31 Mart 2026 Salı

Mart Ayında Okuduğum Kitaplar




Herkese merhaba. 
Mart ayında okuduğum dört kitapçık ile geldim. Görüldüğü üzere pek verimli bir ay değildi. 
Neler mi okudum? 

1) Anna O

Dipnot: Bu arada bu sene her okuduğum kitap için bir motif örüyorum. Yıl sonunda battaniye mi olur yoksa çantayla mı kalır göreceğiz. 


OCAK





ŞUBAT

30 Mart 2026 Pazartesi

My Scandalous Viscount (Inferno Club #5)



GAELEN FOLEY

Inferno Club Serisi #5
357 Syf
4/5


Herkese merhaba. 
Bu ay o kadar verimsiz geçti ki anca ayın ikinci kitabını okuyabildim. 

Şimdi sıra Cehennem Kulübü ajanlarından Beauchamp Vikontu Sebastian'da. Beau'da diğerleri gibi kendisini ülkesine ve kralına adamış onurlu bir beyefendidir. Virgil'in öldürülmesinden sonra (merak ettiğim karakterlerdendi. Birazcık da spoiler oldu galiba) Tarikat'ın başına geçmiş durumda. Beau, Tarikat'ı korumak amacıyla burnunu her işe sokan Bayan Carissa Portland ile evlenir.

Aslında Carissa dedikoducu biri değildir. Bir "bilgi kadını"dır. Gözlemleri sonucu tek yapmak istediği, çapkın Beauchamp'ı öfkeli bir kocadan korumaktır. Aklı her ne kadar Beau'nun kötü şöhertinden dolayı uzak durmasını söylese de kalbi ve bedeni tam tersini söylemektedir. Carissa, Beau'yu korumaya çalışayım derken kendisi önce Tarikat'ın ortasında sonra Beau'nun eşi olarak bulur. Bu da yetmezmiş gibi kocasını korumak amacıyla yaptığı araştırmalar sonucu çıkardığı sırların içinde bulur.

Carissa ile ilk Şeytan Diyor ki'de karşılaşmıştık. Daphe'nin en yakın arkadaşıydı. O zaman ilgimi çeken bir karakter olmuştu. Onun hakkında hayal kırıklığına uğramamak çok hoşuma gitti.
Kitabın ilk yarısı daha çok romantizm içeriyordu. Ajanlarla, Tarikat ile ilgili sorunlara yavaş yavaş giriş yapılmış. Kayıp ajanlar Nick ve Trevor hakkında bir şeyler öğreniyoruz. İkinci yarısında daha çok Tarikat ile ilgiliydi. Tarikat ve ajanlar tehlike altında. 

Benim için eğlenceli, keyifli bir okuma oldu. Carissa çok eğlenceliydi. En sevdiğim karakterlerden oldu. İkilinin uyumunu da sevdim.. 

Çok fazla söyleyecek bir şey yok aslında . My Scandalous Viscount, historical romanslarda sevdiğim her şeye sahipti. Heyecan, entrika, romantizm, tutku, mizah ve en önemlisi hayatları, aşkları için yaptıkları ve zaferleri beni tamamen içine çeken ve daha fazlasını okumaya teşvik eden muhteşem karakterler.

Maalesef ülkemizde harcanan bir seri. Serinin tamamı çevrilmesi gerekiyor. Son olarak My Scandalous Viscount, serinin beşinci kitabı.

ALINTI

"Kertenkele adam için endişelenme. Onu kontrol altına aldım." "Emin misiniz? Warrington'ın kanının peşindeymiş gibi geldi." "Demek yine gizlice dinliyordun. Bilmem gerekirdi. Peki burada casus hangimiz?" "Elimde değil
******************************************************************************
"Ah, lanet olsun. Dürüst olmak gerekirse, haftalardır bu alçağa yarı aşıktı, onu onaylamaması bir yana."
****************************************************************************************************
Ona şüpheyle baktı. "Sen bunu nereden biliyorsun ki? Beni mi izliyordun?" "Gözlerim var." "Ve meraklı küçük bir burun," diye kabul etti, burnunun ucuna vurarak.
****************************************************************************************************
"Böyle bir kız belaydı. İhtiyacı olmayan bir bela. Kendi başında yeterince bela vardı."


The Inferno Club Serisi
6) My Scandalous Viscount
7) My Notorious Gentleman
8) The Secrets of a Scoundrel





Güzel Çirkin




ALICE FEENEY

Beautiful Ugly
Yabancı Yayınları
312
4/5



Herkese merhaba. 
Ne Yaptığını Biliyorum, Taş Kağıt Makas, Daisy Darker... Şimdi sıra Güzel Çirkin'de. 

Yazar Grady Green, çok satan yazarlardan biri. Gazeteci olan eşi Abby, bir gece eve gelirken yolda yatan birini görür. O ara Grady ile konuşan Abby, aracından inip o kişiye yardım etmeye gider. Grady, eşine ulaşamayınca hemen onun yanına gider. Abby'nin arabası farları açık bir şekilde uçurumun kenarında durmaktadır. Şoför kapısı açık ve Abby'nin telefonu arabanın içerisindedir. Ama Abby'den hiçbir iz yoktur. 
Eşinin kaybolmasının üzerinden bir yıl geçmiştir. Hâlâ ondan bir haber yoktur. Grady, eşine neler olduğunu öğrenme çabası sonuçsuz kalmıştır. Keder içinde olan Grady, kitap yazamamakta ve elinde avucunda olan her şeyi kaybetmiştir. 
Grady, temsilcisi Kitty'nin teklifi üzerine İskoçya'da Highlands'te bulunan Amberly Adası'na gider. Grady'nin amacı şehrin karmaşasından kaçmak bu izole adada biraz huzur bulup kitap yazmaktır. Ama daha ilk dakikadan tuhaf olaylar başlar. Feribot ile adaya geçerken Abby'ye benzeyen bir kadın görür. 
Bu ada tahmin ettiğin gibi değildir. Yabancı hiçbir ziyaretçi kabul etmeyen, sadece 25 kadının yaşadığı ve anakara ile hiçbir bağlantısı olmayan bir adadır. 
Grady, kitap yazmaya çalışırken gerçek ve hayal dünyasında gidip gelmeye başlar. Karanlık bir dünyaya adım atmış ve artık her şey için çok geçtir. 

Konusuyla ilgimi çeken bu kitap hakkında tam olarak ne düşüneceğimi bilmiyorum. Daisy Darker gibi izole bir ada (benim için biraz hayal kırıklığı olan bir kitaptı) Taş Kağıt Makas gibi evlilikle ilgili sırlar. Sanki ikisinin karışımı gibiydi. 
Üç tane büyük sürprizle karşılaşıyoruz. Biri benim için sürpriz değildi. Bunları da son sayfalara doğru öğreniyoruz. Bu zamanda kadar yazar bizi farklı bir yöne doğru yönlendiriyor. Spoiler olmadan anlatmak zor ama sürprizlerden birinde bence mantık hataları vardı. Ve biraz saçma buldu"Yazar olmak dünyadaki en iyi işti, ta ki öyle olmayana kadar."m. 
Beş yıldızlı olarak başlayan bir okuma: karısının esrarengiz kayboluşundan sonra kederli kitap yazma yeteneğini kaybeden bir koca ve sırlarla dolu izole bir ada... İkinci yarıda Grady'nin gerçeklik ve halüsinasyon arasında gidip gelmesindeki tasvirlerin tekrarları nedeniyle hikâyenin temposunu düşmüş. Ve son da tam olmamış. 

Yazar, tüm olumsuzluklara rağmen okutuyor. İşte burada kafa karışıklığı ortaya çıkıyor. Yeni kitaplarını okur muyum? Meraktan yine okurum galiba. 


ALINTI

"Eşim önemli hikâyeler anlatıyor ve dünyayı, dünyadan korumaya çalışıyor. Bense benim için önemli hikâyeler anlatıyorum."
***********************************************************************************
"Sanki kıyafetlerim benim söylemediklerimi dile getirmeye çalışıyor: Ben bozuldum. Kırık dökük hâldeyim."
***********************************************************************************
"İnsanlar bu adada sürekli hayalet görürler."
***********************************************************************************
"Hayat çok nadiren mutlu sonla biten bir peri masalıdır. Hayat, Güzel Çirkindir; bunu bana eşim öğretti."
***********************************************************************************
"Buraya geldiğimden beri çok şey öğrendim. Hem kendime hem de dünyaya dair çok şey; sanki burası gözlerimi daha önce göremediğim her şeye açtı. Hiçbir erkek ada değildir ama kadınlar gerekirse olurlar."
***********************************************************************************
"Tüm insanların yaşadığı üç temel korku var:
Ölüm korkusu.
Terk edilme korkusu.
Başarısızlık korkusu."
***********************************************************************************
"Ben dünyayı değiştiremeyeceğimi kabullendim ama eşsizliğin korkulacak ya da hor görülecek değil, kutlanacak bir şey olduğuna inanıyorum. Hayat hem güzel hem de çirkin, bizim de madalyonun iki yüzüyle birden yaşamayı ve karanlıktaki ışığı görmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Dünya Güzel Çirkin, ilişkiler Güzel Çirkin, insanlar Güzel Çirkin. Bunu anlamak hayatı yaşamayı kolaylaştırıyor."
***********************************************************************************
"Sanırım bazen sahip olduklarımızı görebilmemiz için her şeyin epey bir kararması gerekiyor. Dünya geceleri, karanlık tüm çirkin şeyleri sakladığında hep daha güzel görünüyor."
*****************************************************************************************
"Yazar olmak dünyadaki en iyi işti, ta ki öyle olmayana kadar."
*****************************************************************************************
"Ağaçlar büyüdükleri gibi küçülürler de ve bence bu insanlar için de geçerli. Ne kadar büyürsek, o kadar küçük hissetmeyi öğreniriz."
***********************************************************************************
"Hayat bir soru işaretine dönüştüğünde cevaplar aramaya başlar, doğru cevapları bulamadığınızda da yanlış olanları ararsınız."
*********************************************************************************
"Bazen bir kişinin 'hiçbir şey'i, başka birisi için çok ama çok şey olabiliyor."





Sittaford Malikanesi'nin Gizemi



AGATHA CHRISTIE

The Sittaford Mystery
Altın Kitap
288 Syf
4/5



Herkese merhaba. 
Uzun zamandır Agatha Christie okumuyordum. Sittaford Malikanesi'nin Gizemi çok iyi geldi. 

Datmoor'da gözlerden uzak Albay Trevelyan'ın evini kiralayan Willet ailesi Sittaford Malikanesi'nde bir davet verir. Davet sırasında eğlencesine ruh çağırmaya karar verirler. Masaya toplanan davetliler ritüeli gerçekleştirdikleri sırada Trevelyan'ın cinayete kurban gittiğini öğrenirler. Hepsi korku ve şok içerisinde kalırlar. Her cuma yanına giden en yakın arkadaşı Binbaşı Burnaby, yolların karla kapanmasını göze alarak Trevelyan'ın evine gider. Eve gittiğinde bir soygun girişimi izlemi verilmiş bir ortam ve Trevelyan'ın cesedi ile karşılaşır. 
Trevelyan zengin bir adamdır. Mirasçılarından biri olan yeğeni James Pearson şüpheli olarak tutuklanır. Nişanlısı Emily, Jim'in katil olduğuna inanmaz ve gerçek katili bulmak için araştırmalara başlar. Ayrıca Emily, bir gazetenin yarışmasını kazanan Binbaşı Burnaby'ye ödülünü vermek için gelen gazeteci Charles Enderby ile iş birliği yapar. 
Sakin müfettişimiz Narracott ile birlikte de yaşlı adamın kimin ve neden öldürüldüğü ardındaki şok edici gerçeği ortaya çıkarırlar. 

Offf yine katili bulamadım. Çok az üstünde durduğum kişi çıktı. Sonradan düşünüyorum da Agatha Christie ufak tefek ip uçları bırakmış. Ben gözden kaçırmışım. 

Hem polis tarafından hem de bir amatör tarafından yürütülen soruşturma, farklı açılardan farklı görüşlerin sunulması güzeldi. Aralardaki sürprizler, renkli karakterler ve cinayetin geçtiği ortam keyifli bir okuma yapmamı sağladı. 

Sittaford Malikanesi'nin Gizemi, bir Hercule Poirot ya da Miss Marple romanı olmayabilir ama ben hikâyeyi çok beğendim. 
Herşeyi alt üst eden eğlenceli bir Christie gizemi daha. Tavsiye edilir. 

Kitabın daha önce basılmış diğer isimleri:
🔎 Beşi Yirmibir Geçe
🔎 Ruhların Cinayeti

22 Mart 2026 Pazar

Anna O


MATTHEW BLAKE

Juno Kitap
448 Syf
4,5




Herkese merhaba. 
Sonunda bir kitap bitirebildim. Kitaptan dolayı değil benden kaynaklı bir durum. 
Ayın ilk kitabı 41 ülkede yayınlanacak, dizisi için çalışmaları süren ve geçen yılın en çok konuşulan psikolojik gerilim romanlarından biri olan Anna O oldu. 

Anna Ogilvy, magazin saygalarını süsleyen, küçük bir derginin ortaklarından olan yirmi beş yaşında genç bir yazar. Bir gece ailesine ait bir çiftlikte hiçbir neden yokken en yakın arkadaşlarını bıçakla vahşice öldürür. O andan sonra da uykuya dalar ve bir daha uyanmaz. Basın tarafından "Uyuyan Güzel" olarak adlandırılan Anna'nın durumu nörologlara göre nadir bir psikosomatik bozukluktur. Bu hastalığın adı vazgeçme sendromudur.
Dört yıl sonra Adalet Bakanlığı'nın adli psikolog Dr. Benedict Prince'in uykuda gerçekleştirilen cinayetler ile ilgili tedavi yöntemi hakkında yazdığı makale dikkatlerini çeker. Dr. Benedict'i Anna O'yu uyandırmak için görevlendirilir. 
Dr. Prince'in işi pek kolay olmayacaktır. Hem Anna O'yu uyandıracak hem o gece neler olduğunu dair gerçekleri öğrenecek hem de sırlarla dolu yüksek profilli bir şüpheliye karşı dikkatli olması gerekecektir. 

Tüm olumsuzluklara rağmen Anna O'yu nedense çok sevdim. Bazı sahneler olmamış. Aynı cümlelerin tekrar tekrar söylenmesi, absürd olduğunu düşündüğüm bazı bölümler... Birazcık da sanki Sessiz Hasta'nın farklı bir versiyonu gibiydi. 

Yazarın bölümleri kısa tutması hoşuma gitti. Bölüm sonlarıyla gizemi artırmış, daha fazla okumaya teşvik etmiş. Bu da heyecanla sayfaları çevirmeme neden oldu. Ayrıca yazar şaşırtıcı sürprizleriyle, gerilimiyle beklentimi yükseltti ve hiç beklemediğim, tahmin edemediğim bir sonla karşılaştım. 

Bütün karakterleri sevdim. Dr. Benedict'i özellikle ve onun için çok üzüldüm. Duygusal anlamda da etkilendiğim bir kitaptı. 

Son olarak Anna O'ya "Uyuyan Güzel" denmesi ve doktorun soyadının "Prince" olması ironisi çok hoşuma gitti. Acaba Prens Uyuyan Güzel'i uyandırabilecek mi? Anna O'yu okumanızı tavsiye ederim. 

ALINTI
"Gerçek seni öz­gür kılar."

"Sevginin bu kadar acı ve­rici, güçsüz düşürücü ve tüketici olabileceğini fark etmemiştim"

‘"Zihin kendi mekânını yapmaya muktedirdir. Dilerse cehen­nemi cennete, cenneti de cehenneme dönüştürebilir."

"Bedenim uykuyu özlüyor, zihnim ise bundan çok korkuyordu. 
Uyku cadı saatidir. Karanlık gölgeler. İdin, yani ilkel ve hay­vani yanın ortaya çıkması. Bilinçaltı âlemi. Kendi zihnim beni korkutuyordu.
Uykudan ölüyordum.
Keşke biraz uyuyabilseydim."

"Yaşayan bir ölü gerçek bir ölüden çok daha kötüydü."

"Ona ihtiyacım vardı, onun da bana ihtiyacı vardı. Bu eşsiz bağ bizi birleştiriyordu. Dünyada bir başına kalmış iki kişi gi­biydik.
Öte yandan başka endişelerim de vardı. Acaba onu uyandıra­rak hücresinin kapısını ben mi kilitliyordum? İyileştirme ve yargılamamaya dair yeminime ihanet mi ediyordum? Devletin suç işlediğinden bile haberi olmayan birini hapse atmasına yardım mı ediyordum? Tarihin yanlış tarafında mı duruyordum?"

"Her mermer bloğun içinde bir heykel saklıdır."

“Ben Anna olacağım,” dedim. “Sen de anne ve babasının birleşimi.”
Harriet kaşlarını kaldırdı. “Sanırım biri yaş konusunda yanlış hesap yapıyor. Peki, ya iki kurban?”
“Korkarım ki ölümde olduğu gibi yaşamda da unutuldular."

"Şüpheliyi bul, hikâyeyi öğren.
Av zamanı."

"Rüyalar en karanlık sırlarımıza giden bir otoyoldu. Hatta muhtemelen en karanlık anılarımıza da."

“Geçmiş, bugünü iyileş­tirmenin tek yoludur.”

"Ama şimdiye kadar hiçbir şey yoktu. Hâlâ hayattaydım.
Keşke uyanık kalabilsem diye düşünüyordum.
Uyku tehlikeliydi, hatta tehlikenin ta kendisiydi.
Uyku ölümdü.
Ne olursa olsun gözlerimi kapatmamalıydım."

“Zihin tuhaf bir şekilde insana özgüdür. Başka hiçbir hay­vanın böylesine geniş bir kapasiteye sahip bir beyni yoktur. 
Ama bu yetenek aynı zamanda bir lanettir de."

"İnsanlar oldum olası hikâye dinlemeye hazırdı, bunun için programlanmışlardı âdeta. Doğru şekilde sunduğunuz her şeye kolayca inanırlardı."

Mart Ayında Okuduğum Kitaplar

Herkese merhaba.  Mart ayında okuduğum dört kitapçık ile geldim. Görüldüğü üzere pek verimli bir ay değildi.  Neler mi okudum?  ...