Kitap
448 Syf
4,5
Herkese merhaba.
Sonunda bir kitap bitirebildim. Kitaptan dolayı değil benden kaynaklı bir durum.
Ayın ilk kitabı 41 ülkede yayınlanacak, dizisi için çalışmaları süren ve geçen yılın en çok konuşulan psikolojik gerilim romanlarından biri olan Anna O oldu.
Anna Ogilvy, magazin saygalarını süsleyen, küçük bir derginin ortaklarından olan yirmi beş yaşında genç bir yazar. Bir gece ailesine ait bir çiftlikte hiçbir neden yokken en yakın arkadaşlarını bıçakla vahşice öldürür. O andan sonra da uykuya dalar ve bir daha uyanmaz. Basın tarafından "Uyuyan Güzel" olarak adlandırılan Anna'nın durumu nörologlara göre nadir bir psikosomatik bozukluktur. Bu hastalığın adı vazgeçme sendromudur.
Dört yıl sonra Adalet Bakanlığı'nın adli psikolog Dr. Benedict Prince'in uykuda gerçekleştirilen cinayetler ile ilgili tedavi yöntemi hakkında yazdığı makale dikkatlerini çeker. Dr. Benedict'i Anna O'yu uyandırmak için görevlendirilir.
Dr. Prince'in işi pek kolay olmayacaktır. Hem Anna O'yu uyandıracak hem o gece neler olduğunu dair gerçekleri öğrenecek hem de sırlarla dolu yüksek profilli bir şüpheliye karşı dikkatli olması gerekecektir.
Tüm olumsuzluklara rağmen Anna O'yu nedense çok sevdim. Bazı sahneler olmamış. Aynı cümlelerin tekrar tekrar söylenmesi, absürd olduğunu düşündüğüm bazı bölümler... Birazcık da sanki Sessiz Hasta'nın farklı bir versiyonu gibiydi.
Yazarın bölümleri kısa tutması hoşuma gitti. Bölüm sonlarıyla gizemi artırmış, daha fazla okumaya teşvik etmiş. Bu da heyecanla sayfaları çevirmeme neden oldu. Ayrıca yazar şaşırtıcı sürprizleriyle, gerilimiyle beklentimi yükseltti ve hiç beklemediğim, tahmin edemediğim bir sonla karşılaştım.
Bütün karakterleri sevdim. Dr. Benedict'i özellikle ve onun için çok üzüldüm. Duygusal anlamda da etkilendiğim bir kitaptı.
Son olarak Anna O'ya "Uyuyan Güzel" denmesi ve doktorun soyadının "Prince" olması ironisi çok hoşuma gitti. Acaba Prens Uyuyan Güzel'i uyandırabilecek mi? Anna O'yu okumanızı tavsiye ederim.
ALINTI
"Gerçek seni özgür kılar."
"Sevginin bu kadar acı verici, güçsüz düşürücü ve tüketici olabileceğini fark etmemiştim"
‘"Zihin kendi mekânını yapmaya muktedirdir. Dilerse cehennemi cennete, cenneti de cehenneme dönüştürebilir."
"Bedenim uykuyu özlüyor, zihnim ise bundan çok korkuyordu.
Uyku cadı saatidir. Karanlık gölgeler. İdin, yani ilkel ve hayvani yanın ortaya çıkması. Bilinçaltı âlemi. Kendi zihnim beni korkutuyordu.
Uykudan ölüyordum.
Keşke biraz uyuyabilseydim."
"Yaşayan bir ölü gerçek bir ölüden çok daha kötüydü."
"Ona ihtiyacım vardı, onun da bana ihtiyacı vardı. Bu eşsiz bağ bizi birleştiriyordu. Dünyada bir başına kalmış iki kişi gibiydik.
Öte yandan başka endişelerim de vardı. Acaba onu uyandırarak hücresinin kapısını ben mi kilitliyordum? İyileştirme ve yargılamamaya dair yeminime ihanet mi ediyordum? Devletin suç işlediğinden bile haberi olmayan birini hapse atmasına yardım mı ediyordum? Tarihin yanlış tarafında mı duruyordum?"
"Her mermer bloğun içinde bir heykel saklıdır."
“Ben Anna olacağım,” dedim. “Sen de anne ve babasının birleşimi.”
Harriet kaşlarını kaldırdı. “Sanırım biri yaş konusunda yanlış hesap yapıyor. Peki, ya iki kurban?”
“Korkarım ki ölümde olduğu gibi yaşamda da unutuldular."
"Şüpheliyi bul, hikâyeyi öğren.
Av zamanı."
"Rüyalar en karanlık sırlarımıza giden bir otoyoldu. Hatta muhtemelen en karanlık anılarımıza da."
“Geçmiş, bugünü iyileştirmenin tek yoludur.”
"Ama şimdiye kadar hiçbir şey yoktu. Hâlâ hayattaydım.
Keşke uyanık kalabilsem diye düşünüyordum.
Uyku tehlikeliydi, hatta tehlikenin ta kendisiydi.
Uyku ölümdü.
Ne olursa olsun gözlerimi kapatmamalıydım."
“Zihin tuhaf bir şekilde insana özgüdür. Başka hiçbir hayvanın böylesine geniş bir kapasiteye sahip bir beyni yoktur.
Ama bu yetenek aynı zamanda bir lanettir de."
"İnsanlar oldum olası hikâye dinlemeye hazırdı, bunun için programlanmışlardı âdeta. Doğru şekilde sunduğunuz her şeye kolayca inanırlardı."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder